Bu akşam 21..30 da Yasemin ile Yağmur zamanı gönüllerinize nisan yağmuru oluyor .DAVETLİSİNİZ (21/04/2018 10:41) | Tek hece Aşk,Vurgun,ya evde yoksan...Daha nice güzel şiiri gönlümüze emanet edip gitti ...Cemal Safi aramızdan ayrıldı ışıklar içinde uyusun,mekanı cennet olsun (18/04/2018 16:27) | Şiir zamanı bahardan güzel şiir dolu günler,esenlikler diler... (15/04/2018 01:48) | Memik Oğlan topladı güneşleri, ruhuna takıp gitti. Güneşin gözyaşı olur mu? Ülkü Tamer için evet. Edebiyatın, sanatın, güzel insanların başı sağ kalsın. (02/04/2018 11:30)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

KÜÇÜREK (Minimal/Minnacık) Öykü Türü [Devamı]

Ülkü Tamer'e Veda... [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER [Devamı]

BU DÜNYADAN BİR CEMAL SAFİ GELDİ GEÇTİ  [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Aşk; sаndığın kаdаr değil, yаndığın kаdаrdır…
    Mevlana

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 5 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

KÜÇÜREK (Minimal/Minnacık) Öykü Türü


hasan büyükkara ile ilgili görsel sonucu

Edebi gönül dostumuz Hasan BÜYÜKKARA edebiyatın can damarı her türlü konuyu paylaşmaktan büyük keyif duyarlar. Geçenlerde “Öykünün Haikusu” diye tanımladığı KÜÇÜREK öykülerden örnekler vererek Şiir zamanı Ailemiz’de işlenmesini dile getirdiler.


Facebook, Twitter gibi popüler paylaşım alanlarında kısa, etkili ve özlü sloganların/mottoların,  yaygın kullanımlarından ayırt edilmesinin de önemli olduğu bu zamanda Küçürek (Minnacık) öykü türünü paylaşmanın tam vaktidir.


Önce bizdeki KÜÇÜREK ÖYKÜ yazarlarımız olarak, Hulki AKTUNÇ; Necati TOSUNER; Tezer ÖZLÜ; Haydar ERGÜLEN, Vüs’at O. Bener’in isimlerini sıralayabiliriz.  Daha pek çok isimleri  bilenler bu yazının altına  ekleyebilirler. Üşenmek yok.


minnacık ile ilgili görsel sonucu


Hemen edebi değerbilirlik yönünden ekleyelim, yazı içinde de isimleri  geçecek edebiyat insanları Prof. Dr. Ramazan KORKMAZ, Prof. Dr. Şaban SAĞLIK,  Doç. Dr. Ayşenur KÜLAHLIOĞLU İSLAM, Yrd. Doç. Cafer GARİPER, Dr. Mutlu Deveci, Dr. Ülkü ELİUZ bu konuyu bir panelde kapsamlı biçimde irdelemişlerdi. Edebiyatçılarımızın akademik unvanları 1993 yılına ait,  şimdi çoktan hepsi profesör olmuşlardır. Söylemeyi unutup, gücendirme yaratmayalım.


Ä°lgili resim


 Ezop ve  Ernest HEMİNGWAY,  öykülerinin sonu insanı fena halde şaşırtan  O. Henry takma adıyla yazan William Sydney PORTER, (Yılbaşı Hediyesi adlı öyküsü göz yaşı döktürür Hıncal Uluç her yılbaşı yazarak hıncını alır), birinci dünya savaşında vurularak ölen Saki takma adlı Hector Hugh ve yine Fahrenhayt 451 lakabıyla ünlenen Ray BRADBURY küçürek öykü yazarları olarak da bilindiler ve anılmaya devam ediliyorlar.  Pek çok yazarda sanatçıda olduğu gibi takma adlardan hoşlandıkları  görülüyor. Bunları bizimkilerden sonra söylemiş olalım ki hep yabancılara önde tutuyorsunuz diyenleri kızdırmayalım!


Dünya edebiyatında “flash fiction” (Kısacık kurgu) “short –short history (kısacık öykü) diyorlar.

Fazla uzun olmayan öyküler olarak tanımlanırsa da yanılmış oluruz.


Nedir, Nasıldır KÜÇÜREK ÖYKÜLER


Hasan BÜYÜKKARA şöyle söyleşiyor.

“Çok kısa ama bir o kadar da yoğun. (Özdeyiş değil) Birkaç sözcükle sizi duygu ve düşüncelere boğabilecek kuvvete sahip. Öykünün haikusu.”


Hemencik bir minicik örnekcik:

"Satılık: bebek ayakkabıları, hiç giyilmemiş."  Ernest Hemingway

 

Devam edelim, tanımaları uzatmadan çoğaltalım.


Kısacık öykü, minimal öykü. Biz minimal demeyelim minnacık, miniminicik, şipşirincik diyelim. Çok daha uyar bize.

Kimi 55 sözcüğü aşmasın, başlık da 7 sözcüğü diyor.  Bence başlık 7’den de az olmalı, toplam sözcük 70 olursa da zararı yok, lakin bundan daha çok olursa etkisini yitirir.


Akademik anlatımları öğrenciler sevmeden sevmek zorundadırlar.  Tanımlar dışında örneklemeler daha hoştur. Bunu herkes bilir. O halde?


Hulki AKTUNÇ’tan GECE UYARISI


“Sıkıntı verici bir film görmüş, eve dönüyordum hızlı hızlı. 

Sokak sessizdi, ıssızdı. İleride bir adam vardı. Bir apartmana bakarak, “Saat on ikiye beş var!” diye bağırdı. 

Birilerini uyarıyor sanmıştım.

Oysa, adam yürümeye başlamıştı ve sesini dört bir yana yönelterek uyarısını sürdürüyordu. “Saat on ikiye beş var!” Sürekli, “Saat on ikiye beş var!”

Üç beş pencere daha kararmıştı.”


Ferid EDGÜ’den YOLCU:


— Gidiyorum. Bu kez gerçekten gidiyorum.

— Cehennemin dibine değin yolun var.

— Ama ben o yolu bilmiyorum.

— Bilmen gerekmiyor. Yolun sonu zaten orası.”

küçürek öyküler ile ilgili görsel sonucu


Ferit ETGÜ’DEN BİR TANA DAHA.

ÖÇ.

“Köyün en hoppa kızıydı. Onu köyün en aptal gencine verdiler. Hiç çocukları olmadı. Daha doğrusu, sayısız çocuklarından hiçbiri o en aptal gençten değildi.”


“Hadi ya, bunlar da öykü mü?” diyenler okumayı yarıda kesebilir. Buraya kadar okuyanlar devam edecektir. Okuyucular hakkında fikir yürütmesen olmaz sanki!


Şimdi sıra Refik ALGAN’da. Afrodit

refik algan ile ilgili görsel sonucu


“Tüm gençliği boyunca afrodit yontusunca güzel bir kız bulup onunla evlenmek istemişti. Derken buldu da. Evlendiler.

Evliliklerinin ilk gecesinde, sabaha karşı uyandı. Karısı uyuyordu. Tuttu, karısının kollarını yontunun kırılmış olduğu biçimde kesti.”


Necati TOSUNER’den  ACI YAĞMUR

necati tosuner ile ilgili görsel sonucu

“Bir zamandır ablam annemin kafayı üşüttüğünü söylüyordu. Ben pek üzerinde durmadım. Evet, ablam da haklı. Yaşlı bir kadınla her gün aynı evde olmak kolay değil. Dün pazardı, şöyle bir uğradım onlara. Biraz kaynattık işte eskilerden falan… Ama kalktım gidiyorum, elini öptüm annemin. “Oğlum bir daha gelişinde anneni de getir…” dedi. İçimdeki yangın gözlerimi yaşarttı. Ablamın yüzüne bakmadan kaçarcasına çıktım evden. Yağmura sığındım dışarıda.”


Bu kadar örneklerin verdiği fikirler yeter.

Söylenenleri  duyar gibiyiz; “ne var bunlarda, ben de kolayca yazarım.” Tamam.

O halde toplanılan bilgileri biraz daha zenginleştirelim, işimize yarasın.


MİNNACIK ÖYKÜNÜN SIRLARI


Hazır ayrıntılı ve güzel açıklamalar varken işin kolayına kaçmış görüneceğiz. Olsun. Söyleyenlerin adını yazmaya unutmayacağız.


Prof. Dr. Ramazan KORMAZ’ın bu konudaki doyurucu açıklamaları şöyle.


“Daha çok 20. yüzyılın son çeyreğine yakın bir zamandan itibaren yoğun bir şekilde öne çıkan küçürek öykü de aslında Filozof Beydaba, Ezop, Şeyh Sadi ve Mevlana’dan beri hep varolagelen bir anlatı türüdür. Ancak yüzyılın son çeyreğinden itibaren biraz da fast food’laşan çağın ruhuna uygun bir biçimde ve yeni bir içerik yapılanmasıyla daha çok öne çıkmaya başlamıştır. 


Bu yüzden küçürek öyküleri; hayvan yahut cansız nesneleri kişileştirerek öğretici/öğütleyici içerikle anlatan fabl, bir kişi veya olayla ilgili sınırlı durumları öyküleyen anekdot ve daha çok hikemi nitelikte bir ders vermeyi amaçlayan mesel tarzı küçük anlatılardan özellikle ayırmak gerekir.

 

Öncelikle küçürek öykülerin bir hikmeti nakletme, bir düşünceyi vülgarize ederek anlaşılır kılma (Sadi’nin veya Mevlana’nın Mesnevi’sindeki meseller biçimiyle), birilerine ders/öğüt verme gibi görünür amacı ve iş- levi yoktur. Zaten tezli bir yaklaşımı oluşturup sürdürebilecek hacim ve zamana da sahip olmayan küçürek öyküler, bir bakıma anlatı kişilerinin zamansızlık ve yurtsuzluk sorunlarının metinleşmesi gibidir.


Zira hızlı tüketim çağının istemli bir ürünü gibi ortaya çıkan ve genel anlamda dağınıklığa karşı bir protesto olan (Pritchett 1998: 15) küçürek öykü/ler, akreple yelkovan arasına sıkışan özgür görünümlü, ama bürokrasinin kağıttan kelepçelerle tutukladığı çağcıl mahkûmların, kendini fark ettikten sonraki çığlığı gibidir; kısa, keskin ve tiz.


Yaşamın özüne tutulan ayna niteliği ile küçürek öyküler, bir zamansızlığın öne sürümüdür; bu nedenle öykülemekten çok gösterir ve anlatmaktan çok haykırır; “Son derece yoğunlaştırılmış, son derece yüklü, sinsi, çok yönlü, anlık, ürkütücü, kışkırtıcı, düş kırıklığına uğratıcı olan bu kısa kısa öyküler (..) romanın iki yüz sayfada yaptığını bir sayfada yapıyor..” (Shapard, 1997: 94) Sıkıştırılmış yapısıyla daima bir roman içeriği taşıyan bu anlatılar; bir eylem, bir yerde ve bir zamanda serimlenme keyfiyeti gibi, Fransız tiyatrosunun o meşhur üç birlik kuralına sıkı sıkıya bağlıdırlar.


Küçürek öykü de uzadıkça, uyaran, şaşırtan vurucu etkisinden arınır. Bu nedenle sözcük eksiltme, zaman /mekân perspektiflerini silme ve bir durumu minyatürleştirme gibi edimler, küçürek öykülerin en çok yararlandığı anlatı unsurlarıdır.”


Küçürek öykü yazılmak isteniliyorsa şunlar göz önünde tutulacak:


Küçürek öyküler keskin ve tiz çığlık gibi, etkisini gücünü yitirmemesi için gereksiz ayrıntılardan, süslerden ve abartılı uzantılardan her zaman kaçınılacak. 

 

Çığlıklar uzayıp gittikçe etkisini yitirir ve nağmeye dönüşür. Küçürek öykü de uzadıkça, uyaran, şaşırtan vurucu etkisinden sıyrılıp gider. Bu nedenle sözcük azaltma, zaman,  yer yorucu  bakış açılarından kaçınma ve bir durumu şirinleştirme gibi olgular, küçürek öykülerin en çok yararlandığı anlatı ögeleri olarak karşımıza çıkıyor.


Doç Dr Şaban SAĞLIK’a  ve herkese göre  edebi türün dilinde kendine özgelik bulunmaktadır. Şiir, öykü, roman, deneme dilleri/anlatım/yansıtma biçimler birbirinden farklıdır.  Romanda detaylar/ayrıntılar önemlidir, öyküde aşırı uzatmalar romansılığa göz kırpmaya başlar. Şiir dili ise daha özlüdür. Bütün bunlardan süzülerek küçürek/minnacık öykülerin estetik kurgusunda basit konu ve anlatının dışında, fıkralardan farklı, birey merkezli, okuyucusu yadırgıdan uzak nitelikli, üst dili aynı zamanda şiirselliğe de eğilim gösteren  ürünlerdir.


Doç. Dr. Ayşenur Külahlığoğlu İSLAM da şöyle sonuçlandırır bu konudaki değerlendirmelerini:

“Küçürek öykülerin, çağın ruhunu yansıtan ve kısa, yoğun, sürprizli, ucu açık, okur tarafından doldurulmaya müsait, derin, ama sığ görünen, basit ama çözmek için arka plana bakmak gereken bir tür olarak, kısa öyküye mahsus olduğu düşünülen bütün edebi unsurlardan yararlanarak kendine has, yeni ve geliştirilmeye açık bir çığır başlattığını söylemek hiç de yanlış olmayacaktır.

 

Yard. Doç. Dr. Cafer GARİPER’in Küçürek öykü ilkeleri de şöyle yerini alıyor.


“Küçürek öykü, klâsik hikâyenin uyduğu serim, düğüm, çözüm fikrinden uzak yapıda bir kuruluşa sahiptir. Çok katmanlı, çok anlamlı, çağrışıma açıktır ve imge yüklüdür.


Çoğu zaman anlatılacak bir öyküye dayanmayışıyla şiire yaklaşır,


Yiire yaklaşan dil işçiliği, kelime, ekonomisine sahiptir,


Küçürek öykü, çoğu kez şiirlik zaman ve mekân algısını kullanarak, çağrışıma açık bir dil ve imgeler sistemi oluşturarak şiirsel söylemi kurar.


Savunulacak tezinin bulunmaması onu şiire yaklaştıran yanlarından biridir.


Genellikle aklın ve mantığın bilinçli kurulan sebep-sonuç ilişkisinden bağımsız işleyişe bağlı olması da şiirsel söylemin oluşmasında rol oynar.


 Yer yer edebî sanatlarla yüklü göndergelere ve kapalı ifadelere baş- vurması şiirsel dilin belirsizleştiriciliğinin kurulmasına zemin hazırlar.

 

Şiirde mısra bir tarafıyla şirin bütünüyle bağı olan, diğer yandan kendine özgülüğü, bağsızlığı olan yapıdır. Küçürek öykünün cümleleri de böylesine bir bağsızlığı arayışıyla şiirdeki mısraya yaklaşır, 10. Anlatımdan çok sezdirmeye dayanır,


Kısa formuyla öyküyle şiir arasında bir alanda varlık kazanır.


Şiir gibi dikey boyutta varlık kazanır.”


Küçürek (minnacık) öyküler kısaca anlatılamadı!

Şu kısacık, kıpkısacık, şipririncik, şiirince küçürek öykülerin etki alanı bir hayli yer kapladı. Sizlerin yazdıkları azıcık yer kaplayacak, duygularda ise çok yer.

Bizimkiler "bir küçücük fıçıcık, içi dolu turşucuk" bilmecesinde minicik öyküleri bilmeceyle çoktan tarif etmişler.

 Ramazan Topoğlu/Şiir Zamanı

2018-04-02 / 2018-05-30

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Lara Naz Yıldız
YANİ...
Teşekkürler tayyibe hanımcığım, kim ne yaps...
(Lara Naz Yıldız tarafından)
Devamı
Lara Naz Yıldız
YANİ...
Çok teşekkürler hasan bey, muhakkak :))) s...
(Lara Naz Yıldız tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
ÇOCUKTUM
Saf  şiir bu..kutladım sevgiyle.....
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
ÇOCUKTUM
Yarım asrın ardından koşa koşa gel çocukluğ...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
YANİ...
Yani!.. kıskanırım,girme hiç kimsenin düş...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Güneş Kuşları
Kendi başına oturan birisini görsem,yanına gid...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
YANİ...
Su rüzgâr toprak ve ateş. her duygu bu unsurlar...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
Allah Rahmet Eylesin
Evet.. bu konu devlet tarafından ele alınmalı v...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
Güneş Kuşları
  türkçemizin  bir imge gibi, şiir gi...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
İÇİM ALMIYOR
Şiirdi... ...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
//*RAPOR…
Şu mısra iyi şiirlerin kıvamında.. akışı z...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
ÇOCUKTUM
Yalın, sade, inandırıcı, bir samimiyet rüzgâ...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Serpil  Savaş
ÇOK GEÇ OLMADAN
Ramazan bey size ve şiir zamanı yönetimine teş...
(Serpil Savaş tarafından)
Devamı
Ferda özsoy
GİZİNDE KARANLIĞIN
Çok teşekkür ederim hocam saygılarımla.. ...
(Ferda özsoy tarafından)
Devamı
Ferda özsoy
GİZİNDE KARANLIĞIN
Hocam merhabalar ben her zaman giremiyorum siteler...
(Ferda özsoy tarafından)
Devamı
Ferda özsoy
Huzurun Adı Sensin
Çok teşekkür ederim değer veren yüreklerinize...
(Ferda özsoy tarafından)
Devamı
Ferda özsoy
Madde Bağımlılığı
Çok teşekkür ederim hocam saygılarımı sunuyo...
(Ferda özsoy tarafından)
Devamı
Ferda özsoy
Heybemden Taşanlar
Sayın hocam yorumunuzu yeni gördüm af ola..ne g...
(Ferda özsoy tarafından)
Devamı
Ferda özsoy
Süveydam
Turgay hocam değer katan yorumunuza çok teşekk...
(Ferda özsoy tarafından)
Devamı
Ferda özsoy
MİSTİK KOKU
Değer katan yorumunuza teşekkür ederim saygıla...
(Ferda özsoy tarafından)
Devamı

Linkler