Şiir zamanı yaz akşamlarından güzel şiir dolu günler,esenlikler diler... (12/09/2018 14:28)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER:KAMURAN AKKOR  [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Kapı açılır sen yeter ki vurmayı bil! Ne zaman bilmem! Yeter ki o kapıda durmayı bil!
    Mevlana

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 5 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

NESİMİ

 

DERİSİ YÜZÜLEREK ÖLDÜRÜLEN ŞAİR :NESİMÎ

 

Mustafa CEYLAN

 

 

Ey Şiir !...

Sen, hem iten, olayları körükleyen; hem de karşı çıkansın. Çünkü saraylara kul-köle yaptığın şairlerin de var, onlara isyân edenlerin de... Kurulu düzenin emrinde “varol-yaşa pa­dişahım! diyerek, “zafername”ler yazan şairlerin de var; o dü­zeni değiştirip, Hakça, halkça ve adil bir düzen kurmak isteyip de bu isteğin ateşiyle yanıp tutuşan, halka ışık, aşk, iman ve yumruk olan ve sonra da senelerce bu düşüncelerinden ötürü zindanlarda yaşayan şairlerin de...

 

Hattâ bugünü beğenmeyip, mâziye, düne takılı kalmış; hep o eski günleri yaşayan ve yaşatmak isteyen mısra işçilerin ol­duğu gibi, gününü gün eden ya da gelecek günleri, öteleri na­kışlayan mısra kuyumcuların da...

 

Sen, her ikisinin de arasındasın. Her ikisine de “eşit” mesa­fedeyim deme bana, zira asla inanmam; inandıramazsın ki. En çok zulmettiklerin, en çok sürgünlere düçar olanların, seneler­ce demir parmaklıklar arkasında hapis yatanların veya öldürü­lenlerin yürek seslerine gizlenmişsin. Oradan bakarsın yüzü­me hep...

Çağlar boyunca, zulüm idarelerinin gündeminin birinci sı­rasını şairlerin cesaretli, korkusuz söylemleri işgal etti. Etti ya, sen onların sadece seyircisi idin. Önce olayı körükledin, ardın­dan tırnak vuruşturup bekledin. Hınzırlığın işte tam bu nokta­da...

 

Ey Şiir !..

Biliyorum sabırsızsın.

Aykırılık içini gıcıklıyor...

Aykırılıklarla, kurulu düzene karşı isyan duyguların şaha kalkıyor. İhtilâlci olup çıkıyorsun...

Hükümdar kaftanlarının süsüne-püsüne aldırış etmeden, yayan yapıldak, kırlarda-bayırlarda, halk arasında gezmekten müthiş zevk alıyorsun. Aykırı davranışları ve söylemleri ala­bildiğine destekliyorsun. Yenilikler de aykırılıklardan doğar. Yenilikleri davet ediyor, köhnemiş anlayışlara savaş açıyor­sun. İşte böylesi durumlarda, yeni doğmuş bir bebek kadar masumsun... Yaramazlıkların bizim de hoşumuza gidiyor. Ol­sun, var sen, hünkârların tuğraları altında ezilme de, çoban kavallarında kuzulara özgür türküler söylemeye devam et. Bu halini seviyorum ben...

Hak ve hakikatten ayrılmadın. Ayrılma da... Hurafe ve cehalet en büyük düşmanın. Duygulu ruhları, gerçeğin ışığında yıkamaya devam et. Et ki, şairlerin de sana benzesin. Toplumları çağın gerilerine götüren müstebit idarelere karşı uyandır­sın sana vurgunlar... Unutma e mi?

Fakat müstebit idarelerin aykırı görüşlere tahammülü yok­tur.

Ama sen, aykırılıkları zirveye çıkarır, sesini-soluğunu ke­ser, meydana gelecek olayları beklemeye başlarsın. Sultan buyruğunun bir an evvel çıkmasını aykırılık yaptırdığın sev­dalının kafasında patlamasını istersin. Belki de istemezsin! ? Ama bana öyle geliyor işte...

Geçenlerde seninle gecenin en ileri ve en sessiz saatinde bir gönül sohbetine tutuştuğumuzda bana, “ben garipten, ye­timden, şairden, halktan yanayım. Güç ve güçlülerden hoşlan­mıyorum” demiştin. Unutmadın değil mi?

Fakat fren' siz şairlerin çıkınca meydanlara, mısralarını, sazını, kalemini kurşun gibi kullandıklarında; öyle sessiz olu­yorsun ki, yağmur öncesi buluta dönüyorsun sanki...

Sonra, o taşkın, o sınırları parçalayan, o dağları yerlere se­ren, kurulu ekonomik, siyasal, sosyal, inanç, gelenek vb siste­matiğine baş kaldıran şairinin hâlini izliyor, şahitlik yapıyor­sun da, şairin için verilen ölüm fermanlarını önleyemiyorsun.

Söyle bana, neden? Neden?

Önleyemiyor musun, yoksa önlemek istemiyor musun?

İçinde yaşadığı halkın dili, gözü, kulağı, aklı, ruhu olan şairini-ozanını veya kötü gidişe dur diyerek bayrak kaldıran şai­rini çekip alamıyorsun işkence mengenelerinden, idam sehpa­larından...

Hele ki, telle boğdurduklarını biliyorum. Kafasını kılıçla uçurttuğun kaç şair var, hele bir anlat da öğrenelim. İdam et­tirdiklerini, genç yaşında, ömrünün baharında olan şairlerini koruyamayıp kendi ellerinle kabirlerine gömdüklerini söyle de bilelim.

Ey Şiir!...

Sen anlatamazsın onları.

Açtığımda bu defteri, dut yemiş bülbüle dönüyor, susuyor, mahzunlaşıyorsun.

Vaz geçtim, idam ettiklerinden. Bu sefer sana, idam ettir­dikten sonra derisini yüzdürttüğün bir şairinden bahsedece­ğim.

NESİMİ.. Biliyorsun değil mi? Evet: Nesimi.

Nesimi’ yi Nesimi yapan kim? Elbette sen! İçinde yaşadığı toplumun değer yargılarıyla ters düşüren kim? Elbette sen!

Nesimi’ye ne yaptın? Derisini yüzdürdün be! ! ! Derisini yüzdürdün!!! Acımadın bile! ! !

Nesimi (Bağdat 1339-Halep 1418) Bağdat yöresinde Ne­sim Bucağı’nda doğmuştu. Halep’ te yaşamış, Hurufi Mezhe­bine bağlıydı. Bu filozof Türkmenin adını da değiştirdin. Asıl adı İmadettin’ di. Doğduğu kasabanın adıyla onu bugünlere taşıdın. Hayrı ve aşkı telkin eden, heyecanlı bir şairdi o...

Ferdiyeti gösteren insan ruhunun cemiyeti ve külliyeti tem­sil eden ilâhi ruh ile- denize karışan yağmur taneleri gibi "imtizaç" eylemesi lâzım geleceğini söylerdi. Bu telkinlerini, Halep’ teki Kölemene İdaresi küfür saydı. Fikir ve görüşleri şeriate aykırı görüldü.

Azeri Lehçesi’yle yazdığı şiirleri, yalın dili, anlatım özel­likleriyle bugünlere kadar geldi. Fikir ve düşüncelerinden asla ödün vermedi.

Vermedi de ne oldu?

Derisini yüzdüler. Sonra da ibret olsun diye cesedi bir hafta sokakta teşhir edildi.

Sen de bir güzel seyrettin onun derisinin yüzülmesini.

Nesimî, Alevi-Bektaşî geleneğinin yedi ulu ozanından biri­sidir.

Sadece Alevi-Bektaşilerin değil, Azeriler’in de çok büyük önem verdiği bir ozandır. Azerbaycan’da “Nesimi Dilcilik Enstitüsü” adıyla bir enstitü de kurulmuştur.

Hurifiydi Nesimî.

Hurufilik: Kâinatın oluşunu ruha değil maddeye dayandı­ran her varlığı 32 harfle açıklamaya çalışan ve harflere esra­rengiz manâlar yakıştıran görüştür.

Şiirlerinde dini- tasavvufa karşı korkusuz ve biraz patavat­sızca söylediği sözler yanlış anlaşılarak öldürülmesine yol aç­mıştır. Tasavvuf inancını büyük coşkunluk ve içtenlikle söyle­miştir. Çağının Türkçesini en güzel bir şiir dili haline getirmiştir.

 

Nesimi’nin halk, tekke ve divan şairlerimiz üzerinde azımsanmayacak etkileri vardır. Halka en çok yaklaşan divan şairi­dir diyebiliriz.

 

Bilhassa Bektaşiler ve vahdet-i vücut felsefesini benimseyenlerce büyük bir sûfi olarak kabul edilir.

Şiirlerinde ekseriyetle kendi görüşlerini telkin etmekle bir­likte din dışı ve âşıkane gazellerde yazmıştır. Tuyuğları ve farsça gazelleri de mevcuttur.

 

Bir şiirinde demişti ki:

 

Ben yitirdim, ben ararım, yâr benimdir kime ne

Gâh giderim öz bağıma gül dererim kime ne

Gâh giderim medreseye ders okurum Hak için

Gâh giderim meyhaneye dem çekerim kime ne

 

Kelb rakip haram diyormuş şarabın bir katresine

Saki doldur, ben içerim, günah benim kime ne

Ben melâmet gömleğini deldim, taktım eynime

Ar u namus şişesini taşa çaldım, kime ne?

 

Ah Yezid, seccadeni al yürü mescid yoluna

Pir eşiği benim Kâbem kıblegâhım kime ne

Gâh çıkarım gökyüzüne hükmeder kaftan kafa

Gâh inerim yeryüzüne yâr severim kime ne

 

Kelp rakip böyle diyormuş güzel sevmek pek günah

Ben severim sevdiğimi, günah benim kime ne

Nesimi’ye sordular, yârin ile hoş musun?

      Hoş olayım, hoş olmayım, o yâr benim, kime ne

 

Abdülbaki Gölpınarlı Hocamızdan, Nesimi hakkında bir öykü:

“Nesîmî’nin yüzülmesine fetva veren müftü, Nesîmî yüzülürken sağ elinin şahadet parmağını sallayarak, bunun diyor­muş, kanı da pistir.

-Bir uzva damlarsa, o uzvun da kesilmesi gerekir!

Ve tam bu sırada Nesîmî’nin bir katre kanı müftünün şaha­det parmağına sıçramış. Meydanda bulunan hâl ehli bir can;

-Mütfü efendi demiş, fetvanıza göre parmağınızın kesilme­si lâzım.

Müftü,

-Nesne gerekmez demiş. Biraz suyla temizlenir.

Bunu duyan Nesîmî, kanlar içindeyken:

“Zâhidin bir parmağın kessen dönüp Hak’dan kaçar

Gör bu miskin âşıkı ser-pâ soyarlar ağlamaz” beyitini muhtevi gazelini söylemiş.

Ve

Nesîmî’ nin derisi yüzülünce bir de bakmışlar ki eğilip de­risini almış ve bir post gibi sırtına vurup yürümüş. Kimse pe­şine düşmeye cesaret edememiş. Halep’in 12 kapısında bulu­nan kapıcılar ve halk görmüşler ki Nesîmî, derisi sırtında, kapıdan çıkmış ve sır olmuş. Kapıcılar ve halk bir araya gelin­ce herkes, “falan kapıdan çıktı” diye iddiaya girişmiş ve anla­şılmış ki, oniki kapıdan da çıkmıştır.

Şimdiki tekke ve türbe de, onun gömüldüğü yere değil, yü­züldüğü yere yapılmış.”

Nesimi’nin ölümü, Anadolu’da tepkiyle karşılanmıştır.

Ve

Anadolu’da, Şeyh Bedrettin tarafından yoksul-fakir insanların haklarını savunmak gibi toplumcu bazı ilkeleri ortaya koyan ve Osmanlı’ ya karşı örgütlenerek ayaklanma hareketi başlatan, ezilen halkın haklarını savunduğu için “sosyalist bir hareket olarak” kabul gören “Şeyh Bedrettin İsyanı” başlar.

Şeyh Bedrettin, çağının en büyük hukukçusudur.

Ve

Şeyh Bedrettin, ” Teshil” adlı yapıtında sorduğu bin soruya bin cevap vermiştir. Osmanlı’nın adaletinin de beş yüz yıl, Bedrettin’in “Teshil” adlı eseriyle sağlanması, tarihin bir baş­ka garip yüzüdür. Bedrettin, ne yazık ki, Osmanlı’ya karşı gi­riştiği bu savaşı kaybeder ve 1417’ de ( bazı kayıtlara göre 1420) ‘de Serez’de asılır.

 

SON SÖZ:

 

GELDİM’OLA BİZİM ELE BİR EREN? (Gülce-Üçgen)

 

Geldim’ola bizim ele bir eren?

Durmadan anlatsın pirimi benim.

Gülce derler, sevdam odur, o ceren

Çiğ damlası saysın terimi benim.

 

Yolumda yoldaştır Yunusla Veysel

Dağlar mı? Olamaz âşığa engel

Hasret ateşiyle ölmeden evvel

Koysunlar mezara dirimi benim

 

Çile ozanıyım budur fermanım

Mekânda gölgeyim, zamanda can’ım,

Tükensin, kalmasın dizde dermanım

Alsınlar gözümden ferimi benim.

 

Dost halkasın yeni baştan dizsinler

Aşk bir haritadır, doğru çizsinler

İsterlerse yere koyup yüzsünler

Nesimiyle beraber derimi benim.

 

Başaklarda, karıncada, bulutlarda nefes alıp verenim

Öylesine mutluyum, duymadı hiç kimse zarımı benim.

Sesiyim sessizliğin, incinsem de incitmem, ilkem bu

Nar içinde saklıyım, bilen bilir, narımı benim.

 

Cümle kırmızılar kanımdan almıştır rengini

Ağlayan ırmaklar söndürmez har’ımı benim.

Yolcuyum kendi içime, arza gebeyim

Avcumda bin güneş var, yarımı benim.

 

Size derim size, ey insanoğlu

Etmeyin hesap, kârımı benim.

Kovanlar kapalı; nedendir?

Yakmayın arımı benim

Ceylan’ım, Nesimiyim

Hazırdır kefenim.

 

Her bağ bıçkısına gülümser etim

Ten ne ki, basit şey, ona gurbetim.

Suçlusun dediniz ağlıyor yetim

Sevabı sizlerin, cürümü benim

 

Geldim’ola bizim ele bir eren?

Durmadan anlatsın pirimi benim.

Gülce derler, sevdam odur, o ceren

Çiğ damlası saysın terimi benim.

 

            Mustafa CEYLAN

 

-------------------------

ÖLDÜRÜLEN 101 ŞAİR,Sayfa:431, Mustafa CEYLAN, Gelişim Sanat yayınları, 2012 Gülce Edebiyat Projelerinden.

Mustafa Ceylan | 13/01/2016

2 Yorum | 1408 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Yasemin Demir 08/07/2018 22:38

Güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyuncada  makamını onurlandıracak haftanın seçkisi olarak . Şiir zamanı yönetimi adına içtenlikle kutlarız şairimizi ..Nice güzel paylaşımlara

Tacettin Fidan 13/01/2016 08:59

Çok ilginç bir yazı olmuş.  Nesimi’nin katli, Hz. İsa’nın hıristiyan öyküsüne eşdeğer gibi, tabi iki çok değişik dini akımlardan. Uyandırıcı ve uyarıcı güzel bir çalışma okudum, kutlarım üstadım, selam ile.

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ramazan Efe
Gurbete Dair
ozan efe gurbette gece duygulara g...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Gurbete Dair
ozan arif ne kadar anlatsam tükenm...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
"Dedikodu".............Edip Ahmet
Edib/ahmet kalemi daha da yetkinleşmiş, ustalaş...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
BOĞULARAK ÖLDÜRÜLEN ŞAİR: NEF'Î
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Ege'de İncir Bahçeleri
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
SAFRANI GÖRDÜM
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
CANDAŞIM
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
ŞİFRE............
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
İLK YAZDIĞIM ŞİİR
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta b...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Balık ile Rakı İçilir mi
80 öncesine dek aldığım alkolü balıkla aldı...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Zula
Çok teşekkür ederim İlknur hanım.saygilar sun...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Semih Bilgiç
... BERİ
Teşekkürler şiir adına güzellikler yaptığı...
(Semih Bilgiç tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Derviş Ebe - Ermiş Bebe
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
ŞİFRE............
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Ahzan Olur
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
... BERİ
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Zekai Budak
N’ÔLUR GÜZEL
Çok teşekkür ederim orhan bey kardeşim. dery...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
vahdet çil
Çaresiz Kaldım
Sayın fatma gümüş hanımefendi'ye ve Şiir san...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Samİ  ARLAN
Aşka dair aşk..
tŞk ler gÜzel insan akÇay imdan sevgilerimi g...
(Samİ ARLAN tarafından)
Devamı
Ali  ALTINLI
CANDAŞIM
Şİİr seÇkİsİne esenlİkler ve kolayliklar......
(Ali ALTINLI tarafından)
Devamı

Linkler