"Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları." Sait Faik. Ruhu şad olsun. (11/05/2020 11:08) | Şiir zamanı bahar akşamlarından güzel şiir dolu sağlıklı günler,esenlikler diler EVDE KAL TÜRKİYE!!.. (25/03/2020 15:56)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

BU DÜNYADAN BİR CEMAL SAFİ GELDİ GEÇTİ  [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Koronavirüs Sözcükleri [Devamı]

Editörlük felsefesi [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER :BELKIS ÖZENER [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Eden kendisine eder. Yapan bulur ve çeker. Unutma! Kazanmak koca bir ömür ister! Kaybetmeye ise anlık gaflet yeter.
    Mevlana

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 0 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

ŞİİRDE ORJİNALİTE

Mustafa CEYLAN

******************************

Tekrar soralım:

Nedir orjinalite ve nasıl sağlanır?

Evet, asıl soru bu...

Orjinalite : Benzersiz olmak demektir.

"Şairi çok, şiiri oldukça az" sözleriyle şikâyetçi olduğumuz günümüz şiir dünyasında birbirine benzeyen, sanki aynı kalemden çıkmış o kadar çok şiirle karşıkarşıyayız ki, bu manzara şiiri ciddiye alanlar tarafından hayretler içinde karşılanmaktadır. Sanki birbirine benzemek için, "o yapmış o yazmış" ben yapamaz-yazamaz mıyım diye yarışan şairler koşusunu seyrediyoruz. Söylem, ses, şekil benzerliği, tıpkısının aynısı sözüne getirebilmek için aynı kafiyeler, aynı uyak-ayaklarla daha bir alenilik arz etmektedir. Kalıbın ve kafiyenin içi asırlardır kullanarak eskittiğimiz aynı seslerle doldurulduğunda, şiirin ilk kıtasından sonra, şairin ne diyeceğini gözlerimizin önüne sermektedir.  Bu da şiiri okunamaz kılmakta, her gün yumurtlayan tavuk misali aynı model yumurtalarla sepeti dolan şiir olmayan şiirlerin mimarı "müteşairler" ordusunu işaret etmektedir.

O zaman ne yapmak lâzım?

O zaman, bu "aynılığı", bu "benzerliği" sağlayan unsurlar üzerinde yoğun ve ciddi çalışmalar yapmak lazım ki, benzersizlik yakalanabilsin. Öyle değil mi?

Konuyu biraz daha açalım.

"Benzerliği" sağlayan enstrümanlar üzerinde;


1-Mademki alfabemiz 8 sesli 21 sessiz harften oluşuyor, acaba SES olarak, şiirimizi öncelikle kendimizin eleştirisinden geçirebiliyoruz mu?  Şiirde mısra var dedik, mısranın son sesi yani kafiyenin en son harfi, kulaklarda iz bırakan sestir. Acaba aynı sesi sağlayan kafiyeyi bir şiirde kaç defa kullanmışız, buna hiç bakıyor muyuz?

 

2-Kafiyenin ağırlık merkezi olan, yani bir kelimenin diğer bir kelime ile kafiye olmasını sağlayan bir veya iki harf sesi vardır. Biz bunlara kafiyenin "ağırlık merkezi" diyoruz.  Örnek olarak : BİLİRİZ-GELİRİZ kafiyelerinde kafiyeyi sağlayan ağırlık merkezi ses (L) harfidir. BAKTIK-YAKDIK kafiyelerinde ise (K) harfidir. YAĞLADIM-DAĞLADIM kafiyelerinde (ĞL)sesleridir. Bu sesler kulakta iz bırakan seslerdir. Kafiyelerin ağırlık merkezlerindeki sesler bir şiirde hep aynı veya çoksa, o şiir zayıf-hasta doğmuş bir şiirdir. Ses bakımından zengin bir şiir değildir. Meselâ, seneler seneler boyu kullana kullana yorduğumuz (L) ağırlık merkezli sesi olan (GÜL-GEL-BİL-DEL-YEL vb)kafiyelerle dokunmuş şiirler o kadar çok ki, herkes sanki söz birliği etmişcesine (L) ağırlığını kulaklarımıza söyleyip durmakta. Neden illâ (L) sesi? Geriye 21 sesiz harf var oysa, 21 değişik ses...

 

3-Arapça veya Farsça ağırlıklı olmayıp, güzel dilimiz Türkçe'de henüz daha işlenmemiş o kadar çok ışıklı kelime(söz)var ki, çıkın Toroslara bir yaylaya bağdaş kurun, bir ayran için hele... O tertemiz Anadolu insanının nasıl kirlenmemiş bir dil güzelliğiyle size hitap ettiğini göreceksiniz. İşte şairlerimiz, şiirlerinde "söylenmemişi söyleyerek", kendilerine ait, kendilerini simgeleyen bir dil-söz hazinesine sahip olurlar ve bu hazineyi şiirlerinde ustalıkla kullanırlarsa, kendi tarzlarını-orjinalitelerini ortaya koymuş olurlar. Şiire girmemiş, söylenmemiş diye belden aşağı küfür ve cazırtıları şiire sokmak anlaşılmasın, bu sözümüz, kelimenin zarif, estetik ve hoş; sözün incitmeyen, yerli yerinde sarfı şeklinde anlaşılsın isteriz.

 

4-İmgeniz olmalı şairler, imgeniz. Bu hususu diğer bölümlerde" soyut-somut birlikteliği ve kelimeye güç kazandırmak" şeklinde de vurgulamaya çalışmıştık. Size ait imge, sizin şiirinizi benzersiz yapar. Başarılı ve zirvedeki şairlerin icad ettikleri imgeleri kullanmak safi bir "taklit" ten öteye götürmez şairi ve şiiri ki, en çok sıkıntı çekilen noktalardan birisi de budur. Kopyacılık ve kolaycılık yani.

 

5-Şiirde kalıp önemli bir faktördür. Kalıp söz dökümünün yapıldığı alandır. Orjinal olmak ve sadece sizi hatırlatacak, kalıcı şiirlerle iz bırakmak istiyorsanız, şiirin şekli unsurlarını, şiirin kalıba dair sınırlarını da gerekirse kırabilmelisiniz.

 

6-Bir usta şairimiz : "elmanın ısırılmasından bahsediyorsanız" şiirinizi okuyan, elmayı ısırdığını ve ağzında onu taddığını hissedebilmeli" derdi. Yani, şiir -söz- etkili olmalı. Hissettirmeli. Bunun için de şiirin tama-konusu ile uyumlu ses-harflerle dokumak gerek şiiri. Yağmuru anlatan şiirde, yağmur yağışının çıkardığı seslerden-harflerden oluşan bir doku, şiirinizi orjinal yapar.  Fen bilimlerinde "etki=kuvvet/ alan" dır. Şiirde ise bunu "kelime ve tema-konu" olarak belirtebiliriz ve alan-konunun büyüklüğüne göre söz-harf-kelimenin şiddeti de o alan büyüklüğüne uygun olmalı. Alan büyük, söz küçükse; ses-sözün etkisi o alanda kaybolur ve etkili olmaz, hissettiremezsiniz.

 

7-"Şiirde birincilik devamlı münhaldir." Bu sözü bir atalar sözü olarak kabul edip, "ben yaptım oldu, başarı budur" dememek lâzım. Kendinizi kendiniz değil, eleştirmen ya da okuyucunuz beğenmeli. Sizin "beğendim-bu iş tamam" dediğiniz anda, bilinki, ülkenin en ücra yerindeki bir başka şair sizden bir iki saniye sonra tamamladığı şiirle sizi çoktaaan geçmiş olabilir. Şiir gökkuşağı gibidir ve yakaladım dediğinizde, sizden kilometrelerce uzağa gitmiştir.

 

8-"Şiir kuma kabul etmeyen bir sevgilidir" bu sözü de not edin bir tarafa. Şiirin ellerini bırakıp nesir-düz yazı; diyelim öykü-masal vb yazmaya, gazetede köşe yazısı yazmaya başladığınızda şiir sizi anında terkeder ve bir daha onun ellerini yakalamak çok zordur.

 

9-Tema-konu da önemlidir. Herkesin kalem oynattığı bir alanda benim de şiirim bulunsun diyorsanız size bir şey dememe gerek yok. Varın google' ye yazın, size dağlar kadar konu çıkar. Ama, kimsenin el atmadığı bir konuyu güzel nakışlarsanız, orjinal ve öncü olursunuz.

Mustafa Ceylan | 29/02/2016

5 Yorum | 1810 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Mustafa Ceylan 01/03/2016 23:27

Kıymetli yorumlarıyla çabamıza destek olan ve görüş bildiren bütün dostlarımıza çok teşekkür ediyor, selâmlarımı, saygılarımı sunuyorum...

Süleyman Alkan 01/03/2016 21:50

Merhaba Sevgili Mustafa Ceylan Hocam… Değerlendirmenizi büyük bir ilgiyle okudum. Şair olmadığım için teknik kısımlarına girmeyeceğim. Sadece şiirin edebi varlığı hepimizi kendi özel ve genel kültürümüz oranında hepimizi ilgilendir ve ilgilendirmelidir de… Hele ki de insan taslağı olmaktan çıkıp insan olmaya meyletmişlerimizi… Kuşku yok ki şiir de insani bir iletişim aracıdır. Bu yönüyle salt iyi ve zengin olmaları ile bile hem çok değerli ve anlamlıdır şiir. Bu bakımdan tatlı bir eleştiri olarak ve bir tartışma başlatması açısından dikkatimi çekti. Yapılan yorumlardan umutlandığı belirtmek isterim. Daha iyiye ancak sorgulayarak ve tartışarak vara biliriz. Bu açıdan ne kadar çok yorum yapılırsa bu değerli deneme o kadar anlamlı ve başarılı olacaktır. Umarım öyle olur der sevgi ve saygılarımı sunarım. 

Ahmet Kutlu Ayyüce 01/03/2016 19:32

Orjin, özgün, öznel sorgulaması yaptırdı.

Devamı da var.. orjinalite; öznelite mi yoksa nesnelite mi sonuçludur.

Gerçi şiir değil metin ama edebiyat ve genel anlamda birikimin rasyonaliteden ve realizasyondan kopuk, öylesine bir hamaset idealizmine açılabilen çok kısa ve kestirme bir yolu olduğunu gösterebildi...

Yani yazıcı bakımından somut birikim yetmiyor.. hiyerarşinin diğer elemanlarına da soyutlama anlamında bakıyoruz...

İnsan tanımının verili değeri olan akıl bağlamında bilgi ve bilinç arasına birikimi, nasıl bir dizgeleme elemanı olarak koyuyor ve kullanıyoruz gibi.

Ben İstiklal marşı'nı M. Akif Ersoy'un yazdığı konusunda da kuşkuluyum.

Milli demokratik devrim ve Üç Tarz-ı Siyasetin ümmetizm ve Osmanizm aşamasından sarf-ı nazar eyleyerek, millet/ulus aşamada bir mücadele için içinde Türk kavramı yok.

Şiirsell örgüdeki estetik imgeyi, diyalektik kavramla dengelemeden yapılan her türlü edebi yazım etki-taklit-esin özgün karmaşasını içinden çıkılmaz şekilde devam ettirir diyebiliyorum.

Yararlı bir okuma yapmış oldum, esenlikle...

Kadir Tozlu 01/03/2016 15:30

Güzel bir inceleme yazısı olmuş. Öncelikle Sn. Mustafa Ceylan'ı kutluyorum...

Ben profesyonel bir şair değilim. Bir mehmet Akif, Bir Ümit Yaşar veya bir Nazım Hikmet gibi olamam. Onlar kadar ne duygularımı anlatabilirim ne de şiire güzellik (kafiye, hece v.s.) O nedenle burada istendiği gibi mükemmel olmayabilir şiirlerim...

Ben buradaki 1. v2 2. maddeler için bir eleştiri getirmek isterim. Şiirde verilecek bir mesaj vardır. Öncelikle bunun üzerinde yoğunlaşılır. Yanı mesajımızı ses sonundaki kafiyelere uydurmak değil, kafiyeleri mesajımıza uydurmaktır amaç. O nedenle aynı sesli kafiyeler konu bunu gerektiriyorsa şiirin başka bir kıtasında da pek ala ortaya çıkabilir... Bunun en canlı örneği olarak da büyük şairimiz Mehmet Akif'in istiklal Marşımız şiirinin ikinci ve onuncu kıtalarını verebilirim...

Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.

 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.

Naçizane görüşlerim budur...
Saygılarımla...

 

Zekai Budak 01/03/2016 01:49

"BİR ŞİİR HİÇBİR DİLE ÇEVRİLEMEZ, YAZILMIŞ OLDUĞU DİLE BİLE." - Jean Cocteau

jean cocteau ile ilgili görsel sonucu

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

ahmet başak
YAKIŞMAZ SANA
Tebriklerimle hocam...
(ahmet başak tarafından)
Devamı
ahmet başak
SALINA DÜŞTÜM
Tebriklerimle ablam...
(ahmet başak tarafından)
Devamı
ahmet başak
BOŞ KALMADI SIRTIMIZ
Tebriklerimle...
(ahmet başak tarafından)
Devamı
Fatma Gümüş
UMUT ÇOCUK
Gün seçkimizin kıymetli şairini Şiir zamanı ...
(Fatma Gümüş tarafından)
Devamı
Fatma Gümüş
SALINA DÜŞTÜM
Gün seçkimizin kıymetli şairini Şiir zamanı ...
(Fatma Gümüş tarafından)
Devamı
vahdet çil
Bana Bir Alo Desen
Çok teşekkür ederim ahmet bey. saygılar. ...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Nazife  gönenç
Kıçı Kırık Elma
Elmaya hiç bu açıdan bakmamıştım cennetten k...
(Nazife gönenç tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
YETİŞ DAYI
...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Bu Senenin İlk Karpuzunun Kesim Töreni
...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
BUGÜN BAYRAM DIYORLAR
...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Yazgı............
...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
ARDINDAN KONUŞMAK
...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
ahmet başak
ARDINDAN KONUŞMAK
Tebriklerimle...
(ahmet başak tarafından)
Devamı
ahmet başak
YETİŞ DAYI
Abi çok güzeldi.tebriklerimle...
(ahmet başak tarafından)
Devamı
ahmet başak
Bana Bir Alo Desen
Tebriklerimle...
(ahmet başak tarafından)
Devamı
vahdet çil
Bırakmaz Seni Sevdam
Çok teşekkür ederim orhan bey. bayramınızı k...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
vahdet çil
Bırakmaz Seni Sevdam
Bu güzel yorumunuza çok teşekkür ederim ramaza...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
vahdet çil
Dağlar Sevda Türküsü Söyler.
Haftanın seçkisi için Şİİr zamani ailesine ...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
ahmet başak
VURULURSUN
çok teşekkür ederim hocam...
(ahmet başak tarafından)
Devamı
ahmet başak
BEN YORGUNUM
Tebriklerimle...
(ahmet başak tarafından)
Devamı

Linkler