Şiir Zamanı sağlıklı günlerde hep edebî mutluluklar diler. (24/01/2021 08:04)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Avrupa'nın En İyi Şiiri :Deniz İnan [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: YELİZ [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Ağır ağır ölür yolculuğa çıkmayanlar, okumayanlar, müzik dinlemeyenler, gönlünde incelik barındırmayanlar
    Pablo Neruda

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 0 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Otuz Beş Yaş Şiiri ve Mehmet KAPLAN

Otuz Beş Yaş Şiiri Cahit Sıtkı TARANCI

Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Ya gözler altındaki mor halkalar?
Neden böyle düşman görünürsünüz,
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?
Zamanla nasıl değişiyor insan!
Hangi resmime baksam ben değilim.
Nerde o günler, o şevk, o heyecan?
Bu güler yüzlü adam ben değilim;
Yalandır kaygısız olduğum yalan.
Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız;
Hatırası bile yabancı gelir.
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir;
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
Gökyüzünün başka rengi de varmış!
Geç farkettim taşın sert olduğunu.
Su insanı boğar, ateş yakarmış!
Her doğan günün bir dert olduğunu,
İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!
Her yıl biraz daha benimsediğim.
Ne dönüp duruyor havada kuşlar?
Nerden çıktı bu cenaze? ölen kim?
Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.

 

 Şiir Tahlilleri-2 (Cumhuriyet Devri Türk Şiiri)

Otuz Beş Yaş Şiiri'nden/ Mehmet Kaplan

Şimdiye kadar eserlerini incelemiş olduğumuz şâirler, arada kendilerinden de bahsetmekle beraber, dikkatlerini umumiyetle kendi dışlarında bir varlığa, bir peyzaja, başka insanlara, sevgililerine veya bilinmeze çevirmişlerdi. Dünyada kendisini çok yalnız hisseden Necip Fazıl bile, kendinden ziyade hayat ve kaderi ile birleştirmiş olduğu kaldırımlar üzerinde durmuştu.

"Otuz Beş Yaş" şiirinde Cahit Sıtkı kendi kendisini konu olarak alıyor. İkinci parçada görüldüğü üzere, menfî bir narsizm ile aynada uzun uzun kendisini seyrediyor, çehresinin zamanla nasıl bozulduğunu üzülerek görüyor, dünya ve dostları ile olan münasebetlerinin değiştiğini fark ederek, hafif acı bir ironi ile hayatın faniliğini ve ölümü düşünüyor.

Bu duyuş tarzı Tarancı’nın sadece bu şiirine has değildir. O, hemen hemen bütün şiirlerinde, açık veya sezdirme yoluyla ölüm ve fanilik temlerini ele alır. Denilebilir ki, Türk edebiyatında Yunus Emre ve Abdülhak Hamid’den sonra bu konular üzerinde en çok duran odur. Fakat Cahit Sıtkı Tarancı’nın görüş tarzı, onlarınkinden tamamiyle farklıdır. Bu fark "Otuz Beş Yaş" şâirinin özelliğini belirtmeğe yarayacağından kısaca üzerinde duralım.

Bir ortaçağ şâiri olan Yunus Emre ölümden, tanrı fikrine ve âhirete gider. Onun için ölüm ebediyete açılan bir kapıdır:

Ölümden ne korkarsın, korkma ebedî varsın!

diyen Yunus sağlam bir inançla ölümü aşar. Eserlerinde korkunç mezar tasvirleri yapması bizi aldatmamalıdır. Başka şiirlerinde o, dünyanın ötesine türküler söyleyerek gider. Yunus’u üzen ölüm değil, yeryüzündeki hayattır. Zira ölüm ebedî sevgiliye kavuşmasıdır. Mevlânâ’nın da ölümü bir "şeb-i arus" (düğün gecesi) saydığını biliyoruz.

Bütün eski Türk edebiyatına bu görüş hâkimdir. Dinî inançları tam olan eski insan, öldükten sonra öbür dünyada ebedî saadet ve huzura kavuşacağından emindi. Türk edebiyatında ölüm üzerinde düşünme ve ölüme karşı isyan, Abdülhak Hâmid’le başlar. "Makber" şâirinin ölüm karşısında almış olduğu tavır, zaman zaman eski görüşe dönmekle beraber yenidir, ilk eserlerinden biri olan "Garam"dan itibaren, Hâmid, hayat karşısında âdeta bir Hamlet tavrı takınır. Birçok konular gibi ölümü de felsefî bir problem haline getirir. "Makber"in imlâ işaretleri bile bu hususta bir fikir vermeğe yeter. Soru ve nidalarla dolu olan bu eser, yazarının sadece ölüm bahsinde değil, onunla ilgili ruh, âhiret, Tanrı, hayatın mânâsı ilh. gibi meselelerde de inançlarının temelinden sarsıldığını açıkça gösterir.

Batıdan gelen çağdaş düşüncelerle eski inançlar arasındaki çatışma, daha sonra, Beşir Fuad ile Tevfik Fikret’in hayat ve eserlerinde büyük buhranlar doğurmuştur, iman şâiri Mehmet Akif’in bile eserleri dikkatle incelenirse, cevap veremediği birçok sorular sorduğu görülür. Zamanla değişen hayat şartları, sosyal problemlerin ön plâna geçişi, felsefî bir geleneğin bulunmayışı, Türk edebiyatçılarını bu gibi meseleler üzerinde fazla derinleşmekten alıkoymuştur. Sığ bir realizmin hâkim olduğu Cumhuriyet devri edebiyatında, Peyami Safa, Necip Fazıl, Ahmet Hamdi Tanpınar gibi bazı şahsiyetler, insanı derinlik psikolojisi ve metafizik zaviyelerden ele almağa çalışmış/ardır. Cahit Sıtkı gençlik yıllarında bu sanatkârların tesiri altında kalmıştır, Fakat ölüm ve hayat karşısında almış olduğu tavır onlarınkinden de farklıdır. Gençlik yıllarında bir şüphe ve tereddüt safhası geçiren Peyami Safa, son yıllarında tekrar eski dinî inançlarına döndü. "Matmazel Noralya’nın Koltuğu" adlı romanında ispirtizma tecrübelerinden spiritüalizm ve mistisizme giden bir köprü kurar. Dini ahlakî ve içtimaî zaviyeden ele alan Necip Fazıl, nesir yazılarında işi günlük siyasete döktü. Tanptnar’da din, tarih ve sanalla birleşen daha ziyade estetik bir mahiyet kazanır. "Bursa’da Zaman" şiirinde kozmik âlemin güzelliğine, sanat eserlerine ve tarihî hâtıralara dalan Tanpınar’ın ölümü nasıl munis , tasvir ettiği çerçeve içinde âdeta özlenilen bir durum haline getirdiğini görmüştük.

"Otuz Beş Yaş" şiirinde ne varlık ötesi âlem fikri, ne Tanrı, ne de insanı fânilik ve yalnızlık duygusundan kurtaran tarihî ve sosyal bir çevre vardır. Cahil Sıtkı vücudunda ve hayatında vukua gelen değişikliği, fâni bir varlık oluşunu ve ölümünü, ıztırap duyarak, fakat hiç bir metafizik fikre kapılmadan ve teselli aramadan âdeta çıplak bir gözle seyrediyor. Fenomenolojik görüş tarzı adını verebileceğimiz bu bakış, Türk edebiyatında çok yenidir.


Mehmet Kaplan
Cumhuriyet Devri Türk Şiiri, I. bas. 1973

 

Ramazan Topoğlu | 14/05/2016

5 Yorum | 3585 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Hasan Büyükkara 19/09/2017 22:06


Bu yorum 19.09.2017 tarihinde güncellenmiştir.


Bu yorum 19.09.2017 tarihinde güncellenmiştir.

Hasan Büyükkara 19/09/2017 22:01


Bu yorum 19.09.2017 tarihinde güncellenmiştir.


Bu yorum 19.09.2017 tarihinde güncellenmiştir.


Bu yorum 19.09.2017 tarihinde güncellenmiştir.

vedat dündar 15/05/2016 15:09

Sevgili Turgay...

Ben nazik insandan ve onun sunduğu nezaketten her zaman utanırım...

Ben benden daha fazla elit ve yetişmiş insanlardan da utanırım...

Hayır utancım elbette ki karşımdakine münhasır değil...

Ben , benden utanırım , farkı yakaladığımda...

şimdi burada yakaladığım farkta bu utancımdır...

Adama bakarmısınız...

Bu güzel adama bakarmısınız...

"Ben de kes yapıştır yapıyorum" diyor ve" şimdi  utandım" diyor...

Halbu ki ;

"Vedat bey, sözleriniz doğru gibi gözükse de amiyane tarzınız ve uslubunuza takılmadan edemedim...Nedir o"çok güzel olmuş" demenin" şaire ve şiire hakareti" bu nasıl bir tanımlamadır  ve cürettir öyle , bilmelisiniz ki," çok güzel olmuş" demek, en azından şiiri okunmamışlıktan ve yalnızlıktan kurtaran bir sevecenlik ve saygı sağlar...sanırım siz bunu bile öğrenemiyecek kadar yakınlıktan uzaksınız..."

Demek varken ;

Sevgili Turgay'ın ,görüşlerimden öz eleştiri çıkarması, benden misli olarak büyüklüğünün, ben de bıraktığı mahcubiyetidir...

Mesut Turgay Kılıçoğlu 15/05/2016 14:25

Hepiniz için vakit geç değil...

Şiirinize hakiki değerleri,şiirlere hakikatlı değerler vererek ulaşabilirsiniz...

 Yoksa ,"Çok güzel olmuş" demek

Şiire de, şaire de hakarettir...  

Değerli üstadımın bu yazısını okurken kendimden utandım bahsetmiş olduğu kes yapıştırı ben çok kullanıyorum ..

Demek ki ...Birisi Çıkıp yapmış olduğum hatayı yazdığında ders çıkartmam gerekiyor...  Yorumun Finali beni çok mutlu etti .....

Teşekkür ederim  Vedat hocam.... İzmir den saygılarımı bıraktım bu güzel yorumun baş ucuna sizindir hocam...

Yol uzun dersime iyi çalışmam gerekiyor... Ben demeden...

vedat dündar 15/05/2016 14:02

Fazla bilindik bir şiir...

Hemen hiç bilinmedik bir yorum...

Ramazan ,ikisini bir araya getirerek biz şair yorumculara, "Çok beğendim" "Çok güzel olmuş" gibi  sözde yorumlarımıza ,el altından ama asla bel altından olmayan bir gizli tokat atıyor hissine kapıldım...

Zaten o edebi tokatları bizler yıllardır sevgili Ramazan'ın muhteşem analizlerinden yemiş alışkın bir kitle olarak, bu alışılmadık aktarımıda, yorum nasıl yapılır olarak, emeğimize katmamız gereken bir örnek şeklinde  hülasa etmeliyiz...

Sıradanlığımızın, sıradışı kabiliyetlerini ortaya çıkarmalıyız...

Şiirden bir mısrayı kopyalayarak ,sözüm ona,  yorum hanesine yapıştırmayı marifet sanan,   o korkunç ,ilkel  ,kolaylıktan sakınmalıyız...

Ramazan Topoğlu'nun elbetteki tamamı olamıyorsak,sadece Ramazan olabilmeyi denemeli ve emeklemeliyiz...

Bakınız sevgili admin ,kendi için de ,bir önceki site yorumlarına göre müthiş bir başkalaşımın,  özel mimarı oldu...

Yani olunabiliyorun örneği oldu...

Mehmet Kaplan olmak mutlaka çok zor...

Sanırım Ramazan Topoğlu ,önce Mehmet Kaplan olup sonra Topoğlu mertebesine yükseldi...

Hepiniz için vakit geç değil...

Şiirinize hakiki değerleri,şiirlere hakikatlı değerler vererek ulaşabilirsiniz...

 Yoksa ,"Çok güzel olmuş" demek

Şiire de, şaire de hakarettir...

 

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Feride  Temel
Üşüdüm baba
Hoş bulduk yasemin hanım. bende şiir ve yazıla...
(Feride Temel tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
GÖRSENE!
Teşekkür ederim orhan bey, saygı ve selamlar....
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Sosyetik Mizah
Teşekkür ederim gönlü çiçekli dost...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Sosyetik Mizah
Teşekkürler, dost selamlar....
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Aşkın Tapusu
Sevgilisini tapulu mal gibi görenlere duyurulur!...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Nesrin Önem
BİR KADIN DÜŞÜN
Çok teşekkür ediyorum değerli hocam her daim s...
(Nesrin Önem tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
YOLUMU AYDINLATSA
Huzurun ışığında aydınlansın yolunuz! sağl...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Birlikte.................C.K
Bir efsaneye, bir destana, bir masala başlangıç...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
BİR KADIN DÜŞÜN
Çok sevmiş gönülden yaranamamış canını a...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Tenimi Kavuran Küle Vurgunum
boş vermişim can sızımın  derdine ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Üşüdüm baba
Şiir zamanı ailesine hoş geldiniz feride hanı...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Ön övgü ve ön yargı hastalığı
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Sosyetik Mizah
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Yalnızlık Kerbelası
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
SERBEST GAZEL
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
AŞK KİTABI KAÇ HECE!
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
El Ol Diyorsun
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Feride  Temel
Üşüdüm baba
Çok teşekkür ederim yorumunuz için orhan bey s...
(Feride Temel tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Üşüdüm baba
Baba imgesine tutunarak, hiç gocundurmadan dokund...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Tenimi Kavuran Küle Vurgunum
Harika bir ahenk, sade bir anlatım. güzeldi, sel...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı

Linkler