"İstanbul'u dinliyor gözleri kapalı". Başında eski alemlerin sarhoşluğu.. Fıstıkların arasından doğan ay ışığında Orhan Veli'yi sevgi ve özlemle anıyoruz. (14/11/2017 06:38) | Kurtuluş ve Kuruluş yıllarının önderi, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK'ü sonsuzlukta kalıcı kılmanın 79. yılında sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz. Ruhu Şad Olsun. (09/11/2017 22:20) | ŞİİR ZAMANI DÖRT YAŞINDA ...NİCE DÖRT YILLARI ŞİİRLE DOLDURALIM,DOĞRU ZAMANDA,DOĞRU YERDE YANİ ŞİİRİN ZAMANINDA .... (19/10/2017 00:14) | Nerde bir türkü söyleyen görürsen korkma yanına otur. Çünkü kötü insanların türküleri yoktur!… -Neşet Ertaş (28/09/2017 16:16) | Şiir zamanı ailesi umudu besleyen, süsleyen kötü haberlerin olmadığı, bir güzel gün daha diler. (14/07/2017 15:17)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

 İçimizden Bir Cevher Mesut Turgay Kılıçoğlu [Devamı]

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Senden beni çıkarınca nasıl da herkessin…
    Özdemir Asaf

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 5 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

HÜZÜNLERİMİN BAŞ ŞEHRİ

Bir imleç hatası olmasını dilediğim ya da ezkaza yola düşüp de yoldan çıkmışlığını ihbar ettiğim hüzünlerimin baş şehri.

 

Hani olur da; köşeden dönen bir tanımadığıma rast gelir ve tanıdık bir tebessümle selamımı bölüşürüm ya da aldığım taze simidin susamlarını nazlı kumrulara serperken, aklımın cennet bahçesinde de aşkı buyur ederim… hani olur da.

 

Aşka âşık nakışlı havlularıma serptiğim gözyaşlarım sonra da cadde üzerindeki kitapçının o tanıdık simalarından edindiğim izlenim belki de korkarcasına adını sormaktan imtina edip, el yordamı rafları karıştırırken ve arkamdaki adam bana imalı imalı bakıp sorarken, ne aradığımı.

 

Külliyen gerçek hele ki yolum bir giyim mağazasına düşmüşken. Altı üstü bir kazak, altı üstü bir hırka: hepi topu bir kitap parası ben yine de korunaklı dünyamdan çıkıp pejmürde kıyafetlerin turşusunu kurmaktansa rafımda sararmasına izin vereceğim kitapların peşine düşmüşken.

 

Bir vitrinde buyur edilmeyen ama yüreğimin umut tezgâhında aşkına yenik düştüğüm o yeni basılmış kitap kokusu.

 

Kaça, diye sormak aklıma gelmezken ama bir parfümü alırken kerelerce düşündüğüm yine de hangi parfüm kitabın o esrarengiz kokusunda ve dokusunda kaybolmak kadar hoş olabilir ki?

 

Yalnızlığın ayak sesi kimine göre iyi de yüzlerce lira verdiğim ufacık bir şişeyi on beş günde bitirmektense raflarımın çığlıklarına tanıklık etmek daha güzel değil mi?

 

Belki de yakınlarım ve arkadaşlarım tarafınca esefle kınandığım ya da kasadaki elemanın gözleri bir yanıp sönerken ve nakit ödeme yapacağımı söylememe fırsat vermeden bana kaça bölmemizi istersiniz, sorusunu es geçip kafamda kurguladığım o senaryo: kaç bölümü kaç gecede okurum da bir nebze de olsa boyutsuzluğum yeniden ivme kazanır?

 

Dokunaklı bir tını nakşederken İstanbul’un yorgun kaldırımlarında ve dokunsalar ağlayacak kalabalık gölgesinden kamburlaşmış yaşlı ve yaslı İstanbul yine ben sebepli sebepsiz arşınlarken yolları.

 

Hüznün başşehri ve eşleştiğim her semtte yine eşleştiğim farklı mizansenlerle kurdeşen döken trafik canavarına çalım atarken bir yandan hızlı adımlarla yürüyüp bir yandan eşkâlimi boykot ettiğim o gizemi yine ıssız yolların ki en tenha kaldırımlarda yüzümde kocaman bir gülümseme ve karşılaştığım nice yabancıyı yüreğime sokma isteğim.

 

Rast geldiğim bir baba oğul. Söylemekten imtina ettiğimiz lakin kromozom sayısını zihinde tahribat yarattığı bir sağlık sorunu ama yüzlerinde her daim o güleç ifade lakin bu sefer hayli yorgun iki insan ve ben usulca çocuğun başını okşayıp babasının da korkuyla bana baktığı gerçeğini ansızın fark edip ani bir sızı ile gerisin geri kaçtığım belli ki onlar da fazlasıyla incinmiş belki bizlerden katbekat.

 

Yüreğimin kayıp ritminde, benliğimin falso bildiği her aykırı nizamda, sonradan görme bir mutluluğu da evlat edinmek adıma, aklımı güncelleyip özel bir günü yaratma istemim belki de istem dışı lakin her sokağa çıkmam bir olay belli ki; içimin sıcaklığında eritmekle yükümlü olduğum o buzdağları eriyip de sellere sebebiyet verirken.

 

Kimine göre, görünmeyenin görünene oranla kıskançlığını es geçip ben hulasa bir evrim geçirip yüreğimin evinde konaklayan düşünceleri ve dostları hiçbir şeye değişmezken.

 

Artık hangi rakımsa benliğimin alçalıp konduğu.

 

Hangi skala ise değerlendirilmeyi arz ettiğim lakin dumura uğrayan bir çizelge mağduru.

 

Kimlik numaramı ezberlemekten imtina edip belki de cep telefonu kullanmayı reddedip üstüne üstük geliştirdiğim paranoyalarla kendimi kendime yabancılaştırdığım bir ömrün arka yakası ve işte yazın dünyasının albenisinde ben sükûnetime sahip çıkmak kendimin kendime yabancılığını da boykot edip defalarca yanıldığımı da kabullenmeme rağmen, bir satır aralığına renkleri boca etmek adına…

 

Üstelik Cin Ali çizmek dışında hiçbir sanatsal faaliyette bulunmadığım gerçeği sadece müziğin ruhuma işlediği bir kuram yine fi tarihinde ailemin benden bir Mozart yaratma arzusu ve kocaman bir fiyaskoya doğru sürüklendiğimden bihaberler iken.

 

Ufacık boyumla, okul ve piyano kursu arasında mekik dokuduğum mazinin tozlarından kurtulamamanın verdiği hicap ile ve evet, ruhuna rahmet okuduğum antika piyanom.

 

Yeni evime taşındığımda yine eve sığamama sendromunu, hantal piyanomu satmakla giderdiğim ve yine piyanom kamyona taşırken ben yaşlı gözlerle çocukluk arkadaşımı ebediyete uğurladığım bu da yetmezmiş gibi aralıksız bir hafta rüyama giren parmakları kayıp piyano öğretmenim ve bu yüzden hayatımda ilk ve son kez cansız bir nesneye aralıksız bir hafta boyunca Fatiha ve rahmet okuduğum.

 

Zaman çok sancılı bir varsayım belli ki ve sanatın idamesinde yine başarısız bir fani iken şahsım bu kez kaygılarımı görememekten ötürü ben hala yüzmeyi bilmeden koca bir okyanusu aşma girişimim.

 

Ve yaralarım… içinden yoksunluk ve gözyaşı barındıran ama nefretin irininden korkup gerisin geri kaçtığım kim varsa.

 

Ve yine sevdalı olduğum nice insan hatta nice yabancı yetmedi nice ölü.

 

Bir ölü kimliğine büründüğüm zaman belki de yine an’ımı aşkla kucaklayıp, dünümü esefle yargılayıp, yarını ise şimdiden tahayyül etme gayretimi gereksiz bulsam da hala hayallerle avuttuğum çocuk ruhum.

 

Büyümeyi beceremediğim ve insanlar sensin suçlu, demeye cüret edip de ben şaşkın gözlerle irkilip etrafımda aradığım nice hemcinsim.

 

Kimliğimin kayıp suretinde ve aklım hezimete uğrayıp da bir baba figürüne rast gelme ümidimin ara sıra dalgalandığı ve içimde dikili bayrağı üç kere öpüp üç kere başıma koyduğum ve sadece tek kişi başımı okşayan aslında yanlış bir tabir zira tek varlık O’nun varlığından yüreğime dolan sükûnet ve emsalsiz mutluluk bir o kadar döşedikçe sayfayı ben saten boya ile boyanmış bir kudrete şükredip kendimi dünyanın en mutlu insan addedip hala nasıl oluyor da yıkılmadım, demenin cehaletiyle bu sefer af dilediğim.

 

İmtina ettiğim ne çok duygu: öncelikle kin ve nefreti yüreğimden atma gayretime rest çekse de kırgınlığım, sevdiğim insanların yüzü suyu hürmetine defalarca gocunduğum hatalarıma toz kondurup yine ıslah etmek adına nefsimi bu kez vazifelerimi ilk sırada yan yana dizmenin verdiği heyecan ve mutlulukla ufkumu dünümle tehir etmekten sakınıp bir o kadar an’ımı da kutsayan yüce Yaratan’a hamdı ettiğim.

 

Bir sömürge belli ki olumsuzluğun seyrinde ben kendi cumhuriyetimi kurmak adına, bir, günü bir de yüreği süzgeçten geçirip, en mutlandıran detayları genele yaymakla unutmak arasında gidip geldiğim. Unutmak… hazanda baharı unutmak, kışta yazı unutmak ve yaşta yası unutup gözyaşlarını mutluluğa devretmek.

 

Her yaşın nasıl ki ayrı güzelliği var ve her yasın nasıl ki farklı bir ahengi var.

 

Sevgiye bulaşmış üstü başım, dememe ramak kala alaycı bir cümleyi duymazdan gelemeyip mutluluğuma ket vuran hangi zihniyetse yine boşa düşmüş duygularım yalpalarken ben hızlı adımlarla devam ettiğim yürüme mesafemde bir koşu atı mahiyetinde yine rast geldiğim güleç bir yüze itibar edip gönülden selamlamanın verdiği hazzı yaşatan Rabbimin bana eşlik ettiği gerçeğini de defalarca terennüm etmem.

 

Ben ağladıkça gülümseyen bir ruh ve gülümseyen ruhuma bir çizgi daha çizmek adına edindiğim o muteber ruh hali.

 

 

 

 

 

Gülüm Çamlısoy | 06/09/2017

0 Yorum | 51 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Tayyibe Atay
TAHTARAVALLİ
Yayla çayırına çöğürtmeç yapmıştı babam...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Suyun da Susayacağı Yıllara Doğru
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
ZAMANI ÇALABİLİR MİSİNİZ BAYIM?
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Ölen insanlık
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Boşayın Gitsin Hiç Düşünmeden
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
DİYECEK VAR MI?
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
ÖNEMLİ
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
NAMAZ......
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Kemeri yeşil Tennure
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Gözlerin- ŞİİRİ
teşekkür ederim... ...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
"bir buselik s’ a v"
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyu...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Kıyısız Yüreğimden Kop Gel
Nasıl gelirsen gel,ille de gel, diye ünleyen şi...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Kırkbeşlik Şiirler (3) // Kağıt Helvalar
kıymetli abem ramazan topoğlu , kırk beşlik p...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Kırkbeşlik Şiirler (3) // Kağıt Helvalar
gülüm benim yüreğinden geçenler yüreğimize...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Kırkbeşlik Şiirler (3) // Kağıt Helvalar
hasan büyükkara abim çok teşekkürler ,eleşt...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Gözlerin- ŞİİRİ
Baydı caydı faydı gaydı taydı vb örnek u...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Filiz Kalkışım Çolak
ÖNEMLİ
Hocam içli bir türkünün akustiğine kapıldım...
(Filiz Kalkışım Çolak tarafından)
Devamı
vahdet çil
Adına Bestelenen Güfteler
Mani tarzında bir dörtlükle şiirime katkıda b...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Nesrin Önem
Haktan Ötesi Var Mı
Zedeni derken zarar gören anlamında yazım buray...
(Nesrin Önem tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Örtüşük 2
Altında dört ayak yürüyüp gitti şehir için...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı

Linkler