Sayın Yasemin Demir Hanımefendinin başarılı geçen ameliyat sonrası nekâhet döneminde esenlik ve daimi şifalar dileriz. (12/09/2019 11:57) | Şiir zamanı yaz akşamlarından güzel şiir dolu günler,esenlikler diler... (20/06/2019 17:17)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Çok Şey Söylendi Öykü Üzerine Çok+ Bir* [Devamı]

Küçük İskender'in Büyük İskender'liğe Terfisi [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Gönlüm dilime dаrgın, dilim gönlüme Gönlüm duygulаrını аnlаtаmаdığı için kızаrken dilime;Dilim аnlаtаmаyаcаğı şeyleri düşündüğü için kızıyor gönlüme
    Mevlana

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 3 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Kesitler 1




Hazanın ilk ayları; hava serin ama güneşli..Erken kalktım yataktan; uykumu alamadan. İçimde bir garip duygu. Birazdan terk edeceğim bu şehri. Rahatlığımı, özgürlüğümü, babamdan kalma bu sevimli minik evimi geride bırakarak...Odaları ne kadar da geniş oysa. Duvarlarına dokunamıyorum; ben yaklaştıkça uzağa gidiyorlar sanki... 

Sabah sabah balkona çıkıyorum; üstümde hala pijamalarım...Herkese ne, canım böyle çıkmak istiyor işte!..Sandalyeye oturup karşı evin damındaki güvercinleri seyretmeye dalıyorum; hiç kımıldamıyorlar. Gecenin ayazında dondular mı acaba diye geçiriyorum içimden; donmamışlar meğerse...Bir çırpıda havalanıp tekrar konuyorlar aynı yere. Biraz daha birbirlerinden uzağa ama. Benim bilmediğim ve de duymadığım dilden kavga etmişler sonucuna varıyorum bu kez .Oysa ben onların kavga etmesini değil, öpüşmesini istiyorum gaga gagaya...Ne mümkün!..İkisi de alçıdan yapılmış!..Koca gökyüzünü, evin kocaman damını paylaşamadıklarından değil bu küsüş şüphesiz. Benim ne düşündüğümü bilmediklerinden böyle davranıyorlar. Bana inat olsun diye takınıyorlar bu tavrı!..Ne olacak kuş akıllı şeyler!.. 

Neden üşüdüğümü bilmeden üşüyorum birden; kalkıp içeri giriyorum. 

Bir bardak çay dolduruyorum kendime açık renk,.İçine de beş tane şeker atıyorum.Çay mı, şerbet mi içeceğim belli değil.Olsun! Ben babamın kızıyım; çayı böyle içerim işte!..O da çok severdi şekerli çayı, tatlıyı ve reçeli..Yanımda babam olsun istiyorum birden.Ne yazık ki geçersiz bir hayal!..Odanın duvarlarında, kapısında, pencerelerinde dolaşıyor bakışlarım; hepsini babam yapmıştı.Dudaklarım bükülüyor. Koskocaman bir bulut gelip gözlerime oturuyor sonra.Biri gelip, dokunsa da ağlasam diyorum. Sonuçta bu da oluyor: En son baktığım duvara astığım babamın resmi canlanıyor ve ebeliyor beni. Dur, gitme dememe rağmen kayboluyor. Elini tutmak, sıkıca sarılmak istiyorum, ne mümkün!.. Kenetleyip kollarımı, kapanıyorum duvara; ağlıyorum! ... 

Onun yokluğunu taşıyamayacağım galiba. Kocaman bir dağmış meğer O; sırtımı yasladığım!..O dağın yıkılışında kapaklanmışım hayatın çekilmez yanına demek ki!..Oysa soluklanmak; bu evrenin oksijen denen gazını hücrelerimde yakarak hayatı sürdürmek zorundayım. Gidip yüzümü yıkıyorum ani bir kararla. Aynaya bakıyorum; göz kapaklarım suyunu emmiş tohum gibi şişmiş. Hüznüm yazılmış bakışlarıma ve tufan yemiş bir bahçeye dönmüş yüzüm. Ne çiçek kalmış üstünde, ne kuş, ne de gülüş!..Baharı özlüyorum! Bir göçmen kuşun gelip gönlümde yuva yapmasını,beni mekan olarak kabul etmesini istiyorum.Elimi sol yanıma bastırıp duruyorum öylece.. 

Hayır durmuyorum: pijamalarımı çıkartıyorum. Yatak odasındayım şimdi. Gece hiç uyumadım. Ne zaman bir yere gitmek istesem uyku tutmaz nedense.Ya geç kalırsam, ya kaçarsa otobüs, tren...Bir sonraki aracı, ya da bir sonraki günü beklemeye sabrım yetmez. Bu ruhla yedi aylık doğmam ve doğar doğmaz yürümem gerekirdi bence.Bu konuya aklımın takıldığı çok oldu.Hatta bir keresinde anneme sordum bunu. 'Hayır, sen dokuz aylık doğdun, dokuz aylık da yürüdün' dedi bana annem. Bu gecikmenin sebebi beslenme hatası olmalıydı.Yoksa ben garanti yedi aylık yürürdüm.

Fakat bu kez gecikmemeliydim. Saat 8.40` ta Haydarpaşa garından kalkan, bir sonraki durağı Söğütlüçeşme olan Doğu Ekspresi'ne yetişmeliydim. Saate baktım 8 di. 40 dakikalık zamanım vardı daha. Bu zamanı ikiye bölüp ilk yarısının sonunda çıkmalıydım evden.Küçük valizime üç-beş parça eşyamı tıkıştırdım hemen.Diş fırçamı,gece yatarken üstüne şiir karalayıp yastığın altına mayalansın diye koyduğum kağıtı, babamın canlanıp bana dokunan resmini unutarak... 

Elektrikleri, muslukları, hava gazını kontrol edip, valizimi kapının dışına attım. İçi defter, kitap dolu olan çantamı omzuma takıp çıktım kapıdan. Adeta homurdanarak çektim kapının tokmağını,niyeyse? Koşar adımlarla merdivenleri inerken,saatime göz attım bir taraftan. Yaklaşık yirmi dakikam vardı trene yetişmem için. Acele etmeliydim. Devir, ekonomi devriydi, ucuza getirmeliydim bu dönüşü. Normalde beş dakika süren yolu iki dakikada yürüyüp, önümde duran ilk minibüse atladım. İstanbul'un trafiğinde yaklaşık beş dakika kadar süren bir kilometrelik yola yüz yirmi kuruş ödeyip indim 
Söğütlüçeşme istasyonuna yakın bir yerde...Bu yol, 
daha bir ay önce seksen kuruştu oysa. Ne çabuk 
yüzde seksen zam görmüştü böyle(!) Aldığım emekli 
maaşını düşünüp acıdım kendime. Bir minibüs 
satın alıp bu hatta girmek, emeklileri bedava taşımak 
geçti içimden...Ama nerde!.. Benim gibi züğürte mi kalmıştı bu 
işi yapmak!.. DEVLET ZÜĞÜRTÜ' ne yani! .. Minibüsçünün 
biraz daha zenginleştiğini,kendimin biraz daha 
fakirleştiğini düşündüm bu bağlamda. Dua et sen erkek 
olmadığıma,yoksa gösterirdim sana yüz yirmi kuruşun ön ve arka yüzünü, diye söylendim içimden. Onun 
suçu yoktu aslında bu işte; suç benimdi!.. 

Suçu sırtıma yüklenip yürüdüm istasyona doğru...Nerelerden geçip de gişenin önüne geldiğimi hiç hatırlamıyorum. Gişede bulunan beyin 'Nereye kadar hanımefendi? 'diyen sesini duyunca irkildim. 'Adapazarı ama ben emekli öğretmenim, indiriminiz var mı? ' dedim. Bir dakika deyip eğildi bilgisayarının başına. Nihayet yüz yetmiş kuruşluk bileti uzattı elime; numarasız, indirimli. Karşılığını ödeyip, teşekkür ettim. 

Perona çıkmak için konulmuş döner merdivenlere doğru 
yöneldim; beni anlayan ve indirimli bilet veren, iyi 
yürekli o beyi arkamda bırakıp... Merdivenler 
çalışmıyordu. Ekonomik kriz onu da vurmuştu sanırım.İş bulamayan yorgun insanlar gibi yatıyordu: bir ucu yerde, bir ucu gökte hem de! .. Yıkılıvermesinden korktum; koşarak çıktım basamakları... 

Peronda on kişiyi geçmeyen bir kalabalık,trenin 
gelmesini bekliyordu. Ben de karıştım onlara. Derken, 
gitgide arttı insan sayısı...Ters yönden gelen bir 
tren durdu büyük bir gürültü yayarak. Açılan kapılardan 
inen insan ayaklarının sesi aldı sonra, trenin 
durmasından doğan sesin yerini!..Telaşla dağılıp,her 
biri bir sokakta kayboldu.Kimi bir zile dokunacaktı 
hasret gidermek için; kimi bir tuşa basacaktı iş yapmak, yeni dünyalar yaratmak için; kimi de yalnızlığa... 

Kim bilebilirdi ki?..


Tayyibe Atay 


Tayyibe Atay | 17/11/2017

4 Yorum | 583 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Hasan Büyükkara 18/11/2017 23:08

Kıpkısa , küçürek , minimal bir öykü diyemesek  bile kısa bir açıklama anı / öykü diyebiliriz..Her an bir çığlığa dönüşecek biriktirmeler var metinde. Gözlem , an'ı bir bir basınç halinde sıkıştırıyor yazarın içinde. İçte öznel güzelliklerin başı okşanırken , dıştaki olumsuzluklara bir homurdanış var. Ve bu düalitik sarmal  kurgu  şeklindeki hissediş, hayatı özümsemede bir tarz olarak benimsenmeli ve bakınız ben öyle taşıyorum zaten ...

Der gibi bir kurgu ve üslûp..

Hani içimi yaysam dışıma,çerçici dükkanı...

:)))
Iyi ki varsınız,sevgili Büyükkara...yoksa "hiç"listesinin en başında hissederdim kendimi...

minnetler ve saygılar size...iyi geceler efendim..

Tayyibe Atay

Ramazan Topoğlu 18/11/2017 19:35


Oysa ben onların kavga etmesini değil,
 öpüşmesini istiyorum gaga gagaya...
Ne mümkün!..
İkisi de alçıdan yapılmış!

Kuşları gözlemleyen insan erdemi.

Duvardaki resmi canlanan baba. Dur gitme. Gidiyor.
Her bulunduğu yerden derin gözlem. İç sızıları. 
Duyarlık ve aşırı gözlemcilik ağlatır. 

Çok zengin gönüllüdür bakmasını bilen ve gören insanlar, görüp de bakmasını da bilen.






Hüznüme dokunan şeyler var hayatta...hangisini saysam...sayım yetmez deyip,teşekkür ederim sevgili Topoğlu...


İyi geceler,selam ve saygılarımla...

Tayyibe Atay

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

vedat dündar
/Boş Sayfalar
Ramazan'ın bir düzüne yıl önce yazmış oldu...
(vedat dündar tarafından)
Devamı
Gülseren MORKAN
Sıkı Tutun Aşkıma/Batma demiştim sana
Şiirimi gün seçkisiyle taçlandıran Şiir zama...
(Gülseren MORKAN tarafından)
Devamı
Gülseren MORKAN
Sıkı Tutun Aşkıma/Batma demiştim sana
Çok teşekkür ederim beğeni ve değerli yorumu...
(Gülseren MORKAN tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Sıkı Tutun Aşkıma/Batma demiştim sana
günün seçkisini ve değerli ka...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
ECELİM OLACAKSIN
günün seçkisini ve değerli ka...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Pavlov'un Kamikaze Köpekleri ve Siyasete Koşullananlar
günün seçkisini ve değerli ka...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Taş Eridi
günün seçkisini ve değerli ka...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Suyu Sen Diye İçtim
" Şairini ayak izlerinden", dizelerdeki uyak izle...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Sıkı Tutun Aşkıma/Batma demiştim sana
Sanki bir felaket, bir kıyım, bir izdiham,yaşan...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Hermann HESSE'den Bir Şiir
Psylaşıp tanış ettirdiğiniz için çok teşek...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
ECELİM OLACAKSIN
Her ölümün elbette bir sebebi vardır.aşina ol...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Pavlov'un Kamikaze Köpekleri ve Siyasete Koşullananlar
Savaş kazanmak için her türlü hileye, taktiğe...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Taş Eridi
Kutlarız başarınızı, nicelerine inşallah. sa...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
/Boş Sayfalar
Ah be ıssızlık !...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Gülseren MORKAN
Sıkı Tutun Aşkıma/Batma demiştim sana
Çok teşekkür ederim beğeni ve değerli yorumun...
(Gülseren MORKAN tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Pavlov'un Kamikaze Köpekleri ve Siyasete Koşullananlar
ne parlak bir savaş zekası! ne kadar acı ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Taş Eridi
Adana ezgileriyle dolup taşmış bir heceydi.&nbs...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
ECELİM OLACAKSIN
Ahenkli gidişat, şiiri bitirdi bile.  maşu...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Hermann HESSE'den Bir Şiir
Derin tasvirlerle dolu şiir için teşekkürler, ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Sıkı Tutun Aşkıma/Batma demiştim sana
Harika uyaklarla akıp giden bir şiirdi.  ni...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı

Linkler