Sen söylersin söz içinde sözün var / Çalarsın çırparsın oğlun kızın var / / Şu dünyada üç beş arşın bezin var // Tüm bedesten senin olsa ne fayda KUL HİKMET (21/02/2019 17:24) | Tülinimiz. "CENNETTE AYAK İZLERİNLE ŞİİRLER YAZIYORSUN ŞİMDİ." 3 koca yıl geçti ama hala yüreğin bizimle ...Cennete selam olsun dualarımız seni ışıklara boğsun ..Tülin ALTINLI seni çok özledik.. (20/02/2019 14:41)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

Bilgi Yayınevi'nden İlk baskılarına sadık kalınarak hazırlanan Sabahattin Ali kitapları [Devamı]

Ankaralılar,13. Ankara Kitap Fuarına Akın Etti [Devamı]

Shakespeare Okumak O Kadar Zor Değil [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER :MÜZEYYEN SENAR [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Seni Özlemek Nasıl Bir Borçsa Artık, Özle Özle Bitmiyor.
    Ece Ayhan

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 2 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Beni bu kadar sevebilir misin?

MUTLU PAZAR LAR BU GÜN ÖYKÜ OKUMA GÜNÜ İYİ SEYİRLER..

 

Beni bu kadar sevebilir misin?

 

Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı Selim & Yasemin ilk kez. Selim tıpta okuyordu, Yasemin mimarlıkta. O ilk karşılaşmadan sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan, aynı otobüse bindiler. Gençtiler, çok genç. Birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz zaman aldı ama sonunda başardılar. İkisi de her sabah otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında. Selim arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti otobüse, Yasemin ise ablasında. Sırf birbirilerini görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp, şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra... 

Okullarını bitirince hemen evlendiler. Mutluydular hem de çok mutlu. Bazen işsiz, bazen parasız kaldılar ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri hiçbir şeyi umursamadılar. Ayın sonunu zor getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir mimar olduklarında da hep mutluydular. Zaman aşımına uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da kabarık hale getirmek uğruna bitip tükeniveren sevgilerden değildi onlarınki. Günler günleri, yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü, büyüdü. Tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı. Zorlu bir tedavi sürecine rağmen çocuk sahibi olmayınca, "bütün mutlulukların bizim olmasını beklemek, bencillik olur" diyerek devam ettiler hayatlarına. Çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler. "Senin için ölürüm" derdi Yasemin, sımsıkı sarılıp Selim e ve aşkım "Hayır, ben senin için ölürüm" diye yanıt verirdi hep.

Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü Yasemin. "Bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak." Kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu. "Mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi sakın unutma" Mutfaktaki masadan, salondaki dolaba sevgi dolu notları okuya okuya koşturan Yasemin, sonunda kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla karşılaşırdı. Aldığı hediyenin ne olduğu önemli değildi zaten. 

Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. Selim, hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul etmeye başladı. Yasemin de mimarlık bürosunu kapadı ve sadece özel projelerde görev aldı. 

Artık daha fazla beraber olabiliyorlardı. Bir gün sahilde dolaşırken, harap durumda bir ev gördü Yasemin, üzerinde "satılık" levhası asılı olan. "Ne dersin, bu evi alalım mı?" dedi Selim e. "Bu viraneyi yıktırır, harika bir ev yaparız. Projeyi kafamda çizdim bile. Kocaman terası olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz evi yapalım burayı." "Sen istersin de ben hiç hayır diyebilir miyim?" diye yanıt verdi Selim. "Amerika'daki tıp kongresinden döner dönmez ararım emlak çıyı. Kaç para olursa olsun, burası bizimdir artık." 
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde, ayrılmaları zor oldu Selim Amerika'ya giderken. Her gün, her saat konuştular telefonla. 

Gözyaşları içinde kucaklaştılar havaalanında. Fakat birkaç gün sonra, kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti Yasemin. Eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan kaçınıyordu. Onu neşelendirmek için, sahildeki evi hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi Yasemin ama hiç beklemediği bir cevap aldı: "Canım, o ev bizim bütçemizi aşıyor. Sen en iyisi o evi unut..." 

Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da acı, daha da çekilmez gelir. Yasemin, hiç sevmedi bu beklenmedik misafiri. Derdini söylemesi için yalvardı Selim e. "Senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat" diye dil döktü boş yere. Yıllardır sevdiği adam, duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki. Ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu Yasemin, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği. 

Bir gün, çocuk luğunun, genç liğinin ve bütün hayatının birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken. "Artık dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım" diye sözünü kesti arkadaşı. "O, seni aldatıyor. İş yerimin tam karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyor her öğlen. Sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya." "Sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları" diye bağırdı Yasemin. Onca yıllık arkadaşını, kendisini kıskanmakla suçladı. Ertesi gün, öğle vakti o restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı. Kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk doktorunu tanıdı hemen. Bazen evlerinde ağırladıkları kadına nasıl sarıldığını gördü Selim in. 

Akşam Selim eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. İnkâr etmedi Selim. Zamanla duyguların değişebildiği, insanların orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden. Kapıdan çıkarken, "son bir kez kucaklamak isterim seni" diyecek oldu ama Yasemin, "defol" dedi nefretle.. 

İlk celsede boşandılar. Modern bir aşk hikâyesinin böyle son bulmasına kimse inanamadı. Arkadaşlarının desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı Yasemin. 

Selim in, sevgilisiyle birlikte Amerika'ya yerleştiğini öğrendi. Bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini, en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin kalması için dua ediyordu. 

Aradan bir yıl geçti. Her şeyin ilacı olduğu söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı. Bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. Kapıyı açtığında, karşısında o kadını gördü. "Sen, buraya ne yüzle geliyorsun" diye bağırmak istedi ama sesi çıkmadı. "Lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka konuşmamız gerekiyor." dedi genç kadın. Kanepeye ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı. "Hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. Çok üzgünüm ama o bir saat önce öldü. 


Geçen yıl Amerika'daki kongre sırasında öğrendi hastalığını Selim ve yaklaşık bir senelik ömrü kaldığını. Buna dayanamayacağını, hep söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini biliyordu. Seni kendinden uzaklaştırmak için, benden sevgilisi rolünü oynamamı istedi. Ailesine de haber vermedi. Birlikte Amerika'ya yerleştiğimiz yalanını yaydı. Oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının karşısında bir ev tutmuştu. Tedavi görüyor ve kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. Gece fenalaşmış, bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. Sana bu kutuyu vermemi istedi." Gözlerinden akan yaşları durduramayacağını biliyordu Yasemin. Hemen oracıkta ölmek istiyordu. Eline tutuşturulan kutuyu açmayı neden sonra akıl edebildi. İtinayla katlanmış bir sürü kâğıt duruyordu kutuda.

İlk kâğıtta, "Lütfen bütün notları sırayla oku bir tanem aşkım kadınım Yasemin im" diyordu. Sırayla okudu; "Seni çok sevdim". "Seni sevmekten hiç vazgeçmedim". "Senin için ölürüm derdin hep, doğru söylediğini bilirdim." "Fakat benim için ölmeni istemedim" "Şimdi bana söz vermeni istiyorum." "Benim için yaşayacaksın, anlaştık mı?" son kâğıdı eline alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü Yasemin. Son kâğıtta şunlar yazılıydı. 

"Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre yaptırdım. Kocaman terasta martılarla kahvaltı ederken, ben hep seni izliyor olacağım." Lütfen sakın sakın ola ölme benimle birlikte orada yaşıyormuşçasına yaşa seni o kadar çok seviyorum dayanamazsın acılarıma diye senden ayrıldım o kadar ama o kadar seviyorum ki ağlama sil o gözyaşlarını benim biricik Meleğim tek aşkım Yasemin im sin..

 

Sami Arlan..

Samİ ARLAN | 31/03/2018

0 Yorum | 301 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Tahir GÖRENLİ
-BİLEMEDİM-
Orhan bey üstadım bu güzel yorumun bizlere yol ...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Ocağımız söndü tütmüyor gülüm.
Adeta bir şarkı dinler gibi melodisi kulağımda...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
ŞU ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA
Ömür dediğimiz üç, beş saç ayağı.. her ne...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Serpil  Savaş
AKIL/SIZIM...S.S
Çok teşekkür ederim gülsen hanım. sağ olun i...
(Serpil Savaş tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
AKIL/SIZIM...S.S
Son dönemlerdeki yaşamış olduğum durumlar ve ...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Felsefik Şiir
İyi akşamlar taylan bey,  insanoğlunun ac...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Felsefik Şiir
İyi akşamlar değerli üstadım, beni lütfen ma...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Vardır Elbet Ezelin
İyi akşamlar değerli hocam, öbeklerin karmaş...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Serpil  Savaş
HERKES GİBİ YORGUN
Orhan bey  değerli yorumlarınız ve değerl...
(Serpil Savaş tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Vardır Elbet Ezelin
"dile fena düşmüşken arşta yiter mi ahım?"...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Çeşm-i Siyahım............
bir öbeğin her dizesinde farklı bir sektöre...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Kara Gece............
Şiirlerin farklı öbekleri ve ahenklerindeki ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Canan Yar Yolun açık olsun
aynı kalemin, farklı imgeler kullanarak üret...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Canan Hadi Helallaşalım
Ahenkle verilmiş harika bir hece. güfte niteliğ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
KADINLIK...AKBAŞ
İçim yandı mesajından, maskülen yanlarımd...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
-BİLEMEDİM-
Hem ozansı, hem de tasvirleri ihmal etmeyen toplu...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Ocağımız söndü tütmüyor gülüm.
Şapka çıkarttığım bir hece şiiri olarak alg...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
HERKES GİBİ YORGUN
İşte ahenk, işte özgün dizeler ve anlaşılı...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Sevap Bonusu
güncelin ekonomisini içinde barındıran mesa...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
BAHTIM BENDEN KAÇAR
başarılı bir hece şiiri olarak değerlendir...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı

Linkler