Ayrılışın 35. yılında Necip Fazıl KISAKÜREK'i rahmetle anarız. (25/05/2018 21:54) | Şiir zamanı bahardan güzel şiir dolu günler,esenlikler diler... (15/04/2018 01:48)


Duyuru

KÜÇÜREK (Minimal/Minnacık) Öykü Türü [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    İnsanlar başaklara benzer. İçleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler. -
    Montaigne

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 113 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Benimle olurmusunuz?

 

MUTLU PAZAR LAR BU GÜN ÖYKÜ OKUMA GÜNÜ İYİ SEYİRLER..

Benimle olurmusunuz?
 
Selim, evlendi
ğinden beri durmadan çalışır evine bakmak için çabalar durur. O artık evli ve bakmakla yükümlü olduğu bir karısı vardır, inşaatlarda yevmiye ile çalışarak rızkını temin etmeye çalışır. 

Bir gün şans yüzüne güler, özel bir işten teklif alır, orada başlar işine… 

Bir maden oca
ğında kantarcı olarak… 
Yaptığı iş ise; gelen boş kamyonları tartıp listelemek ve o kamyonları, kömürlerini almaları için de madene ocağa gönderirdi. 

Daha sonra da gelen yüklü kamyonlar
ı tartar, deftere işler veya peşin parayla satış yapardı. 
İşi aslında çok basitti. Ne de olsa iştir, evine daha temiz gidip gelmekte, daha değişik insanlarla tanışmakta, birazda parasal yönden maaşı iyi olmuştur. 

O kadar işe alışmıştır ki patronlarının en gözdesi olmuştu, ek kapalı zarf bile almaktaydı. Maaşı dolgunlaşmış; evinin ve eşinin artık bütün isteklerini alabilmekteydi. Ama bu mutluluğu kısa sürecekti… 

Çok büyük bir şanssızlık gelecek, tüm hayatı da kararacaktı, giden muazzam hayatı birden ters dönecektir, siyasi bir kararla çalıştığı işyeri devletleşir, tüm özel madenler devlete geçmiştir. 
Evet, asl
ında “iyide olmuş” denilebilinir, ama onun için değildi. O, bir “on ikiler gurubu” denilen patronun gurubu diye devlet, onları bünyesine almamıştır. O, işsizdir artık. 

Ama yüceler yücesi Rabbimin çareleri tükenir mi? O, bir kap
ıyı kapatır diğerini açar, nitekim de öyle olmuştur. Bir arkadaşının bulunduğu yere Termik Santralı yapılıyordur, davet edilir ve orada işe başlar. 

K
ısa zamanda sevilir ve Selim, hiç bilmediği bir dalda işe başlamış var gücü ile o işi öğrenip, kavramıştı. Bir süre sonra çok iyi bir “kalifiyeli elaman” olmuştur. 

Çal
ıştığı bu şirket yurt dışında çok büyük bir ihaleyi kazanmış olup, Selime de oraya gitmesi için teklifte bulunulur. 

Hiç tereddütsüz kabul eder, bu işi Iraktır formen olarak oraya gider, fakat eşi de hamiledir, çalışmaya mecburdur. Çünkü bir ailenin temel taşı olan “çocuk” ile üç kişilik bir aile olacaklardır. 

Selim, yurt d
ışında da aktif çalışıp, sorumluluklarını yerine getirerek kendini yabancılara sevdirmiştir. Hayatında her şey düzgün gitmektedir. 

Eşini düşleyip, aylar sonra doğacak bebeğini “nasıl koklayacağını” hayal etmektedir. 
So
ğuk gecelerde yatağı bu sımsıcak kurduğu düşler ile ısınmaktaydı. Ah, bir de “vatan toprağı” kokusuna hasret gün saymaları olmasa, daha iyi olacaktı. 

Yaşamındaki her şey normal gitmektedir, sevgili eşi doğum yapmış tam 2 ay sonra haberini almıştır. Bir kız çocuk olmuş, nur topu gibidir. 

Selim, yurt d
ışındaki işini bitirmiş, yurduna evine dönmüş, heyecanla kızını görecektir. İçi içine sığmıyor ve aklından bin bir hevesli düşünceler geçiyordu. Her mağaza ve her hediyelik ve her oyuncak satan dükkâna uğrayıp bir şeyler aldı. 

Çocuklu
ğunda hayal ettiği tüm oyuncakları bile aldı. Eli kolu dolu dolu, yüreği bastıramadığı “çocuksu” mutlulukları ile özlemleri tespih gibi çektiği evine vardı. 

Eve geldi
ğinde kızı tam 15 aylık olmuştu, yani bütün yükü annesi üstlenmiş, kızı büyümüştü, hoş beş derken zaman su gibi akıp geçmişti. 

Çal
ıştığı şirket onu geri çağırdı. Ekmeğine hizmet etmekteydi. Öyle ya şimdi üç boğaz vardı ve üç lokma, üç hırka gerekti. 

Ad
ını “M” verdiği yavrusunu kokladıııı…Kokladııı…Kokladıııı 

Doyam
ıyordu ki o miss gibi “gül” kokusuna. 
Cennet kokusunu içine çeker gibi çekti… 
Öyle hoş bir kokuydu ki…Evlat kokusu, vatan toprağı kokusu birbirine karıştı, sanki.. 

Daha sonra da hayallerini süsleyen sevgili eşiyle sarıldı. Çok ağlaştılar… Onları Allah’a emanet edip,alıştığı şirkete doğru yol aldı. 

Selim’e şirketi başka bir yere götürmek için çağırır bu seferde Ürdün’e gider, orada 6 ay kaldıktan sonra diğer işe gider, yurda dönmeden burası Birleşik Arap Emirliklerinden Abudabi’dir. 

Ve orada çal
ışmaya başlar. Vatanından çok uzaklarda yine tespih taneleri gibi gözyaşlarını içine damıtır. Hasreti başına yastık yapar. 
Ve altı ay sonra bir haber alır. Ailesine bir “can” daha katılmıştır. İkinci kez baba olmanın sevincini gurbet ellerde hisseder. 

Nur topu gibi bir k
ız çocuğu dünyaya gözlerini açmıştır. Onun adına “E” verirler. 

Abudabi’den, tam 18 ay sonra evine döner. Art
ık büyük kızı ve küçük kızı büyümüşlerdir. Ama eksik olan bir şey vardır. İçini “cız” yapan. Kor gibi acıtan bir şeydir bu. 

Evine geldi
ğinde iki kızı ona baba demezler, uzak dururlar. Sanki bir yabancı gibidir evde. Ne zaman kucağına alıp, koklamaya çalışsa, ağlarlar. 

Öyle ya, hakl
ılar, bunca zaman evde onu görmemişlerdir. İçinde var gücüyle hissettiği babalık duyguları ile çocuklarının kendisine zamanla alışmasını bekler ve sabreder. 

Sevgili eşinin; tek başına yavrularına hem anne hem babalık yapmıştır, büyütmüş yapayalnız bir kadın evi çevirmiştir,hakkını ödeyemez. 

Çal
ıştığı şirketi tam 4 ay sonra onu, bu kez de Arabistan’a göndermiştir. 

Cubayi’de çal
ışmaya başlamış, oradan da Yamaha ya geçmiş, tam 2 sene vatanına ve evine hiç gelmeden çalışmıştır,maksadı dayanabildiği kadar dayanıp para biriktirmektir. 
Tırnağı ile hayat toprağını kazımakta ve harmanlamaktaydı. 

Bir süre sonra epeyce para biriktirdi. Ve çar çur etmeyip kendi başlarını sokacak bir ev aldı. Kira vermeyecekleri bu evi de çok sevdiği evinin “kadının hakkıdır” diye tapuyu da üstüne geçirip onu mutlu etmekti amacı. 

Bu jesti ve sürprizi de han
ımını şaşırtmıştır, ona güveni sonsuzdur,kızlar büyümüşler artık az da tanısalar ona “baba” demektedirler. 

Yurt d
ışı macerası Arap ülkelerinde bitmiş, bu sefer de Türki Cumhuriyetlerine yani kuzeye gidecektir. 

Önce Rusya’ya, oradan Türkmenistan’a, oradan da Sibirya’ya gider. Daha çok daha çok çal
ışıp, sevgili eşi ve kızlarının geleceklerini güvenceye almaktı, bütün amacı. Bunun içinde bir bedel ödemekteydi. 

Ne mi? Özlem ve yaln
ızlıktı. Ve özlemi ardına katıp, geceleri “vuslat” heyecanları düşleyip ıslattığı pamuktan yastığı bilirdi, onun neler çektiklerini. 

İçi rahattır. 
Aklı geride kalmamıştır. 

Ailesi aç de
ğil açıkta da değildir. Parasal yönden çok birikimleri olmuştur kızları okula gitmektedir. 

Selim, asl
ında yurt dışından sıkılmaya başlamıştır ve yurda döner. Bir süre işsiz evde geçer zamanı ve hep eşine bütün işleri yaptırır olmuştur, Yorgundur, çünkü… ve boşlukta kalmıştır aynı zamanda da “ne yapacaktır” bilmemektedir, 

Dedik ya ALLAH do
ğrunun yanındadır,devreye yine girer. Ve bir gün postacı kapıyı çalar, Selim’e bir kağıt imzalatır. 
Mektup, “iş bulma kurumundan” ona Türkiye Elektrik Kurumu Santralında çalışmak için davetiye gelmiştir… 
Hemen, durmaks
ızın santrale gider, kaydını yaptırır, yazılıyı kazanır mülakatta da geçer devlet kapısından içeri girmiştir,orada çalışmaya başlar her şey tam dört dörtlük olmuş Selim’in artık bir arabası da olmuştur,bu arada canı gibi sevdiği kızları da büyümüş, her ikisi de lisededirler… 

Zaman h
ızla koşmaktadır ve üniversite basamaklarına çıkar kızları. okurlar Her iki kızı da öğretmen olur,hayat devam ediyor her şey muazzam gitmektedir. 

Selim bu arada kendine bir iş bile kurmuştur. 
Bir çeyiz ma
ğazası açar, burada da başarılıdır, paralar kazanılır. 

Selim bu sefer de özledi
ği bir yazlığa kavuşmak ister. Akçay’dan bir yazlık alır,yazlıkları,arabaları da olur kızlarından küçüğü evlenir,Selim kararını verir emekli de olur, durduğu yerdeki evini de satar,dükkanını da devreder. 

Akçay dan bir başka ev daha alır eski oturduğunu kiraya verir buraya yerleşmiş,artık buralıdır birkaç iş denemesinde bulunur çalışır, ama büyük bir sıkıntısı vardır,evliliklerinin tam 18. senesinde eşi, bir kadın hastalığına yakalanır,12 seneye yakın ilişkide bulunamazlar ama mutludurlar fakat o bir erkektir çok sabreder, asla kötü emel peşinde koşmaz oda ALLAH tandır kaderine küser. 

Düşünür ki hiçbir işi yokken ona bir sürü kapılar açmıştır paralar,evler,arabası olmuş kızları okumuş iş sahibi olmuşlardır, ama kader bu ya sevgili eşiyle,tam “daha mutlu” olacakları zamanlar da, bu hastalıkla boğuşur hastanelerde… 

Doktorlar onlara deva bulamazlar ve senelerdir beraber olamazlar. Allah korkusu ile harama uçkur da açmaz. Sabreder. 

Dualar
ı ile Rabbi ile konuşur. Hiç yapmadığı bir şeyi yapar. Ve bir gün başka bir şans daha kapılarını çalar, bu şansı da bir sayısal loto oynar, oda 50 kuruşa “bir kolon” makine den oynar, bir ara unutur fakat bir ara gözüne cüzdanındaki oynadığı kolonu görür, evdeki bilgisayarından internetten çıkıp, çıkmadığına bakar, ama gözleri döner bir daha bakar, bir daha bakar hanımını çağırır, “sen bak” der. 

Oda bakar bay
ılır! .. 

Büyük k
ızına baktırır, o bir çığlık atar! Selim, yavaşça kalkar yerinden. Robot gibi, donmuştur. 
Kızına sorar, az önce gördüğü bir “düş” gibi gerçeği. 

-“ Ne oldu k
ızım, benim gördüğümü mü gördün, sende? ” der. 
Kızı sevinç ve şaşkınlıkla haykırır; 

-“ Babaaa, bu nee,ne yapaca
ğı biz, bunca parayı? ” diye. 

Küçük k
ızı da daha serin kanlı davranır. Ve doğru telefon ahizesini kaldırır. Vakıf Bank müdürüne telefon eder. Daha sonra da bir noterle, banka müdürü, kolonu alırlar vekâletler verilir, parayı hesabına geçmesi için… 

Müdür Bey solu
ğu Ankara’da alır… 

Selim ve ailesi çok zenginlerdir. Bu korkunç miktarda yüksek para hayatlar
ına girmiştir. Bir çok şey yapacaklardır, ama ne? 
Ne yapacaklardır,iki haftalık çıkmayan “6 lı” bu hafta Selime çıkmıştır. 

Para bankadad
ır, bir yerde bir şeyler yaparız der,zaman geçer. 
Selim, zaten sıkıntısı kendindedir. İç huzuru ve iç mutluluğu yoktur. 
Kendini yalnız hisseden bir adamdır o. Yaşamında her zaman özlediği o “ para” var ama “aşk” yoktur. 

Hayattan nefret eder, ne iş kursa ondan zevk almaz, ama sıkıntısını şiirlerde bulmaktadır, şiirler yazar, internette yayınlar, bir zaman sonra kitabı yayınlanır. 

Ve bir yay
ın evinde kitabını imzalatmak isteyen ellerin sahibine başını kaldırdığında dona kalır! 

Evet, bu gözler, bu saçlar bu bak
ış tıpkı serap gibi karşısında duran kişi “çocukluk aşkı” olan “Yasemin’in” ta kendisidir. Kitabı imzalamadan önce boğazındaki yumru gibi takılı sıvıyı yutar. Ve titrek bir sesle sorar; 

-“ Ad
ınız nedir hanımefendi? ” diye… 
Bir su gibi sesi ile söyler ela yeşil gözlerden akan bir ışık gibi sızar gönlüne bu ses. 

-“ Ad
ım Bahar…Aslında Gülbahar ama siz Bahar yazabilirsiniz.” 

Selim’in a
ğzında atan yüreğidir, sanki. Göğüs kafesinden çıkacakmış gibi atan yüreği, çok hızlı atmaktadır. Dursa yüreği, umurunda değildir. O yıllardır kaybettiği aşkı ile tesadüf etmiştir, şu anda… 
Fısıldar gibi konşur: 

-“ Bahar Han
ım, size bir şey açıklamak istiyorum, bana bir kahve içimlik zaman bahşeder misiniz? ” 
Genç kadın gülümser. Tebessümünde bir gizem vardır. 

-“ Tabi, buna bende sevinirim.” 

Bir kahve içimlik zaman daha da ço
ğalır ve bir kavuşma gibi özlenen sohbetler başlar, epey zaman sohbetleri samimileşir, aslında o onu etkilemiştir, git gide ona ısınmıştır. Ve ayrılırken telefonlar verilir, e-mail adresleri alınır. Ayrılık özlenen bir anıya dönüşür. 
Aşk gibi sevda gibi özlenen ve buluşulan bir sığınakları da vardır. 

Dijital buluşmalar başlar, her gün msn den sohbetler ederler ve birbirlerini daha da yakından tanırlar. 
Her ikisi de birbirlerinden hoşlanırlar, sohbetleri aşka dönüşmüştür, Selim varsa yoksa onu düşünür, içi içine sığmaz. 

Bu aşkın ta kendisidir. 
Y
ıllardır özlediği ve onu yalnızlıktan kurtaran aşk. Her gittiği şehirde, yüzlerce hayranı vardır. İçlerinde ona “ilan aşk” bile edenler olur. 
Hatta yurt dışından gelen hayranları ona mektuplar yazan bir sürü aşık kadınları görmez bile. Varsa yoksa adı Bahar olan o yeşil gözlü siyah saçlı, rüyasına kavuşmaktır amacı… 

Günler günleri, aylar aylar
ı kovalar ve harikulade günleri geçer. Selim sevdiği kadınla birlikte olma isteği ile yanıp coşar. Onun yaşadığı şehir olan İzmir’e uçakla bir saatte varır ve telefon açar. 
-“ Bak camdan, dışarı Bahar” diye. 
Bahar, camdan dışarı baktığında son model bir Opel ve ona yaslanmış bir adam, elinde kırmızı gül ile ona gülümsemektedir. Heyecan ile ikinci kattan ona doğru uçar sanki. Eşi derin uykuda uyurken… 

Evet, Bahar evli bir kad
ındır. Bir de beş yaşında kızı vardır. 
Sevdiği ve aylarca göremediği o hayran olduğu yazar, koca dev adam karşısındadır. Onun için gelmiştir. Yüzlerce km yolu kat etmiştir. 
Sarılırlar. 
Sıkı sıkıya. 
Selim, o ipeksi dalgalı siyah saçları avuçlar ve koklar. Derin derin o nadide kokuyu içine çeker ve kulağına fısıldar. 
ŞZ Beğen'); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("

"); var script = document.createElement("script"); script.text = "(function(d, s, id) {var js, fjs = d.getElementsByTagName(s)[0]; if (d.getElementById(id)) return; js = d.createElement(s); js.id = id; js.src = \"//connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&version=v2.3\"; fjs.parentNode.insertBefore(js, fjs); }(document, 'script', 'facebook-jssdk'));"; $result.append(script); $("
").addClass("fb-share-button") .attr("data-layout", "button_count") .appendTo($result); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("
"); var script = document.createElement("script"); script.src = "https://apis.google.com/js/platform.js"; $result.append(script); $("
").addClass("g-plus") .attr({ "data-action": "share", "data-annotation": "bubble" }) .appendTo($result); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("
"); var script = document.createElement("script"); script.text = "window.twttr=(function(d,s,id){var js,fjs=d.getElementsByTagName(s)[0],t=window.twttr||{};if(d.getElementById(id))return t;js=d.createElement(s);js.id=id;js.src=\"https://platform.twitter.com/widgets.js\";fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);t._e=[];t.ready=function(f){t._e.push(f);};return t;}(document,\"script\",\"twitter-wjs\"));"; $result.append(script); $("").addClass("twitter-share-button") .text("Tweet") .attr("href", "https://twitter.com/share") .appendTo($result); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("
"); var script = document.createElement("script"); script.src = "//assets.pinterest.com/js/pinit.js"; $result.append(script); $("").append($("").attr("//assets.pinterest.com/images/pidgets/pinit_fg_en_rect_red_20.png")) .attr({ href: currentURL, "data-pin-do": "buttonPin", "data-pin-config": "beside", "data-pin-color":"red" }).appendTo($result); return $result; } } ] }); $('#iliked').click(function() { var contentId = $(this).data('contentid'); $.ajax({ type:'POST', url: '/tools/rateContent', data:'contentId='+contentId, success: function(response) { $("#iliked").removeClass('btn-info'); $("#iliked").attr("disabled","disabled"); } }); }); });

Samİ ARLAN | 07/04/2018

0 Yorum | 55 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ramazan Topoğlu
Bugünümün bir anısı.
Ziya bey doğrusunu yapmış, sevdiğimiz başkas...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Nurten Altinok
Laf Olsun Diye Öpme.........
yorumunuz için teşekkür ederiz ...
(Nurten Altinok tarafından)
Devamı
Nurten Altinok
Laf Olsun Diye Öpme.........
teşekkür ederim... ...
(Nurten Altinok tarafından)
Devamı
Nurten Altinok
Laf Olsun Diye Öpme.........
...
(Nurten Altinok tarafından)
Devamı
Samİ  ARLAN
Aşık olduğum kadınım..
Tşk ler edıyorum guzel ınsan sevgılerımı ak...
(Samİ ARLAN tarafından)
Devamı
Samİ  ARLAN
Aşık olduğum kadınım..
Tşk ler edıyorum guzel ınsan sevgılerımı ak...
(Samİ ARLAN tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Şima
Okura, imgelerle gelerek; imgelem teklif ediyor bu...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Aşık olduğum kadınım..
Sevda sızıntılarını duyar toprak, yürek mekt...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
" m i r a "
"mira"okyanus ötesinde,henüz bir yaşın...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Brancha Gidiyoruz Brancha
Topluma yönelik şiirler bulmak oldukça zorlaşt...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Şima
Teşekkür ederim sevgili topoğlu...selam,saygı,...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Mehtabın Işığında
Ahenkli, akıcı bir kurgu. İmgelerin tekrarı yo...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Laf Olsun Diye Öpme.........
Yürek yönergesini okuyanın, şekli olarak uygul...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
" m i r a "
Derin imge dizilerinin yoğunluğu dikkati çekiyo...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
* Feryâd-ı Figân *
İçindeki keskin dili, şiiri tasavvuf imgeleriyl...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Ali  ALTINLI
YARINLARIN SEVİNSİN
Eyvallah usta.. Şİİr dolu olsun gÜnlerİnİz g...
(Ali ALTINLI tarafından)
Devamı
Gülüm Çamlısoy
ŞEHİR İLE ŞİİRİN SIRDAŞLIĞI
Canım kardeşim, sağ ol çok sağ ol. tüm güze...
(Gülüm Çamlısoy tarafından)
Devamı
Gülüm Çamlısoy
ŞEHİR İLE ŞİİRİN SIRDAŞLIĞI
Ramazan bey, hoş geldiniz yürek sesime. söyleme...
(Gülüm Çamlısoy tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
YARINLARIN SEVİNSİN
Gecelerin sessizliğinde dizelere dökülmüş duy...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Murat Ercan
ŞEHİR İLE ŞİİRİN SIRDAŞLIĞI
Yüreğine ruhuna sağlık gülüm ablam.var olsun...
(Murat Ercan tarafından)
Devamı

Linkler