Sen söylersin söz içinde sözün var / Çalarsın çırparsın oğlun kızın var / / Şu dünyada üç beş arşın bezin var // Tüm bedesten senin olsa ne fayda KUL HİKMET (21/02/2019 17:24) | Tülinimiz. "CENNETTE AYAK İZLERİNLE ŞİİRLER YAZIYORSUN ŞİMDİ." 3 koca yıl geçti ama hala yüreğin bizimle ...Cennete selam olsun dualarımız seni ışıklara boğsun ..Tülin ALTINLI seni çok özledik.. (20/02/2019 14:41)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

Bilgi Yayınevi'nden İlk baskılarına sadık kalınarak hazırlanan Sabahattin Ali kitapları [Devamı]

Ankaralılar,13. Ankara Kitap Fuarına Akın Etti [Devamı]

Shakespeare Okumak O Kadar Zor Değil [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER :MÜZEYYEN SENAR [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Seni Özlemek Nasıl Bir Borçsa Artık, Özle Özle Bitmiyor.
    Ece Ayhan

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 7 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

GÖL HİKÂYELERİ

GÖL HİKÂYELERİ (GAHBE GENÇLİK)
HALİL ERDEM KİTABI ÜSTÜNE


Mustafa CEYLAN


Halil Erdem 1961 yılında Burdur-Dirmil Çörten Köyünde dünyaya gelmiş, bugüne kadar şiir, roman, çocuk romanı, araştırma-inceleme dallarında olmak üzere toplam 12 kitabı yayınlanmış öğretmen kökenli bir şair ve ressam.

 

(Göl Hikayeleri-Gahbe Gençlik) isimli eseri 15 hikayeden, 192 sayfadan oluşmakta, "Ardamla yayınları" arasında Nisan 2015 de yayınlanmış.

 

Burdur yakın çevresinin doğa ile iç içe yaşantısının destanı olan hikayeleri tahlil objektifimize tuttuğumuzda;

 

DİLve KONU ÜSTÜNE BEN VE HALİL ÖĞRETMEN

 

Samimi, yöresel ve ışıltılı. Göl suyunca bereketli ve candan bir dil ve anlatım... En çok ahşabın ayaklarda çıkardığı sesi, (takur tukur)sesini duydum içimin dehlizlerinde. Kitabı okuduktan sonra, geceler boyunca göl kenarında, sazlıklar içinde dolaştım. Suyun doğurgan, anaç, hayat veren sesini dinledim. Belediye Başkanı Hasan Salman oldum, ağalara karşı bayrak açan, çocukluğumun geçtiği topraklardaki gibi, kaymakamlık binasına yer buldum, Gölhisar adının Kuruhisar olduğu zaman diliminde oturup çocuklar gibi ağladım. Mühendislik diplomamı bir kenara atıp, bir ormancı olabilmek için az daha okumaya gittim...

 

Amerika’ dan gelen peynirlerin, süt tozlarının dilime damağıma nasıl yapışıp da çıkmadığını hissettim, bütün gücümü toplayıp, haksızlıklar ve tek kutuplu dünya üstüne tükürdüm. Dünyanın her yerinde sermaye ve emek kavgasının nasıl yaşandığını aklıma getirdim. Su kanalı oldum taşla doldurulan,

su değirmeni üstünde yedim kurşunu, ölmedim, sardım yaralarımı göl kenarında, hayır hayır, muskacılara koştum; ben Ramazan Hoca'ya koşarken doktorun "bizlik değil" dediği, ayaklarının altı bıçakla dilindiği halde haberi olmayan yeni gelinler gördüm, sonra da ölmeden evvel komşuyu öldürüp suyunu ısıtanlarla, salasını verenlerle buluştum sabah namazından sonra köy camii önünde...

 

 

Almanya'ya giderken bir tanıdığa para vermek için motorunu satan, kız çocuklarının kulağını delen, kasabanın traşını yapan, tüpünü değiştiren Berber Emin Usta' nın yanına çırak yazıldım, orada derledim topladım, göl adamlarının yaşama kavgası ile toprak ağalarının servet kavgalarını.

 

 

Sonra, bi de baktım ki; Halil Erdem isimli bir öğretmen dikkatimi çekti. Bizim dükkâna sık sık gidip geliyor, arada bir konuşulanlardan not aldığını görünce, şöyle göz ucuyla yazdıklarına bakınca gördüm. Malum pek okuma yazmam yok bilirsiniz. İdare edin işte canım... Halil öğretmen demiş ki:

 

"Elmalı'da halk ayaklanmış, bizim gibi onlar da Avdan Gölünü kurutmuşlardı biliyorsunuz. Sağ olsun vekilimiz bir dediğimizi iki etmemişti de bizim gölü de kurutuvermişti. Kuruyasıca gölü"

"Teke yöresinde Şahkulu İsyânı'ndan beri halkın yaptığı en büyük isyanmış.

 

İstanbul'dan, Ankara'dan öğrenciler gelip halka destek verip yol gösteriyorlarmış. Gazeteciler, siyasetçiler herkes oradaymış."

"Bunlar kurutulan göl topraklarını topraksızlara pay edivereceğiz diyorlarmış, aynı bizim Başkan gibi, bunlar hepsi aynı bokun soyu."

--"Abuuu!Ola arkadaş bu ne böyle, bu fikirler nasıl meydana gelip duru?"

 

-"Bunları Rusya'dan öğreniyorlar, nerden öğrenecekler, Amerika'dan değil herhal!"

-"Tabi canım, Amerika bizim dostumuz, öyle düşmanlık tohumları ekmez bizim topraklarımıza.

 

Konuk Ağa' nın adamı:

-"Nerden öğreniyorlarmış ağam bi daha deyiver hele deyince..."

Evet ve sonra... Elbette, egemen güçle, Horzumlularla köylü karşı karşıya gelir. Arada asker-emniyet gücü. Arada hukukçu ve savcı. Halkın önünde kendi seçtiği yerel Belediye Başkanı. Sonra gelecek denilen gençler.

 

Alın size kırsalın önemli bir olayı…

 

Bu olaylarda;


Belki bazı kahramanlar cephe değiştirmiş olabilir ama, sonunda "zilyetlik ve hukuk meselesi" devreye girer.

 

Güneyin, Teke yöresinin en önemli sancısıdır “zilyetlik ve hukuk”.

Halkın avukatı olmanın ve savcı olarak egemenlerin emrine girmek yerine halkın ve kamunun vicdanı olmanın güçlüğünün destanı bu göl hikayeleri.

 

 

Sonra,

Evet sonra;
Kurutulan göl...
Ölen - öldürülen su dünyası. Verimli toprak bölüşüm veya ürün paylaşım kavgaları.
Emek sermaye kavgasının aynısı.

Hâtta, yanyana iki mahallede olan köylü ve egemenlerin kavagası sürerken
ve


Ağanın karşı propagandası ile, (Toprak dediğin ağalarda olur, haddimize mi, bizim toprak sahibi olmak) deyip, ağaları destekleyen halkın içinden uyur gezenler, korkaklar varken; bir gece ansızın kurutulan göl topraklarını sürüp geçen eli bıçaklı, acımasız insanlar. Zalime karşı, Başkana rağmen, hatta ağalara rağmen, karşı duramayan halka karşı, bir gece apansız göl topraklarını işgal edip, kimsenin adım atamadığı yer haline getiren karanlık güçler, mafia, zorbalar...

 


Böyledir işte.

Hani bir siyasi liderimiz demişti ya "Toprak işleyenin, su kullananın " demişti ya, o geldi aklıma...

Neyse;

Gölün intikamını yaşamış çevre ve insanlar. O intikamın en acıklı türküsü göl hikâyeleri anlayacağınız.

Şimdi,

Dil ve konu üstüne dedik bu bölümde, elbette 15 hikâyenin 15 i de bu mücadelenin içinden manzaralar sunmuyor.

 

Çavuş mu Efendi mi' de;

 

Hani Pensilvanya'da duran "Efendimi"z(!) var ya(LÂNET ADAM VAR YA HANİ, BİLİYORSUNUZ CANIM), onu anımsadım birden bire de Çavuş olayazdım valla. Çavuşluğum kalsın dedim, Hamit Çavuş gibi oğlumu öğretmen okuluna okumaya gönderdim. Efendilik sizin olsun be adam, verin dilime Hamit Çavuş'un kırkından sonra ad değiştirmem sözünü... Verin kolluğunu koluma.


Sazlardan hasır dokuyorken, divan yastıkları yapıyorken ve bunları yakın pazarlarda satıyorken;


Güldalı' nın aşkına tutulan Mehmet Emin oluverdim. Güldalı bir kahraman ki, yazarın dilinde;

 

"Kumral teni, ince uzun dal gibi boyu, yeni kıvrılmış dudakları ve çekici güzelliği..."

 

Ve solmuş vişne çürüğü renkli, puantiyeli fistanı ki ilk kez şeker bayramında giymiş, bir daha çıkaramamış, soluk. Ve bir yeni Nazilli dokuması alıp gelmeliyim Güldalı'ya... Fakat, kaçırdılar sevdiğimi, kaçırırlar. Sonrasını anlatamam ki, yüreğime oturur.

 

Ve Burdur ceza evi, seferberlik ve savaşa... Afyon Sandıklıya....

 

Tam 20 yıl sonra dönüş baba ocağına. Güldalı evlenmiş, torun torba sahibi olmuş.

 

Alırım sazımı elime ve (Gahbe de gençlik geldi de geçti yel gibi) diye bir türküye durur yüreğim, sazım...

 

İşin özü şu sözlerde saklı:

"Dönemin iktidarı, toprak ağalarının doymak bilmeyen toprak hırsı yüzünden Gölhisar Gölü' nü ve sonra da Söğüt Gölü, Elmalının Avlan Gölü' nü kurutmuşlardı."

Kuruyan göller, değişen iklim. Suyu çekilen toprak, güneşin altında kanı çekilmiş ölü misali uzanıvermiş...

İşte manzara, işte olay...

Bu olayın etrafında yazarımız;

1-Gölün insanlarla sınavında, gölün içinde yaşayan canlıların yaşamına son verilince insanlardan aldığı öç ve bedel... Gara Ali' nin kurban gitmesi.Gara Ali ki, ne toprak almış kurutulan gölden, ne de ektiği buğdayın hasadını vermişler.

2-Gara Ali'nin dul kalan eşi Gülden ve Topal Abdi. Sonra Topal Abdi'nin eşi. Köy yerinde güzel olmak, dul kalmak zordur be dostum. 1950-1960 yıllarında kırsalda meydana gelen kadın-erkek, dul-evli, kuma hadiselerini muhteşem bir şekilde işlemiş yazarımız.

Sonuç mu? Dul kalan Gülden ve oğlu Mehmet, Almanya yolcusu tabii ki... Köyde geçim, aile ilişkileri ve de elbette komşuluk... Kadın kadına dayanışma. Kuma meselesi ve göç olgusu...

3-Sonra, kanlı sanılan boyalı çizmeler. Kahkahadan kırılırsınız valla. Çizmeye işemek zorundaysanız dikkatli olun derim. Kahveci Topal İsmail gibi, hışımla yerinizden kalkıp elinizdeki bardağı duvara fırlatmadan evvel çizme içinde sakladığınız çaya renk veren boyaları unutup kalmayınız derim. Yani, esnafın halkı kandırması olayına dikkatinizi çekerim.

4-Ve sonra, (Şimdiki garılar kocaya varmıyor oğul. Fakir fukara fonundan her ay yağ, tuz, hatta sebze parasını veriyor devlet. Kömür de dağıtıyor, niye evlenip koca kahrı, kuma kahrı çeksinler ki) öyle değil mi? Değişen zaman ve şartlarda değişen ekonomi. Kamunun bu değişiklik karşısında siyasi ve ekonomik çözümlerinin birey yaşantısına yansımaları... Ayakta işeyen gelinler öylesine çoğaldı ki,
Çatak Köyünde Yavan Abdurahman Dayılarla dolu yanımız-yöremiz, neylersiniz?

Ve evet,

Şimdi Abdurahman Dayılar, koca koca TV larda, "evlen benimle" programlarında. Çatak Köyünün uyanık gençleri yerine, toplumu hergün ninnilerle uyutan çöpçatan programları... Oh ne alâ memleket, öyle değil mi?

5-Sonra Hasibe Teyzeler... Kurt boğan, keçi kurtaran Hasibe teyzeler, o kadar çoksunuz ki, ben size ne diyeyim. En azından Hasibe teyzenin bir hoş yanı var, kurduğu "uğrasayı" bozmakta aceleci davranışı.

Ve Nesibe Nene...Ormancı kocası ölünce, çocukları istedi diye evini satınca sırayla çocuklarında kalır.

Ankara'da gelin eline gönderilişi ve "çöp gibi kalan kolu bacağıyla ancak tuvaletine kalkabilen el yordamıyla gittiği tuvaletin yolunu artık bulamaz olmuş da somyasından tuvalete giden bir ip bağlamışlardı) ve Damadının "ne zaman ölecek bu kadın" sözlerini duyması ve son uykuya dalması, eserin son öyküsü.
Burada iki yaşlı insan motifi çizilir. Hasibe ve Nesibe...

Yaşlılık konusu işlenir. Nesiller arası uçurum, yaşlandıkça eziyete dönen yaşamın acıklı senfonisi yansıtılır.

6-Göl hikayelerinde çevre ve doğa meseleleri, SSK çift maaş vurgunu dahil bir çok toplumsal problem kahramanların diliyle gündeme getirilir.

7-Göl ve hayvancılık... Balık artıklarıyla kedilerin, köpeklerin beslenmesi, pazar sonrası bırakılan meyve ve sebzelerin toplanıp yoksul ve yaşlılara, derme çatma evlerde, mahalle dışında oturanlara yardım edilmesi, yaylaya çıkmakta geciken sürüler sebebiyle yılanların köyü basması da öykü çerçevesinde kelimelerden resim yapılarak sunulur.

Su gibi akan, arı, duru bir Türkçe ile, arada bir de olsa yerel deyimler, sözler ve atasözleriyle, mahalli şiveyle donatılmış öyküler...
Ve
Ressamlığın getirdiği kurgulama, renk seçimi, renk ve gönül, moral ve toplumsal kaygı... Bütün bunlar yazarın ressamlığının kalemine yansımasıdır diyebilirim.

ŞZ Beğen'); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("

"); var script = document.createElement("script"); script.text = "(function(d, s, id) {var js, fjs = d.getElementsByTagName(s)[0]; if (d.getElementById(id)) return; js = d.createElement(s); js.id = id; js.src = \"//connect.facebook.net/tr_TR/sdk.js#xfbml=1&version=v2.3\"; fjs.parentNode.insertBefore(js, fjs); }(document, 'script', 'facebook-jssdk'));"; $result.append(script); $("
").addClass("fb-share-button") .attr("data-layout", "button_count") .appendTo($result); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("
"); var script = document.createElement("script"); script.src = "https://apis.google.com/js/platform.js"; $result.append(script); $("
").addClass("g-plus") .attr({ "data-action": "share", "data-annotation": "bubble" }) .appendTo($result); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("
"); var script = document.createElement("script"); script.text = "window.twttr=(function(d,s,id){var js,fjs=d.getElementsByTagName(s)[0],t=window.twttr||{};if(d.getElementById(id))return t;js=d.createElement(s);js.id=id;js.src=\"https://platform.twitter.com/widgets.js\";fjs.parentNode.insertBefore(js,fjs);t._e=[];t.ready=function(f){t._e.push(f);};return t;}(document,\"script\",\"twitter-wjs\"));"; $result.append(script); $("").addClass("twitter-share-button") .text("Tweet") .attr("href", "https://twitter.com/share") .appendTo($result); return $result; } }, { renderer: function() { var $result = $("
"); var script = document.createElement("script"); script.src = "//assets.pinterest.com/js/pinit.js"; $result.append(script); $("").append($("").attr("//assets.pinterest.com/images/pidgets/pinit_fg_en_rect_red_20.png")) .attr({ href: currentURL, "data-pin-do": "buttonPin", "data-pin-config": "beside", "data-pin-color":"red" }).appendTo($result); return $result; } } ] }); $('#iliked').click(function() { var contentId = $(this).data('contentid'); $.ajax({ type:'POST', url: '/tools/rateContent', data:'contentId='+contentId, success: function(response) { $("#iliked").removeClass('btn-info'); $("#iliked").attr("disabled","disabled"); } }); }); });

Mustafa Ceylan | 20/05/2018

2 Yorum | 423 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Mustafa KÜTÜKCÜ 22/05/2018 04:14

Merak ettim bu kitabı.
Alırım
Ve
Okurum.
Sağ olasın adaşım. -Duyurduğun için.-
Ömrüne bereket...

Ramazan Efe 20/05/2018 19:15

Keşke bir kıyıya edinme adresini de yazsaydınız.
Bu güzelliği paylaşmak isteyenlere kısa yololurdu.
Sağlıcakla kalınız...

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Tahir GÖRENLİ
-BİLEMEDİM-
Orhan bey üstadım bu güzel yorumun bizlere yol ...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Ocağımız söndü tütmüyor gülüm.
Adeta bir şarkı dinler gibi melodisi kulağımda...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
ŞU ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA
Ömür dediğimiz üç, beş saç ayağı.. her ne...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Serpil  Savaş
AKIL/SIZIM...S.S
Çok teşekkür ederim gülsen hanım. sağ olun i...
(Serpil Savaş tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
AKIL/SIZIM...S.S
Son dönemlerdeki yaşamış olduğum durumlar ve ...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Felsefik Şiir
İyi akşamlar taylan bey,  insanoğlunun ac...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Felsefik Şiir
İyi akşamlar değerli üstadım, beni lütfen ma...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Vardır Elbet Ezelin
İyi akşamlar değerli hocam, öbeklerin karmaş...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Serpil  Savaş
HERKES GİBİ YORGUN
Orhan bey  değerli yorumlarınız ve değerl...
(Serpil Savaş tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Vardır Elbet Ezelin
"dile fena düşmüşken arşta yiter mi ahım?"...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Çeşm-i Siyahım............
bir öbeğin her dizesinde farklı bir sektöre...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Kara Gece............
Şiirlerin farklı öbekleri ve ahenklerindeki ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Canan Yar Yolun açık olsun
aynı kalemin, farklı imgeler kullanarak üret...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Canan Hadi Helallaşalım
Ahenkle verilmiş harika bir hece. güfte niteliğ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
KADINLIK...AKBAŞ
İçim yandı mesajından, maskülen yanlarımd...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
-BİLEMEDİM-
Hem ozansı, hem de tasvirleri ihmal etmeyen toplu...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Ocağımız söndü tütmüyor gülüm.
Şapka çıkarttığım bir hece şiiri olarak alg...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
HERKES GİBİ YORGUN
İşte ahenk, işte özgün dizeler ve anlaşılı...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Sevap Bonusu
güncelin ekonomisini içinde barındıran mesa...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
BAHTIM BENDEN KAÇAR
başarılı bir hece şiiri olarak değerlendir...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı

Linkler