Sen söylersin söz içinde sözün var / Çalarsın çırparsın oğlun kızın var / / Şu dünyada üç beş arşın bezin var // Tüm bedesten senin olsa ne fayda KUL HİKMET (21/02/2019 17:24) | Tülinimiz. "CENNETTE AYAK İZLERİNLE ŞİİRLER YAZIYORSUN ŞİMDİ." 3 koca yıl geçti ama hala yüreğin bizimle ...Cennete selam olsun dualarımız seni ışıklara boğsun ..Tülin ALTINLI seni çok özledik.. (20/02/2019 14:41)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

Bilgi Yayınevi'nden İlk baskılarına sadık kalınarak hazırlanan Sabahattin Ali kitapları [Devamı]

Ankaralılar,13. Ankara Kitap Fuarına Akın Etti [Devamı]

Shakespeare Okumak O Kadar Zor Değil [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER :MÜZEYYEN SENAR [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Seni Özlemek Nasıl Bir Borçsa Artık, Özle Özle Bitmiyor.
    Ece Ayhan

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 2 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Mehmet Akif Ersoy'un Yaşlı Kadın ile Ömer Şiiri

Üstâd-ı necîbim Ali Ekrem Bey’e

Yok ya Abbâs’ı bilmeyen, kimdi? ... 
O sahâbîyi dinleyin şimdi:

«Bir karanlık geceydi pek de ayaz...» 
İbni Hattâb’ı görmek üzre biraz, 
Çıktım evden ki yollar ıpıssız. 
Yolcu bir benmişim meğer yalnız! 
Aradan geçmemişti çok da zaman, 
Az ilerden yavaşça oldu iyan, 
Zulmetin sînesinde ukde gibi, 
Ansızın bir müheykel a’râbî! 
Bembeyaz bir ridâ içinde garîb, 
Geliyor muttasıl mehîb mehîb. 
Ben sokuldum, o geldi, yaklaştık; 
Durmadan karşıdan selâmlaştık. 
Düşünürken selâm alan sesini, 
O heyûlâ uzandı tuttu beni: 
Bir de baktım, Ömer değil mi imiş! 
— Yâ Ömer! Böyle geç zaman, bu ne iş? 
— Şu mahallâtı devre çıkmıştım. 
Gel beraber, benimle, üç beş adım.

* * *

Ne sadâ var, ne bir yürür bîdâr; 
Uhrevî bir sükûn içinde civâr. 
Ömer olmuş gezer, sıyânet-i Hak... 
Şu yatan beldenin huzûruna bak! 
O semâlar kadar yücelmiş alın, 
Çakarak sînesinden âfâkın, 
Bir zaman sönmeyen nigâhıyle,
Necm-i sâhirde sanki bir hâle! 
Duruyor her evin önünde Ömer, 
Dinliyor, bî-haber içerdekiler. 
Geçmedik en harâb bir yapıyı. 
Yokladık sağlı sollu her kapıyı. 
Geldik artık Medîne hâricine; 
Bir çadır gördü, durdu kaldı yine.

* * *

Ocak başında oturmuş bir ihtiyarca kadın. 
«Açız! Açız! » diye feryâd eden çocuklarının, 
Karıştırıp duruyorken pişen nevâlesini; 
Çıkardı yuttuğu yaşlarda çırpınan sesini: 
— Durundu yavrularım, işte şimdicek pişecek... 
Fakat ne hâl ise bir türlü pişmiyordu yemek! 
Çocukların yeniden başlamıştı nâleleri... 
Selâmı verdi Ömer, daldı âkıbet içeri. 
Selâmı aldı kadın pek beşûş bir yüzle. 
— Bu yavrular niçin, ey teyze, ağlıyor, söyle? 
— Bugün ikinci gün, aç kaldılar... 
— O halde, neden 
Biraz yemek komuyorsun? 
— Yemek mi? Çömleği sen, 
Tirid mi zannediyorsun? İçinde sâde su var; 
Çakıl taşıyla beraber bütün zaman kaynar! 
Ne çâre! Belki susarlar, dedim. Ayıplamayın. 
— Peki! Senin kocan, oğlun, ya kardeşin, ya dayın... 
Tek erkeğin de mi yok? 
— Hepsi öldü... Kimsem yok. 
— Senin midir bu küçükler? 
— Torunlarım. 
— Ne de çok! 
Adam Emîr’e gidip söylemez mi hâlini? 
— Ah! 
Emîr’e öyle mi? Kahretsin an-karîb Allah! 
Yakında râyet-i ikbâli ser-nigûn olsun... 
Ömer, belâsını dünyâda isterim bulsun! 
— Ne yaptı, teyze, Ömer böyle inkisâr edecek? 
— Ya ben yetîm avuturken, Emîr uyur mu gerek? 
Raiyyetiz, ona bizler vedîatu’llâhız; 
Gelip de bir aramak yok mu? 
— Haklısın, yalnız, 
Zavallının işi pek çok, zaman bulup gelemez; 
Gidip de söylememişsen ne haldesin bilemez. 
— Niçin hilâfeti vaktiyle eylemişti kabûl? 
Sonunda böyle çürük özrü kim sayar makbûl? 
Zavallının işi çokmuş! ... Nedir, muhârebe mi? 
İşitme sen de civârında inleyen elemi, 
Medîne halkını üryan bırak, Mısır’da dolaş... 
Gazâ! Gazâ! diye git soy cihânı, gel paylaş!

Çocukların bu sefer yükselince feryâdı, 
Kadın tehevvürü artık cünûna vardırdı: 
— Şu nevhalar ki çıkar tâ bulutların içine; 
Ömer! Savâik-ı tel’în olur, iner tepene! 
Yetîmin âhını yağmur duâsı zannetme! 
O sayha ra’d-ı kazâdır ki gönderir ademe! 
«Açız! Açız! Bize bir lokma olsun ekmek ver...» 
«Susundu yavrularım, işte oldu, şimdi pişer! » 
Gidip de söyleyeyim hâ? ... Dilencilik yapamam! 
Ömer de kim! Benim ondan kerîm adamdı babam. 
Ölür de yüz suyu dökmem sizin halîfenize! ... 
Ömer vuruldu bu son sözle... 
— Haklısın teyze! 
Avut çocukları, ben şimdicek gider gelirim.

* * *

Halîfe önde, bitik, suçlu, münfa’il, nâdim; 
Ben arkasında, perîşan, çadırdan ayrıldık.
Sabâha karşı biraz başlamıştı aydınlık. 
Köyün köpekleri ejder misâli saldırıyor, 
Bırakmıyor bizi yoldan, fakat kim aldırıyor! 
Medîne’nin dalarak münhanî sokaklarına; 
Dönüp dönüp hele geldik zahîre anbarına. 
Halîfe girdi açıp, ben de girdim emriyle. 
Arandı her yeri bir mum yakıp ale’l-acele. 
— Şu tek çuval unu gördün ya! Haydi yükle bana; 
Bu testi yağ doludur, elverir o yük de sana. 
Çuval Halîfe’de, yağ bende, çıktık anbardan; 
Kilitleyip geri döndük deminki yollardan. 
Mesâfe, baktım, uzun; yük yaman; Ömer yaralı; 
Dedim ki: 
— Ben götüreydim... Verir misin çuvalı? 
— Hayır, yorulsa değil, ölse yardım etme sakın: 
Vebâli kendine âiddir İbni Hattâb’ın. 
Kadın ne söyledi, Abbas, işitmedin mi demin? 
Yarın, huzûr-i İlâhî’de, kimseler, Ömer’in 
Şerîk-i haybeti olmaz, bugünlük olsa bile; 
Evet, hilâfeti yüklenmeyeydi vaktiyle. 
Kenâr-ı Dicle’de bir kurt aşırsa bir koyunu, 
Gelir de adl-i İlâhî sorar Ömer’den onu! 
Bir ihtiyar karı bî-kes kalır, Ömer mes’ûl! 
Yetîmi girye-i hüsrân alır, Ömer mes’ûl! 
Bir âşiyân-ı sefâlet bakılmayıp göçse: 
Ömer kalır yine altında, hiç değil kimse! 
Zemîne gadr ile bir damla kan dökünce biri: 
O damla bir koca girdâb olur boğar Ömer’i! 
Ömer duyulmada her kalbin inkisârından; 
Ömer koğulmada her mâtemin civârından! 
Ömer halîfe iken başka kim çıkar mes’ûl? 
Ömer ne yapsın, İlâhî, beşer zalûm ü cehûl! 
Ömer’den isteniyor beklenen Muhammed’den... 
Ömer! Ömer! Nasıl aldın bu bârı sırtına sen? 
— Sen almasan acaba kim gelip de senden iyi, 
İdâre eyleyecek düştüğün bu ma’rekeyi? 
Evet, adâleti «mutlak» hayâl edersen eğer, 
Ömer değil ya ne olsan bırak ki hepsi heder! 
Beşer adâleti «mutlak» tahayyül eylerse, 
Görür ümîdini mahkûm her zaman ye’se. 
Sen ey Ömer, ne meleksin, ne bir emîr-i zalûm... 
Fakat elinde ne var? Fıtraten beşer mazlûm! 
Görür bürûc-i semânın bütün sitâreleri, 
Zalâm içinde, yük altında inleyen Ömer’i! 
Huzûr-i Hakk’a çıkarken bu unlu cebhenle, 
Değil zemîni, getir şâhid âsümânı bile! 
— Uzak mı yol? Daha çok var mı? 
— Ancak üç beş adım.

Mecâli kalmamış artık zavallının... Baktım: 
Olanca azmini cebr eyleyip, nefes nefese; 
Yavaş yavaş yürüyor. Geldi bin belâ ne ise! 
Sokuldu haymeye, indirdi arkasından unu: 
— Bırak da testiyi yerleştirin kenâra şunu. 
Hemen çakılları çömlekten indirip attı; 
Uzandı testiye, yağ koydu, sonra un kattı. 
Oturmak istedi, lâkin belâya bak ki: Ocak, 
Hemen sönüp gidecek... 
— Teyze, yok mu hiç yakacak?

Kadın getirdi beş on parça yaş diken Ömer’e; 
Ömer de yakmak için büsbütün serildi yere. 
Ocak tüter, Ömer üfler zefîr-i hârıyle; 
Zemîni lihye-i beyzâ-yı târumârıyle, 
Sücûd tavr-ı huşû’unda, muttasıl süpürür; 
İçinde rûhu yanar, cebhesinde ter köpürür! 
Döner muhît-i nigâhında tûde tûde duman; 
Bulut geçer gibi necmin hıyât-ı nûrundan! 
Ocak tutuştu, yemek pişti; 
— Var mı teyze kabın? 
Getir de indirelim... 
— Var büyükçe bir kap alın. 
Yemek sıcaktı, fakat kim durup da bekleyecek! 
Ömer, çocuklara bir bir yedirdi üfleyerek. 
Kesildi haymede mâtem, uyandı rûh-i sürûr; 
Çocuklar oynaşıyorlar, kadın ferîh ü fahûr. 
Ömer bu âlemi gördükçe gaşy içindeydi... 
Dedim: 
— Sabâh oluyor kalkalım... 
— Evet, haydi! 
Yarın Emâret’e gel teyze, öğleyin beni bul; 
Emîr’e söyleriz, elbette hayr olur me’mûl.

* * *

Yüzü gülmüştü teyzenin, baktık, 
Biz de çıktık vedâ edip artık. 
Hiç görünmeksizin gelip geçene, 
Doğru indik Halîfe’nin evine. 
«Şimdi nerdeyse gün doğar, kalıver» 
Diye, koyvermiyordu, çünkü, Ömer. 
Etti az sonra subh-i velveledâr 
Uyuyan şehri kâmilen bîdâr. 
Öğle geçmişti, çıktı geldi kadın. 
— Gâlibâ teyze uykusuz kaldın! 
İşte bağlanmak üzredir nafakan, 
Alacaksın her ay gelip buradan. 
Şimdi afveyledin, değil mi beni? 
— Böyle göster fakat adâletini.

Ramazan Topoğlu | 02/07/2018

0 Yorum | 281 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Tahir GÖRENLİ
-BİLEMEDİM-
Orhan bey üstadım bu güzel yorumun bizlere yol ...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Ocağımız söndü tütmüyor gülüm.
Adeta bir şarkı dinler gibi melodisi kulağımda...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
ŞU ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA
Ömür dediğimiz üç, beş saç ayağı.. her ne...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Serpil  Savaş
AKIL/SIZIM...S.S
Çok teşekkür ederim gülsen hanım. sağ olun i...
(Serpil Savaş tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
AKIL/SIZIM...S.S
Son dönemlerdeki yaşamış olduğum durumlar ve ...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Felsefik Şiir
İyi akşamlar taylan bey,  insanoğlunun ac...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Felsefik Şiir
İyi akşamlar değerli üstadım, beni lütfen ma...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Gülsen Tunçkal
Vardır Elbet Ezelin
İyi akşamlar değerli hocam, öbeklerin karmaş...
(Gülsen Tunçkal tarafından)
Devamı
Serpil  Savaş
HERKES GİBİ YORGUN
Orhan bey  değerli yorumlarınız ve değerl...
(Serpil Savaş tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Vardır Elbet Ezelin
"dile fena düşmüşken arşta yiter mi ahım?"...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Çeşm-i Siyahım............
bir öbeğin her dizesinde farklı bir sektöre...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Kara Gece............
Şiirlerin farklı öbekleri ve ahenklerindeki ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Canan Yar Yolun açık olsun
aynı kalemin, farklı imgeler kullanarak üret...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Canan Hadi Helallaşalım
Ahenkle verilmiş harika bir hece. güfte niteliğ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
KADINLIK...AKBAŞ
İçim yandı mesajından, maskülen yanlarımd...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
-BİLEMEDİM-
Hem ozansı, hem de tasvirleri ihmal etmeyen toplu...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Ocağımız söndü tütmüyor gülüm.
Şapka çıkarttığım bir hece şiiri olarak alg...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
HERKES GİBİ YORGUN
İşte ahenk, işte özgün dizeler ve anlaşılı...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Sevap Bonusu
güncelin ekonomisini içinde barındıran mesa...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
BAHTIM BENDEN KAÇAR
başarılı bir hece şiiri olarak değerlendir...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı

Linkler