Şiir zamanı yaz akşamlarından güzel şiir dolu günler,esenlikler diler... (12/09/2018 14:28)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: TARIK AKAN RAHMET VE DUA İLE [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Dolu dolu caddelerde, tıklım tıklım kaldırımlarda elleri cebinde dolaşan kişidir yalnız .
    Müşfik Kenter:

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 18 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

2018 YILI DOĞUM GÜNÜNDE RAMAZAN TOPOĞLU


KİRPİ SAÇLI ESMERİMSİ ÇOCUK İYİ Kİ DOĞDUN...

Görüntünün olası içeriği: Ramazan Topoğlu, şapka ve yakın çekim

(Kirpi saçları hala hayata başkaldırsa da o hep mülayim ve insancıl oldu)

 

O bir şair ;

Şiirlerin kırılgan kanatlarından tutup bir kelebek gibi savuran ruhlara,

 

(Gizem Gökşen Topoğlu öyle mutlu bir çocuk olmuş ki hala yüzünde Babasından aldığı o mutluluk ışıltıları var)

 Otomatik alternatif metin yok.

O bir baba ;

Otomatik alternatif metin yok. 

Kızına ev arkadaşlığı yanında annelik de yapan, onu sevgiyle gerçek anlamda yürek lisanı ile harmanlayan, koruyup gözeten,

 

 

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, oturan insanlar ve iç mekanGörüntünün olası içeriği: 3 kişi, oturan insanlar ve iç mekan

(Kitap arasında unutulmuş resimler gösteriyor ki o hep severek yaptı her ne ile meşgulse hakkını hep verdi hem de pozitif enerjisi ile)

 

O bir şiir filozofu;

Yorum krallığının eğer bir padişahı olsaydı o kesin "padişahım sen çok yaşa" larla alkışlanırdı, o edebiyat dünyasının gerçek anlamda yürek işçisi ..

 

O Ramazan Topoğlu

Şiir zamanı sitesinin yayın yönetmeni, herkesin abesi, manevi destekçisi,o kocaman yürekli bir bilge, kendisine sorulduğunda;

‘’ Ramazan Topoğlu, Ramazan Topoğlu'nu nasıl anlatır? ’’İşte o zaman şöyle başlıyor sözlerine:

"İçinde nar ve zeytin ağaçları olan, dereye bakan tarafında bir tane çitlembik ağacı bulunan incir bahçesinde Eylül’ün ilk günlerinde doğmuşum.   Sonraları  babamın ajandasında   6 Eylül 1960 sayfasında  yana  yatık el yazısıyla  “Bugün en küçük oğlum doğdu.  Esmerce  bir oğlan” diye  notunu okuyacaktım

İncir hasatı zamanı olan Ağustos ve Eylül aylarında,  köyden göç edilen ahşap evli bol rüzgarların estiği bahçeydi burası. O çitlembik ağacını gövdesine çentikler atardı  anam, sızan balını kaynatıp kokulu sakız yapardı. 

Ağustos ve Eylül sağanaklarında Karıncalı Dağından gelen sular o derede toplanırdı. Sağanak dinince  dereye milli ve bulanık su gelir, delirtilmiş gibi  öfkeyle akar giderdi. Bulanık hızla akan sular hep öfkeli gelirdi bana.  Hemen çitlembik ağacının dibine koşar ellerim kısa pantolonun cebinde suyun akışına dalardım. Yağmurda toprak kokusunu o bahçeden bilirim.  Nerde kaldı şimdi eski yağmur kokuları.

Görüntünün olası içeriği: açık hava

 (Koyuncular köyünden bir kare. Ramazan bey nasıl da mutlu gözüküyor köyündeki biber tarlasında)

 

Aydın İline bağlı Bozdoğan İlçesinin Koyuncular köyüydü doğup büyüdüğüm yer.    Madran Dağı ile Karıncalı Dağı’nın arasında kalan Akçay Ovası 'nın içinde yer alan; kahveleri, bakkalları ve gezici sinemaların geldiği, Cumartesi günü pazarları kurulan bir köydü.

Her bayram babam  beş kardeşe kurulan köy pazarından , ayakkabı ve giysi alırdı. Bazen kumaş alır köyün terzisine diktirirdi.

Annem ile babam tarlaya ya da bahçeye gidince iki ablamla köyde kalırdım. Kendimi terk edilmiş olarak görür hüzne kapılırdım. Küçüklüğümde tarlanın köşesinde bulunan tek ağacın dibinde uyutulduğumu, bazen de uyanınca toprak yediğimi sonradan anlatırlardı.

İlkokul çağına gelene dek insanları pek sevmezdim. Hep alaycı ve soğuk gelirlerdi gözüme. Gelen misafirleri  bir süre evden kovduğumu hatırlıyorum.  Yakın köylerden babamın arkadaşları Akçay’dan atlarıyla geçerek misafir olarak gelirlerdi. Babam fötr şapkalı neşeli bir adamdı.  Anam güzel yemekler yapardı misafirlere. Siz  sonra yersiniz denilirdi.  Sofradan o  misafir yemekleri bize de kalsın isterdik.

Babam fötr şapkalı, neşeli, tarlaya bahçeye atıyla gelip giden, güler yüzlü insandı. Evde en küçük ben olduğum için atımızn eğeri önüne beni alırdı. Atımızın çıkırıklı kuyu başlarındaki taştan oyulma yalaklardan ve su arklarından su içişinde canım hep su içmek isterdi. Ovada yeşil otları yerken canım hep ot yemek isterdi. Atlara ve kuşlara hayrandım.  Köyde serçeler için kurulan fak tuzaklarını hep bozardım. Bana öteki çocuklar hep kızardı o yüzden.

Yine Eylül ayıydı. Babam pamuk tarlasından akşam üzeri bahçe evine döndü. Dinlenip Kuran okudu. Her gün okurdu. Kitabı kapattı yana koydu. Yere düştü. Hastaneye kaldırılırken yolda öldü. Güzel ve ani bir ölümdü. Şimdi ne zaman babamı özlesem o gün mutlaka rüyama girer. Ben de yattığım yerden sağol derim.

 

 

 

NAZİLLİ GÜNLERİ

Nazilli en sevdiğim şehirdi. Burada 50. Yıl Ticaret Meslek Lisesinde okurken edebiyat öğretmenim  Erhan Tığlı idi.  Bu yıllarım çok mutlu geçti. Yine de "sende gizli bir hüzün var" derlerdi, neden bilmem. 

Ticaret lisesi birinci sınıfta, üç öğrenci arkadaşımız trafik kazasında, bir üst sınıftaki abimiz de terör yılları olduğu için kafasına demir vurularak trende öldürülüp atıldı.  Biz bunlardan çok etkilendik.

Son sınıfta ülke genelinde  lise dengi okullar arası öykü yarışmasında birincilik verdiler. Öğrenci Yazıları dergisiydi adı.  Ayrıca  edebiyat öğretmenimiz Erhan Tığlı Ticaret lisesi dergisini de çıkarır, beni edebiyat kolu başkanı seçerdi. Şimdi ikimiz de Şiir Zamanı sitesindeyiz. Ticaret Lisesi Sümerbank'ın ilkokul binasında okuduk, ayaklarımız sıralara sığmazdı. Ancak Atatürk'ün isteği üzerine yapılan Sümerbank binaları, diktirdiği ağaçlar arasında teneffüse çıkan bizleri mutlu eder, derslerde hep Atatürk'ün nefesini hissederdik. Şimdi kapattılar o güzelim fabrikayı. Mali Cebir ile Ticari Aritmetik derslerini hiç sevemedim. 

 

Otomatik alternatif metin yok. 

(Ankaraya kar hep çok yakışırdı Ankara yıllarının başlangıcı ve Ramazan beyin o günlerdeki sağlam adımlarla bu günlere yürüyüşü)

 

VE ANKARA

İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Akademisi Tasarım bölümü ile  Gazi Eğt. Est. Türkçe bölümünde birer haftalık serüvenden sonra  vızırdayan kurşunlar, başa dayanan tabancalardan korkup soluğu bir haber ajansında muhabirlik yapmaya başlamakta bulduk. Daha sonra Anadolu Üniversite  işletme lisans bölümüden mezun oldum.  Sevmediğim bir bölümdü.  Fakat diploması sonradan çok işe yaradı.  "Mal Hesabı Borçlu, Kasa Hesabı Alacaklı" ilkesi T cetvelinde gülümser, Bilançoda hep zarar eder ve denklenirdi. 

 

O dönemle Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’in tüm basın toplantılarına katıldım.  Yüksel caddesindeki Genel Merkezlerinde Demirel bana SEN DE Mİ GAZETECİSİN diye yanaklarımdan okşamıştı.  Basın yayın öğrencileri bile haberlerini bana yazdırırlardı.

Bir gün haber yapmak için Maliye Bakanlığına gittim. Sınav ilanı gördüm. Sınava girdim kazandım. Çünkü muhabirlikte  köle gibi çalıştırıp, düzgün ücret vermiyorlardı.

Maliyeye girdikten bir ay sonra 12 Eylül ihtilali oldu.

Evlendim Olmadı.  Sözlendim olmadı. Hatırlamak ve anlatmak istemiyorum.

 Görüntünün olası içeriği: 1 kişi, yakın çekim

(Gizem Gökşen Topoğlu 'nun o badem gözleri sıcacık sevgi dolu babasının kızı olduğu nasıl da belli)

 

Şimdi kızımla yaşıyorum.  Dokuz yıl önce emekliliğim doldu. Maliye Vergi Denetim Kurulunda Bilgi Edinme ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü olarak  görev yapıyorum.

Bir de Şiir Zamanı denilen bir şiir sitesinde Yayın yönetmenliği yapıyorum.

Görüntünün olası içeriği: su ve açık hava

(Su hastasıyım diyen Ramazan bey Sulara nasıl da hükmetmiş, çok hoş bir rafting keyfi)

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, ağaç, açık hava, doğa ve su

Su hastasıyım. Ne zaman akan sular görsem paçaları sıvar girerim.  Ne zaman bulutlardan su inse hemen pencereye koşarım."

 

Bunlar onun lisanı ile anlattıkları ama biz özel olarak sorduk kendisine neleri sever Ramazan Topoğlu neleri sevmez?

 

(Yine sudan uzak duramayan gençlik dönemlerinde de aynı olgunluğu garip bir hüzünle gülümsemesine yansıtan abemiz)

 Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ağaç, bitki, gökyüzü, açık hava, doğa ve su

Bakın neler anlattı bize;

 Görüntünün olası içeriği: bitki, ağaç, açık hava, doğa ve su

-Köyümde su arkının kenarında bir nar ağacı vardı. En çok o ağacın dibinden toprak testiye su doldurmasını severdim.

-Çıkırıklı kuyu başlarında oturmayı da çok severdim.

-İlk okul yıllarında köy minaresindene vakit namazı ezanları da okudum.

-Çocukken bir ara hiç büyümeyip öyle kalacağımı sanırdım.

-Orta okul yıllarında siyah beyaz televizyon döneminde Haldun Taner, Çetin Altan, Aziz Nesin toplu söyleşiler yaparlardı, kültür ve sanat programlarını kaçırmazdım.

-Öğrencilik yıllarında hep bekar evlerinde kaldım, arkadaşlarım iyiydi, yemeği ben pişirir, onlar bulaşık yıkardı.

-Ticaret lisesindeki bütün öğretmenlerimi sevdim. En çok da o yıllarda Akbaba dergisinde sürekli yazarlardan olan Edebiyat öğretmeni Erhan Tığlı'yı.

-Yaşar Kemal'in romanını ortaokul yıllarında okulda yasakladılar. Satın alıp okudum. Yasaklayanlardan "ne var bunda" diye nefret ettim. Öğretmen demeyeceksin muallim diyeceksin, okul demeyeceksin mektep diyeceksin diyen bir Türkçe öğretmenini de hiç sevmedim. 

-Kolestrol gibi değerlerim düşük, öteki değerlerim normal çıkmasına rağmen, tam rahata kavuştum dediğim yıllarda kalp krizi geçirip by pass oldum. . Rezim ve sefil yaşamama rağmen duygusal sıkıntıların acısı Finom diye seslendiğim kalbimin can yollarından  çıktı. İki yıl önce de yeniden yokladı , bu kez üç kalp yüzüğü daha taktılar.

 -Hemen her gün rüyalar görürüm bazılarını hatırlayamam. Sol tarafına dönüp yattığımda hatırlayamadığım pek çok rüya aklıma gelir.

-Bazen yıllar önce gördüğüm rüyalar bir klip şeklinde aniden gözümün önünden akmaya başlar. Film çekilebilseydi iyi para kazanırdım diye kendimle şakalaşırım.

-Hiç unutamadığım rüyam, yer altında çukur, ve o çukurun yanlarında çekmeceler, o çekmecelerde cansız yatan insanlar.. Birileri teker teker o çekmeceleri açıp bana gösteriyordu.

-Köyde amcamın kızı Şükran kendini su kuyusuna atınca üç gün kimseyle konuşmamıştım. Neyse ki onu kurtarmışlardı.

-En büyük ağabeyimin nerede yaşadığını bilmiyorum. Uzun hikaye... Ortanca abim Yakup küçüklüğümde beni sevmezdi. Şimdi çok seviyor. Ben de O'nu. Hacer ve Fatma ablam melek gibiydi. Onların çocuklarını hep çok sevdim. Annemin adı Müjgan ama Vacide derler. Ne zaman üzüntülü olsam mutlaka beni rüyasında görür ve aratır. Hep dua eder. 

-Dondurması elinden düşen çocukların yüz ifadesinden ağlayabilirim.

-Öğle vakti simit yiyen ezik görüntülü insanlara bakınca kesinlikle yemek yiyemiyorum. Onların da yüz ifadesine bakınca ağlamsı olurum. Her sabah gördüğüm ve görceğim insanlar için dua ederim.

-Kemal Sunal'ın ters tokat atıp, arkadan bir de tekme savuruşu beni hep gülümsetir. Bir de çöpçü rolünde Ayşen Gruda cam silerken pencerenin altından kaçamak bakışı..

-Şener Şen'in Züğürt Ağa filminde oğluna Hayber Kalesi'nin Fethi kitabını okuturken huşu içinde karşıya bakarak tütün çekişine bayılırım.

-Bir kez köpek ısırdı, bir kez akrep soktu. Ufak kazalar atlatım. Allah beni hep korudu ve şükrettim.

-Bir Anadolu kasabasında bir kez mezarlıkta uyudum. Hiç korkmadım. -Mezarı başında uyuyakalınacak insanlar olduğunu hala inanıyorum. Ve onlara uzun ömürler diliyorum. 

Ve değerli soylu insanlara uzun ömürler diliyorum..."

Diyor kendisi.

Görüntünün olası içeriği: Ramazan Topoğlu, ayakta, bitki, ağaç ve açık hava

 (Çalıştığı kurumun bahçesinde bir işçi gibi ağaçlar dikip her yere varlığının güzelliklerini ekleyen kıymetli yayın yönetmenimiz)

 

Bakın Selin Yağmur Demir onu nasıl anlatıyor;

"Ramazan amca tanıdığım en zarif, en güzel yürekli, en kibar amca, kimse onun kadar güzel davranmadı bana, ben onu çooook seviyorum."

Ve Ufuk Serdar Demir

 Ramazan Topoğlu denilince neler söylersin sorusuna şöyle cevap veriyor:

Samimi, insancıl, değer biçen, değer bilen, kısa zamanda çok sevdiğim bir abim. Allah uzun ömürler versin kendisine. Biz çok seviyoruz Ramazan abiyi "..

 

Bakın Editörümüz, abemiz,

 Vedat DÜNDAR bey o'nun hakkında  neler diyor:

"Nasıl bilirdiniz ?" diye, sorduğunda imam, "Çok iyi." lafı, çoğu zaman kocaman bir yalandır... Ölenin arkasından, illaki güzeldi demek, sanki dinsel bir kanundur, ya da, ölen bakiyesiyle birlikte sanırsın, artık, borcu ödenmiş bir melektir....Böyle bir tasavvura sokulur işte, kimi zaman, kocaman yalanlarla ölenler...

Ramazan Topoğlu yaşayanımızdır... Muhtemelen çok daha uzun
zaman yaşayacak olanımızdır... 

Bu muhterem için yaşarken "nasıl bilirdiniz ?"
sorusunu ise, bir fermuar kolaylığıyla açabiliriz..Hayır o fermuar açılırken ne sıkışır, ne de kalkıp diş yer...Çünkü Ramazan Topoğlu, başarıya sabırlanmış karakteriyle, duygusal tutuşmuşluğunu, fotosentez edebilen, bir gönül çoşkunluğunun sahibidir...


Kendine sevgi için maya çalan, kıvılcımdan ateş besliyerek ısıtan, şiirlerimizin ve yüreğimizin bir keyfidir O...

Birikmişliğini duygularımıza dölleyen, bu sanat adamı,
sadece sanatkar olmanın gücüyle kuşatmaz övgülerimizi...O adam aynı zamanda İbret-i zarifliğiyle, bir beyefendi olmanın kavramına, asil bir örnek olarak kendini yakıştırmış, istisnai bir inceliktir...

Lakin işte, "nasıl bilirsiniz ?" sorusu bir yerde gelir ve bir bilinmezlik olarak da büyüyüverir cevaplarımızda...Ondaki bu meal içinde.


Öyle kapalı sayfalar vardır ki, bu özelinin tahribatları, kimyasında, yalnızlığa bir bileşen olarak, terkibe uğradığında dahi, darmadağın olmak yerine, gelir, sanatın en kalın dalında, salıncak kurarak, kendini kucaklar..

Kırağının, çimenler üzerine örtündüğü gibi, sanatseverlerin
üzerine örtünür... Bu, onun, hepimize olan bir sevabıdır... Sadece gece başını yastığa yatırdığı zaman, karanlıkta bakarken, biliriz ki, hiç birimiz yanında olamayız...

Kendi hüznüne kanat takarak uçuran bir sevdanın eksikliği, onun alın yazısı gibi yüreğine asılır kalır... O zaman, şiirler yoktur... O zaman şiirlerin yorumları da yoktur... Şairler yoktur...Yan odadan, kedi mırıltısı gibi gelen Gizem'in derin uyku hali, sessizliği ne kadar bozsa da, bir rüzgar esner boğazında, Ramazan'ın, sanki bütün gücü akışarak yatağa yayılır...Yapayalnızdır...Gözlerinde Gölgeler bükülmüştür...


Sanki kendi virajına savrulur... Ter damlacıkları istiridye incileri olur... Ve belki tek damla yaş, üst dudağında, çok hafif bir tuz tadı bırakarak, yalanır...

Bu onun bilinmeyen ve görünmeyen yüzüdür... Zaten o zaman orada, yüz yoktur.. . Yüzün yerine, enfarktüs geçirmiş bir yürek, saklanarak atar...


Biliyorum ki, O, geceleri yatağına yatarken, onun ne yastığıyım ne yorganı, ne de çarşafı... Lakin bildiklerim yanında, bilmediklerim, beni böyle bir tasavvura götürdü... Ramazan'ı anlatmak için, sadece bildiklerimizi değil, ne kadar garabet dolu olursa olsun, onun hakkındaki hayallerimizi de anlatmalıyız..."

 

Ve Editörümüz, kardeşimiz, Ramazan BORAN bakın  neler demiş hakkında:

 

''Yüce Yaradan’ın ibadetlerden sonra en çok sevdiği, hoşnut olduğu davranışların başında bir insanı sevindirmek gelir'' diye buyruluyor... Bu davranışın bir de tepeden-tırnağa toplumun bütün fertlerine yayıldığını bir düşünün...

Elbette ki orada sağlık ve huzurla dolu bir hayat ve zenginlik olacaktır… Bir düşünür “mutlu olmanın en garantili yolu başkalarını mutlu etmektir.” diyor… Gerçekten de öyle değil midir? Gönüller arasına kurulan yollar bir gidiş bir de gelişten ibaret değil midir ?… Gönlümüze mutluluk gönderen, mutlaka kendi gönlünde de mutluluk bulacaktır… (Saygıdeğer Adaşımın aldığı her nefesin kıyısına hep mutluluk vursun.)

Değerli Üstadımız Ramazan Topoğlu, şu anda aramızda olmayan gerek Edebiyata, gerekse diğer sanat dallarında tarihe ışık tutmuş,toplumda yer etmiş şair, yazar, tiyatrocu, sinemacı ve daha nice samatçıların hayat biyografileriyle onların ruhunu okşayıp yad ederken… gerekse ben ve benim gibi şairlik yolunda yürümeye çalışan değerli üyelerimizin biyografileriyle de gönlümüzde taht kurmaya devam ediyor..

Çalışmaları büyük bir fedakarlığın ürünüdür. Değeri hiçbir maddeyle kıyaslanmayan bu yazıları yazıp okurla paylaşmak ciddi bir emek ve zaman ister. Bir yanda iş hayatını devam ettirirken bir yanda Edebiyata, şiire olan katkıları takdire şayandır."

 (Ve bu çiçekler size tüm site adına en derin sevgi ve saygılarımızla)

Bu gün içimizden biri kıymetli yayın yönetmenimiz ve site bilgemiz Ramazan Topoğlu'nun doğum gününü Şiir Zamanı ailesi olarak kutladık, bizim de fikrimiz neden sorulmadı, onun hakkında biz de iki kelam ederdik diyorsunuz biliyoruz, alttaki yorum bölümleri hazır durmaktadır. Sayfalarca yazı asılsa söz edilse sanırım onu anlatmak mümkün olmayacaktı bu yüzden kısa zamanda hazırladığımız bu yazıyla beraber tüm dostları sevenleri adına biz kendisine Hak'tan uzun ömürler dilerken yeni yaşını en güzel günlerde eskitmesi diliyoruz.

ŞİİR ZAMANI AİLESİ ADINA

 DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ

 Yasemin Demir 

Yasemin Demir | 06/09/2018

9 Yorum | 83 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Hasan Büyükkara 09/09/2018 23:55

Dıranas denilince , herkes gibi benim de aklıma ilkin Fahriye Abla şiiri gelir. Bunda şaşılscak bişey de yoktur. Ama Ramazan Topoğlu denilince benim aklıma  Dıranas gelir. Lakin bu defa Fahriye abla yerine  onun mektup şiirini anımsarım. O şiirin anaduygusunun tecessüm etmiş halidir benim gözümde ve gönlümde RAMAZAN

İzninizle paylaşıyorum efendim şiiri

MEKTUP

Dost dost diye deli derviş gezdiğim, 
Bir ağladığım, bir güleyazdığım, 
Adını dağa taşa kazıdığım 

Benim bir tanem dost, gözümün nuru! 
Tutmaz elim, topal ayağım uğru, 
Amansız kara bahtımdan ötürü 

Kan ter dolandığım yollar gölgesi, 
Kara ekmeğimin akça mayası, 
Susayınca çağıldak sular sesi, 

Ay aydınlığım, gün ışığım, canım, 
Bayramım, bolluğum, yemişim, yenim 
Göz yaşımı gözden gizli silenim! 

Pek garipçe kaldım köyümde ıssız, 
Otsuz ocaksız, akılsız, ayvazsız. 
İki elin kanda olsa durma tez 

Dağ başını duman almadan beri, 
Eyüp sabrım, eyi düşlerim yoru, 
Yet bu yana! Avareyim, yet, yürü!
 
Ahmet Muhip Dıranas

Selin -Yağmur Demir 08/09/2018 20:41

İYİ Kİ DOĞDUN RAMAZAN AMCA MUTLU SENELER
DOĞUM GÜNÜ ile ilgili görsel sonucu

Ramazan Topoğlu 07/09/2018 22:43

Vedat Beyin vurduğu mühürler ölümsüz.

Ramazan Topoğlu 07/09/2018 22:42

Ahmet Bey Adaşım Ramazan teşekkürler.

Ramazan Topoğlu 07/09/2018 22:37

Doğum günleri kutlamasını nedense sevemedim de, Yasemin Hanımın bu uzun soluklu vefalı çalışması mutlu kıldı. Hayatın en güzel anılarından biri olarak kalacak. Yasemin Hanımın bütün emeklerine minnettarlık duygularıyla teşekkürlerimizi sunuyoruz.

vedat dündar 07/09/2018 00:16

Ramazan'ın doğum günü şerefine geçen sene yazacaklarımı  yazmışım ilave edeceğim veya içinden eksilteceğim  farklı bir düşüncem yok...
Farklı bir düşüncem var ;
Ama Ramazan Topoğlu hakkında değil...
Yasemin DRaemir hakkında
Bu sevgili iyi insan bugünü hatırlayarak yaptığı yukarıda ki olağan üstü jesti  nispetinde Ramazan'a yaptığını zannederken kendine kattığı liyakat hakkındadır...
Bir insanın sevgisini saygısını ve daha önemlisi hakettiğini böylesi bir iç dünyayla  sembolleştirip anıtlayan,abideleyen,muteberleyen,itibarlayan ve  onu makyajsız bir sunumla sadeleyen marifetin sahibi olmak kolay bir hususiyet değildir...
İşte Yasemin Demir,   yüreğinin bu muhabbeti ile sevgiye peykân olan bir ustalığın sahibi olması  onun muaffakiyetinden çok,genel yaşam ve karakteristik özelliğinin bir dışa vurumudur...
Bu ancak ve salt  semâhatli yüreklerin işidir..
Adminin Yukarıda ki kutlama yazısı Ramazan'ı ancak bir sinopsis edasıyla hülasa etmektedir...
Bütün sizcileyin kavramlarından uzakta ve tek başına...

Ramazan Boran 07/09/2018 00:03

Günün Seçkisini Ve Değerli Kalemini 
Şiirzamanı Yönetimi Olarak

Gönülden Tebrik Ederiz.


Ramazan Boran 06/09/2018 23:02

Kendisini tanımak gerçekten de bir ayrıcalıktır.Değerli Yasemin ablamın ellerine sağlık.Ne güzel bir bir biyografi olmuş.Yeni yaşının önceki yıllardan daha fazla mutluluk, daha fazla sağlık ve huzur getirmesini dilerim.Ramazan Topoğlu abim iyi ki doğmuşsunuz.Gününüz kutlu olsun.

Ahmet Zeytinci 06/09/2018 22:31

Nice senelere diyelim biz de bütün ömrün huzur ve mutluluk içinde geçsin. Her şey gönlünce olsun. Doğum günün kutlu olsun Ramazan Hocam...

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ramazan  Boran
Zula
Çok teşekkür ederim İlknur hanım.saygilar sun...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Semih Bilgiç
... BERİ
Teşekkürler şiir adına güzellikler yaptığı...
(Semih Bilgiç tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Derviş Ebe - Ermiş Bebe
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
ŞİFRE............
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Ahzan Olur
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
... BERİ
günün seçkisine ve değerli kaleme  Ş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Zekai Budak
N’ÔLUR GÜZEL
Çok teşekkür ederim orhan bey kardeşim. dery...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
vahdet çil
Çaresiz Kaldım
Sayın fatma gümüş hanımefendi'ye ve Şiir san...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Samİ  ARLAN
Aşka dair aşk..
tŞk ler gÜzel insan akÇay imdan sevgilerimi g...
(Samİ ARLAN tarafından)
Devamı
Ali  ALTINLI
CANDAŞIM
Şİİr seÇkİsİne esenlİkler ve kolayliklar......
(Ali ALTINLI tarafından)
Devamı
A.Filiz  Gökdemir
FİLİZ KIZIM
Çok teşekkür ederim ramazan boran beyefendi. sa...
(A.Filiz Gökdemir tarafından)
Devamı
A.Filiz  Gökdemir
FİLİZ KIZIM
Çok teşekkür ederim kadir babacığım. sonsuz ...
(A.Filiz Gökdemir tarafından)
Devamı
İlknur Yıldırım
Zula
Tebriklerimle......
(İlknur Yıldırım tarafından)
Devamı
Kadir  Tozlu
FİLİZ KIZIM
Teşekkür ederim ramazan bey... saygılar......
(Kadir Tozlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Ahzan Olur
Kurgusu, ahengi güçlendiren bir teknik. farklı ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
ŞİFRE............
Farklı bir şiirdi, derinlikle boğuşmadan okunu...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Derviş Ebe - Ermiş Bebe
Boran şairim,  bir şiirdeki "bir ömür boy...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
N’ÔLUR GÜZEL
Sazende ile okunası kadar akıcı, geçip gidiyor...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Eylül Duyguları
Seslendirmesiyle birlikte yürek dağlayıcı dozu...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Zula
Değerli mesut turgay abime... Şiir yazmak kad...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı

Linkler