Şiir zamanı 6 yaşında ilkelerinden ödün vermeden güçlü kadrosu ve güzel yürekleri ile altı koca yıl el ele gönül gönüle idik nice 6 YILLARA HEP BİRLİKTE .... (10/10/2019 23:10) | Şiir zamanı şiir dolu güzel günler diler ... (06/10/2019 00:46)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Çok Şey Söylendi Öykü Üzerine Çok+ Bir* [Devamı]

Küçük İskender'in Büyük İskender'liğe Terfisi [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER :ZEKİ MÜREN [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır.
    Mirabeau

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 3 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

GENÇLİK YILLARINDA

"Anı bahçelerinde üşümek sıcaktır."
"Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır."
"Bütün anılar güzeldir. Anılardaki bütün insanlar güzeldir. Anı haline gelince her şey güzeldir. "


GENÇLİK YILLARINDA

O heybetli görünüşü gözümün önünde, gür sesi kulaklarımda. Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu’nun 5-A sınıfı. Okulumuza yeni gelen öğretmen Tarih dersi anlatıyor. Kırk kişilik sınıfta tık yok. “Kastilya Kraliçesi İzabel, Aragon Kralı Ferdinand…” diye öyle bir anlatıyor ki dersi hayranlıkla dinliyoruz.
Yıl sonu. Okulu bitirme sınavlarına giriyoruz. Son sınav da bittikten sonra beni çağırıyor öğretmenimiz:
-Gel bakalım Kurt, sana bir görev vereceğim.
-Buyurun hocam.
-Yakında mezuniyet töreniniz var, spor salonunda yapılacak bu tören.
-Evet…
-İşte o törende öğrenciler adına konuşmayı sen yapacaksın.
Şaşırıyorum, ter basıyor beni. Bırak mikrofonla konuşmayı, onu elime almış biri değilim. Yine de “Hayır yapamam.” diyemiyorum.
-Tamam hocam.
-Ben, en kısa zamanda bir ses provası için seni çağıracağım.
Düşündüm, bunca öğrenci arasından neden beni seçmişti öğretmenimiz? Meraklandınız değil mi? “Kim bu öğretmen?” diye. Okulda göreve başladıktan sonra ilk nöbetinde kenarı beyaz şeritli eşofmanları giydiği için “Kling” lakabını alan rahmetle andığım Necati Öğüt öğretmenimiz. O sıralarda bir gazetede “Kling” adıyla foto roman yayımlanıyordu. Kling karakterindeki foto roman kahramanı da beyaz şeritli eşofman giymişti.
Birkaç gün sonra çağırdı beni. “Gel, şu ses provasını yapalım.” 
Ben de heyecan provaya giderken bile doruk noktada. Spor salonuna birlikte gittik. Ses düzeni hazırdı. Mikrofon karşısında bana bir şeyler söyletti. Şöyle bir düşündü:
-Senin sesin mikrofonik değil, bu konuşma görevini başka arkadaşına vereceğim.
-Siz bilirsiniz.
Sevindim; o akşam heyecandan tir tir titremeyecektim. Üzüldüm; o yaşta koca okulda bu görev benim için bir onurdu. Pekiyi, Necati Bey, o görevi neden bana vermek istemişti? Düşünür, şu sonuca varırım: Benim, okulu birincilikle bitireceğimi tahmin ediyordu. Evet, derslerim iyiydi; ama ben bitirme sınavlarında ancak geçerli not alacak kadar çalışmış, öyle birinci olmayı falan hedeflememiştim. Sonunda takıntısız bitirdim; ama birincilikten epey uzak olarak. Öğretmenlik yıllarımda bana verilen bayram, tören konuşmalarını yaparken hep bu olayı hatırladım. Başlangıçta bir heyecan olsa bile birkaç cümle söyleyince geçiyordu heyecan.
Biz, okulun neredeyse tüm öğrencileri çok sevmiştik onu. Saygıyla anıyorum.

Okul haziran döneminde bitince Nevşehir-Kozaklı- Kanlıca köyüne atandım. Köyün ortasında girişinde küçük bir aralıkla sonra bir odası olan eve yerleştim. Dördüncü sınıfı okutmaya başladım. Mesleğin başlangıcı, bende bir heyecan bir heyecan… Aradan on gün geçti, Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü’nü kazandığıma ilişkin haber kağıdı geldi. Sevindim, izin alıp okuldaki ikinci sınav için Konya’ya gideceğim. Aileden “Mesleğe geçtin, maaş alıyorsun, niye gidip de üç yıl daha okuyacaksın?” deseler de dinlemedim.
Türkçe Bölümü’ne girebilmek için hem yazılı hem de mülakat sınavına girdim. Mülakatta sorulan soruyu hiç unutmam. Komisyondaki öğretmenlerden biri: “ Senin ilçen Hacıbektaş, nüfus kağıdında öyle yazıyor. Peki Hacıbektaş mı ismin Hacı Bektaşi Veli’den almış; yoksa Hacı Bektaşi Veli mi ismini Hacıbektaş ilçesinden almış?” Hacıbektaş ilçesinin eski adının “Sulucakarahöyük” olduğunu biliyordum, yanıtı kolayca verdim. 
Yazılı sınavda da önemli olan kompozisyondu.
Ertesi gün sonuçları dinlemek için okulun önüne toplandık Bizim bölüme yatılı olarak on kişi alacaklardı. Bir müdür yardımcısı anonsla duyurmaya başladı. İlk on kişiyi okudu adım yok. Üzgün üzgün dönmeye hazırlanırken şu anonsu yaptı: ” Türkçe Bölümü’ne yirmi kişi alınacak .Yatılı girecekleri okudum. Gündüzlü olarak üç kişinin başvurusu var. Geri kalan yedi kişiyi gündüzlü olarak yedekler arasından alacağız."
Yedekleri okumaya başladı. İlk isim benim ismimdi. Okula girebilecektim. İlk yıl gündüzlü okuyacak, sınıfı geçersem ikinci yıl yatılıya alınacaktım.
……

O zaman öğretmen okulu öğrencilerinin tek gideceği yüksek okul eğitim enstitüleriydi. Üç yıllık eğitim sonunda ortaokul veya liselere branş öğretmeni olarak atanıyorlardı bu okulları bitirenler. O üç yılı, sıkıntılı geçen üç yılı başka bir yazımda anlatacağım. Gündüzlü okuduğum ilk yılı dizelere dökmeye çalıştım:

Bir arkadaş tanıdım
Okulun ilk günlerinde
Keşanlı
Behçet Şen
O da benim gibi gündüzlü girmiş
Ben Türkçe, o Sosyal Bilgiler Bölümü’nden
Tanıştık, konuştuk
Birlikte ev tutacağız
Güçlüklerle de olsa bir yıl o evde oturup okuyacağız
Gezdik Konya’yı sokak sokak
Bu kentte eğitim enstitülülere ön yargıyla bakılır, ev verilmezmiş
Düşünceye bak
Doğruymuş
“Bekara ev yok.” dediler her çaldığımız kapıda
Sonunda iki arkadaş, bizden bir devre önce
Matematik Bölümü’nde
Bir göz odaların verdiler eski bir yapıda
Verdiler vermesine de
Ne Behçet de para var ne bende
Sabah kahvaltısız giderdik, öğleyin bir çay- simit
Akşama mı, ya makarna ya yumurta
Gençtik; ama ne gezer bizde para
O zaman hayalinde kavuşursun kız arkadaşa

Yıl sonuna doğru akşam yemeği için 
Yazıldık bir lokantaya
Yataklarımız yere serili, somyamız bile yok
Ama tahta kaplı tavanda fare çok
Akşam şöyle yer yatağımıza uzanınca
Koşardı grup halinde fareler
Tavanın bir ucundan bir ucuna
Alırdım elime kırk dört numara ayakkabımı
Fırlatırdım tavana
Ses bir an için kesilir
Başlardı biraz sonra yine curcuna
Öyle böyle tükendi bir yıl
Geçtik ikimizde sınıfı
Yazıldık yatılıya

İşte böyle. Çocukluk yıllarımı “BÖLÜK PÖRÇÜK” başlığıyla beş bölümde anlatmıştım. Bugün de aklıma hem Necati Öğüt öğretmenimiz hem de eğitim enstitüsünün il yılındaki sıkıntılar geldi aklıma. Masla anlatmadım, “Gökten üç elma düştü.” Diyecek değilim. İşte gençlik yıllarımdan bir kesit. Yaşanılan her şey anlatmaya değer. Yeter ki kaleminin ucu sivri, klavyenin tuşu sağlam olsun.
Sevgi,saygı, hoş görü, vefa, değerbilirlik…tüm iyilikler, güzellikler sizinle olsun.
………………………………………………………………………
Numan Kurt
27 Kasım 2018


Numan Kurt | 27/11/2018

4 Yorum | 352 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Yasemin Demir 02/06/2019 21:26

Bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına yaraşır şekilde bizlere göz kırpacak KUTLUYORUZ  

 

Yasemin Demir 02/12/2018 21:17

Güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyuncada  makamını onurlandıracak haftanın seçkisi olarak . Şiir zamanı yönetimi adına içtenlikle kutlarız şairimizi ..Nice güzel paylaşımlara

Ahmet Zeytinci 29/11/2018 12:33

Ne güzel bir meslek öğretmenlik. Okurken ve öğretmen olduktan sonra ne güzel anılar biriktirmişsiniz. İyi dostlar, iyi arkadaşlar ve tabi size değer katan öğretmenleriniz. İnsan unutamıyor haliyle kendine iyi davranan öğretmen ya da her kim olursa olsun. Sizler öğretmen olarak bir çok kıymetli insan yetiştirdiniz Türk Toplumuna, sizi de birileri yetiştirdi tabi ki... Kim değer kattıysa bu topluma öğretmen olarak veya başka bir şekilde Allah hepsinden razı olsun. Unutulmayacaklar... Kutluyorum yürekten bu güzel yazınızı Numan Hocam..

Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) 28/11/2018 11:00

ŞİİR ZAMANI ailesi olarak günün seçkisine ve kıymetli şairimize gönülden:

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ramazan Efe
Sözümü tuttum geliyorum aşk/ım..
günün seçkisini ve değerli yazarını ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
MEHMETİM
günün seçkisini ve değerli yazarını ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
HASRETIN F.C
günün seçkisini ve değerli yazarını ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Körüşürüz Rona
Güney ruhdaşım. gözlerinden öperim. ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Fatma Çiçek
HASRETIN F.C
...
(Fatma Çiçek tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Körüşürüz Rona
Adaşım derken yüreğindeki sıcaklığı, yüre...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
/Boş Sayfalar
Teşekkürlerimi sunarım yasemin hanım. ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
/Boş Sayfalar
Öyle deyişinle çoğaldım adaşım. ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
/Boş Sayfalar
Teşekkürlerimi sunuyorum gülseren hanım. anlam...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
/Boş Sayfalar
vedat beyimiz öyle doğruyu söylüyor ki. İş...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Eski Bir Resim
Yüz yıl sonra da keyifle okunacak duvarlara yaz...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
#DİLEK #AĞACI 
Minik şelaleler oluşturan berrak sularcasına ak...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
SUSUZ YÜREK
Alın terleriyle duygularını besleyen, yokumsaya...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Körüşürüz Rona
Bazen hayattan saklanınca insan şiirden, öyküd...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
HAYAT...............D.A
hayata karşı metanetin karnesi. azim, direnç ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Bir bakmışsın
İşte o kadarcık şu hayat. tümsek altına gird...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
*Tren
Gözbahar.. trenler bazen zalim, bazen sevgi büy...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
//*KIRIK BİR KUKLA ÜZERİNE…
Şiirlendik, şenlendik ustam. ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
En Çok Cumaları
İmgelerin kaynağı ve uygulanışı ve de temas...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Hepsine dokundum
Dokundum derken dokunaklıydı. ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı

Linkler