Başöğretmen Atatürk'ün manevi gözetiminde öğretmenlerimizi her gün, her saniye kutlar, sevgi ve saygılarımızı sunarız. (24/11/2021 08:01) | Şiir Zamanı sağlıklı mutlu günler diler. (14/11/2021 10:00)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Son Fasıl Abdurrahim KAHRAMAN'ı Özlem ve Hüzünle Anıyoruz. [Devamı]

Kafka  üzerine notlar-6 [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Nazım Hikmet her zaman zirvede [Devamı]

  Fakir Baykurt Öykü Yarışması    Başvuruları Başladı [Devamı]

 76.Yunus Nadi Ödülleri Sahiplerini Buldu [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: ŞÜKRAN AY [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Bıraktığın yerde olabilirim. Ama bıraktığın gibi değilim !
    ( W. Golding )

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 18 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

HIC BIR SEY KALMADI DÜNDEN YANA



Oturup kalmıştı mutfak sandalyesinde. Saatlerdir kaçıncı çay demleyişiydi bilmiyordu. İçinde uçurum gibi bir boşluk ve uçsuz bucaksız yalnızlık duygusuyla boğuşup duruyordu. Aslında dokunsalar ağlayacak haldeydi. Elinden oyuncağı alınmış küçük bir çocuk gibi dudağını hafif bükmüş, parmaklarını sıkıp duruyordu. Bir nevi güç veriyordu kendine.
 
Ev sessizdi; ocağın üzerinde kaynayan çaydanlığın sesinden başka ses yoktu mutfakta. “Keşke annem, babam hala sağ olsalardı” diye içini çekti. Şimdi evde bir telaş olurdu; akşam yemeği, sabah kahvaltısı, gelenler, gidenler… Bir neşe olurdu evde; oysa burada tek başına, sandalye üzerinde oturup kalmıştı. Canı hiçbir şey yapmak istemiyordu. 

Kısa aralıklarla toprağa verdiklerini gözünün önüne getirdi. İlk kayıp acısı, kendinden beş yaş küçük kız kardeşiyle yaşanmıştı. Ne kadar da genç yaşta vefat etmişti. Hayatında hiç o denli üzüldüğünü hatırlamıyordu. Bir acı, bu denli mi insanın yakasına yapışırdı?

Ne kadar da neşeli biriydi kız kardeşi… Hayat doluydu; ama bir sene içinde amansız bir hastalık onu alıp götürmüş, kız kardeşinin vefatına içi yanmış da yanmıştı. Annesi, çocuklarının içinde en çok Gülcan’ı sevdiğini söylediğinde kıskanmış; yine de hoş karşılamıştı.

Sonra annesi geldi gözünün önüne. Kendi halinde bir kadındı. Çokta sevilen biriydi üstelik. Çevresine çabuk uyum sağlar; ağlayanla ağlar, gülenle gülerdi. Asla kibirli değildi; hatta ev içinde, bazı kıyafetleri ufak tefek yamalar yapıp giyerdi. 

Başta kendi olmak üzere, babasıyla ona kızdıkları geldi aklına. “Anne bu ne? Bilen de bilmeyen de seni yokluktan böyle yapıyor sanacak. Yok mu giyecek başka bir şeyin?” derdi. Babasının da “Bu kadın beni sinirden patlatacak yahu!” dediğini hatırladı. Annesi hiç sesini çıkarmaz, susmakla yetinirdi. 

Çok sonraları, annesinin neden yamalı giydiğini öğrendiğinde çok utanmıştı. Bir daha annesini hiç tenkit etmedi. “Yamalı giymek sünnettir. Peygamber Efendimiz de (S.A.V) yamalı giyermiş” diye söyleyince akan sular durmuştu. 

Babasının annesine olan, elli iki yıl sonra bile bitmeyen sevgisi ne güzeldi. Annesi hastalandığında, kimseye fırsat vermeden onunla çocuk gibi ilgilenmiş, elinden gelen bütün imkanlarını kullanmıştı. Lakin on üç gün içinde, özel bir hastanede kaybetmişlerdi annesini. Herkes çok üzgündü. Babası ise kahrediyordu kendine; “Ben bir işe yaramıyorum, kurtaramadım onu” diye. 

Babası, annesinin vefatından sonra, bir yalnızlık odasına kilitlemiş gibiydi kendini. Eski neşesi kalmadığı gibi, yaşamaktan da soğumuştu. Kısa süre sonra da vefat etmişti. “Acaba annemizin acısına mı dayanamamıştı?” diye soru geçti kafasından. “Belki de” diye düşündü. O gün hayatındaki en kötü gündü. Şöyle ki, oldu olası, babasına olan sevgisi annesinden çok daha fazlaydı.

Almanya’dan bir tabut içinde, apartmanın kapı önüne cenazesi getirildiğinde sanki hayat ayaklarının altından kayıp gitmişti. Artık babasızdı, artık babası ona, yerine göre hiç kızamayacaktı. “Camiden çıkınca pazar çantasını al gel, cuma pazarından alışveriş yapalım” diyemeyecekti. Elinde boş kahve fincanını mutfağa götürürken, “Ver baba ben götürürüm” dediğinde, “Ben daha ölmedim; git bak işine, ben götürürüm” diyemeyecekti.

Mutfakta öylece geçmişe dalıp gitmişti. En son, erkek kardeşinin cenaze haberiyle yıkılıp kalmıştı. Daha dün mesaj çekmişti oysa. Kulaklarına inanamamıştı haber geldiğinde. Bir türlü inanmak istemiyor, “Yok canım şaka mı bu?” diyor; fakat acı gerçek olduğu gibi karşısında duruyordu.  

Üst üste ailesinden eksilmeler olunca, yalnızlık hissi her yerini sarmıştı. Yerinden kalktı; odada, kaybettiği ailesinin her birinin porselen tabaklar içine resimlerini baskı yaptırıp astığı duvar önünde, tek tek onlara baktı. Babasına sevgiyle bakıp “Seni nasıl özlüyorum, bir bilsen” dedi. Annesi resimde gülümsüyordu. “Umarım anne, babam ve en sevdiğin kızınla birlikte olursun orda” dedi. Kız kardeşi masumdu fotoğrafta; oysa öyle espriliydi ki hayattayken, “İnşallah şimdi sende orda gülüyorsundur” diye söylendi. Erkek kardeşi hep “Allah razı olsun abla. Hakkını helal et, çok kahrımı çektin benim” derdi sık sık. “Helal olsun Erhan” dedi. Ağlamaya başlamıştı. Odadan çıkıp hıçkırarak banyoya girdi. Elini yüzünü yıkayıp aynada uzun uzun baktı kendine. Yaşlandığını düşündü bir kez daha. Seneler ne de çabuk geçiyordu ve aldığı hiçbir şeyi geri vermeden almaya devam ediyordu.          

Gençliğini, annesini, babasını, iki de kardeşini almıştı. Belki de sıra kendine gelmek üzereydi. Öyle ya; ölüm ne zaman, nerde, nasıl geleceği meçhul bir yolcu gibiydi. Uğrar ve geçer giderdi.

“İşte” dedi, “Bir zaman gelecek, şu aynadaki yansıma gibi yok olup gideceğim. Belki bir resimle bir köşede zaman zaman hatırlanacak, sonra herkes kendi yaşantısına devam edip gidecekti. 

Banyodan çıktı, mutfağa gelip çay doldurdu, televizyonu açtı. Kanallarda gezindikten sonra, “Arka sokaklar” dizisinde karar kıldı. 

Babası her akşam bu diziyi seyrederdi.

Fatma Çiçek

Fatma Çiçek | 03/04/2019

0 Yorum | 708 okunma | 1 beğeni

Yorumlar

Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorum Yapan Siz Olun.
Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Zekai Budak
BENDE DÖRT MEVSİM
günün seçkisini ve şairesini Şİİr zamani ...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
GONCADIR ÖĞRETMEN
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Prof. Dr. Boji
hayvan var, hayvan var, hayvandan hayvana da far...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
GONCADIR ÖĞRETMEN
O dörtlüklerin dördüncüleri öğretmenler gü...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Temas
Herkesle dost, kardeş olabilirim de, iki kişi il...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Temas
He valla!..sonuçta çocuğuz biz:)) başka tü...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Kimya
Bozdular ama!.:))...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Seyfettin KARAMIZRAK
EKER ÖĞRETMEN
Günün şiirine layık gören seçki kuruluna yü...
(Seyfettin KARAMIZRAK tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
EKER ÖĞRETMEN
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
DEDİM ANLAT HELE HALİN NİCEDİR (Dedim-Dedi)
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can pazarı
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can Işığımız Gözdür
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
SENİ UNUTMANIN İMKANI VAR MI?
aşka verilen değerin farkı ortada. doğallık...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can Işığımız Gözdür
"göz, sözün ulaşamayacağı her yere ulaşı...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Can Işığımız Gözdür
gözler kalbin aynasıdır diye boşuna dememiş...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Mahir Başpınar
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
Teşekkür ederim ahmet bey...
(Mahir Başpınar tarafından)
Devamı
Mahir Başpınar
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
Teşekkür ederim ramazan hocam. saygılar...
(Mahir Başpınar tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Can Işığımız Gözdür
Göz; birinci paragraftaki gibi anlatılırdı anc...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Can Işığımız Gözdür
Can ışığımızı iyi koruyalım...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Seyfettin KARAMIZRAK
İLK GÖREV GÜNÜM
Değerli ramazan beyefendi, değerli yazınıza ik...
(Seyfettin KARAMIZRAK tarafından)
Devamı

Linkler