"Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları." Sait Faik. Ruhu şad olsun. (11/05/2020 11:08) | Şiir zamanı bahar akşamlarından güzel şiir dolu sağlıklı günler,esenlikler diler EVDE KAL TÜRKİYE!!.. (25/03/2020 15:56)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Koronavirüs Sözcükleri [Devamı]

Editörlük felsefesi [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER :NERMİNE MEMEDOVA  [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Yavaşça kalemin kulağına eğilip dedim ki: Bir daha onun adını yazarsan seni de kırarım.
    Cemal Süreya

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 18 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

*** kırgın  ***







kısım bir

- öyle bir yola girdik ki şimdi biz 
ne özlemle anılır her gün eksilttiğimiz
ne de öfkeyle anar bizi eskiyip giden.
çünkü biz 
ne avuçlarımızda yer etmiş bir yarayla
ne tırnağımıza batmış bir aşkın dikeniyle
gözlerimiz dalarak anıyoruz maziyi.
ama biz 
kırgınız biraz 
ama biz 
kırgınız çokça…-

ı .) belki…

her kim ölmüşse eğer bir aynanın içinde
duyulan her selâda benim ismim okunur.
benim ismim okunur her bir anın içinde
ve her terk edip gidiş önce bana dokunur.

dokunur ellerime zaman hiç usanmadan
ömür denen ummandan göçer can denen gemi.
dokunur yüreğime zaman anı anmadan
geçip gider önümden seyrederek gölgemi.

dert olur takvimlere saate ters çıkışım
dert olur yelkovandan sabahı ayıklamam.
dert olur yıldızlara karanlıktan bıkışım
dert olur aydınlığa siyahı sayıklamam.

kim hüsrana yol alsa günle baş başa kalıp
ışığın kaybolduğu yana sürünür ahım.
kimin gözleri dalsa gözlerimden el alıp
bir hülyadan sıyrılıp cana bürünür ahım.

çünkü kimin kanına girse aşk denen zehir
hâlâ ayrılık bilir hâlâ ben utanırım.
kimin yâdına düşse ismi yâr olan şehir
kaç mevsim ağlayacak, gözlerinden tanırım

sığınır dişlerime ıslık kılıklı bir ses
intihara meyleder aklımın terazisi.
sürgün eder kendini aldığım en son nefes
yer ayırır gönlümde hüsranımın mazisi.

belki aynadan düşmüş sesten ibaret her şey
belki kendi kendime söyleyip üşüyorum.
belki gözde giz yok hiç, sisten ibaret her şey
belki ben her adımda meçhule düşüyorum.

oysa ömür bildiğim arşı gezen bir sarhoş
her eşiğe yüz sürer kinle hatır arası.
aldığım tüm nefesler terk ettiğim kadar boş
“yaşadım” dediklerim iki satır arası.

bu yüzden kırgınız biz, bu yüzden kırgınım ben
bu yüzden gülmez yüzüm ömrün hiç bir faslında.
bu yüzden yorgunuz biz, bu yüzden dargınım ben
aşka düşen her tetik bu yüzdendir aslında.

kısım iki 

- kusurumuz kusuru biz kabul edip biraz
kendimizle dertleşip kendimizi anmaksa
kusurumuz zahiri giz kabul edip biraz
kendi söylediğimiz yalana inanmaksa
kusurumuz umudu iz kabul edip biraz
dişlerimizi sıkıp her şeye dayanmaksa
kusurumuz sevdayı söz kabul edip biraz
cehennemin narıyla alev alev yanmaksa
boynumuz kıldan ince, yanarız seve seve.

peki siz, yüreğinden her sabah gün doğuran
denizin kudretini bilir misiniz sahi? -

ıı. ) eylül...

bildik ki aşikâra sır olmuş bir gerçeğin
"ol" diye emrettiği huzurda diz çökülür.
bildik ki karanlığa meyletmiş bir çiçeğin
yapraklarından önce dikenleri dökülür.

sandık ki sandığımız, sanılanın aksine
hep dimdik yürüyecek; yüzü bahara karşı.
sandık ki hayalimiz, anılanın aksine
ateşi körükleyip yanacak hara karşı.

gördük ki duymayana bildirdikleri her şey
duyanın unuttuğu yalandan ibaretmiş.
sorduk ki yanlış diye sildirdikleri her şey
bir doğrunun ardından kalandan ibaretmiş.

duyduk ki karanlığın bağrında filizlenip
yorgun bir pişmanlığı zikretmiş bütün diller.
duyduk ki bir günahın tövbesinde gizlenip
gölgemizi izlemiş kanatsız ebabiller.

oysa biz, olmayanın olmasına beş kala
zamanı çeyrek geçen bir anı yaşıyorduk.
oysa biz, aydınlığa yalnızca güneş kala
karanlığı sırtlanıp umuda taşıyorduk.

kim çıksa karşımıza dost biliyorduk çünkü
dostumuz sayıyorduk kırılmış nevbaharı.
kim gitse, gidişiyle eksiliyorduk çünkü
dostumuz kabul edip soysuz bir intiharı.

tozluydu ütopyamız ve kirlenmiştik yine 
karıştırdıklarımız gökle buluttu oysa.
yine suç işlemiştik, zehirlenmiştik yine
barıştırdıklarımız aşkla umuttu oysa.

oysa duymadı sema yıldızların sesini
hatrını hiç sormadı vazgeçilmiş dileğin.
duymadı gökkuşağı yağmurun nefesini
ruhunu iblis öptü kanatsız bir meleğin.

sahi, nereye gitti gün belenen çocuklar
kursağımızda koyup usandıklarımızı.
bilinmez, hangi güze kırıldı tomurcuklar
eylül’e teslim edip aşk sandıklarımızı...

artık sen karşımızda diz çök ey hayat, eğil
ne çıkar yolumuzun bittiği yer duvarsa.
bil ki biz, biz olurken; yalnızca aşkı değil
özledik, özlüyoruz; özlenecek ne varsa...

kısım üç 

- meğer sevda, hüsranın gölgesinde gizlenmiş
yüreğin için için çarpmasıymış sadece.
meğer umut, efkârın bağrında filizlenmiş
bir kuşun kanadını çırpmasıymış sadece.
meğer gece, sabahın nuruyla temizlenmiş
yıldızların güne göz kırpmasıymış sadece.

geç anladım, geç gördüm; affet ey deli gönül
kusurumu bağışla, senden af diliyorum… -

ııı. ) suskun…

oysa biz, kırılmanın anlamını yok sayıp
en beyaz elbiseyi dikmiştik siyah için.
oysa biz, gökyüzünün her halini kutsayıp
karanlığın kahrını çekmiştik sabah için,
tövbeler biriktirip ekmiştik günah için.

oysa biz, bildiğimiz her şeyin üzerine
aslında hiç yoktunuz, “hiç”tiniz yazacaktık.
oysa biz, yemin edip Hüseyin üzerine
çölleri yudum yudum içtiniz yazacaktık,
günah ekip eyvahı biçtiniz yazacaktık.

oysa biz, yazamadık hüsranı satır satır
“ben” olmuş boynumuzu büktük “biz”in üstüne.
ne “eyvallah” istedik, ne gün saydık ne hatır
yalnız “enel hak” derken çöktük dizin üstüne,
aşikârı sır kılıp döktük gizin üstüne.

kim kırdı kolumuzu, kim tuttu elimizden
hangi saat takvimden gün tüketti ki sustuk?
kim bıktı, kim usandı yorgun emelimizden
kim umuda sürgünü mecbur etti ki sustuk,
kimin gücü vebale bunca yetti ki sustuk?

dilimiz lâl kesildi, gönlümüz sahra çölü
sustuk, suskunluğumuz inerken bir ırmağa.
ne gerçektik ne yalan, ne diriydik ne ölü
sustuk, korkularımız sinerken bir ırmağa,
sustuk, cümlelerimiz dönerken bir ırmağa.

madem sustuk, suçumuz sabit görüldü madem
büktüğümüz boynumuz kıldan incedir artık.
gözlerimizin önü sisle örüldü madem
yarının var oluşu dünden öncedir artık,
gördüğümüz son rüya suskun gecedir artık.

takvimlere not düşüp saatleri kurarak 
her sabah gün doğarken kurşuna dizin bizi.
gökkuşağını vurup kalemleri kırarak
mutsuz düşlerimizle meçhule çizin bizi,
sessizce gölgesine defnedin gizin bizi.

nasılsa karanlığı terk eden suçlarımız
tövbekâr bir geceden arşa çıkacak bir gün. 
nasılsa nasırlarla süslü avuçlarımız
zifirin günahını güne yıkacak bir gün,
yıldızların yüzüne aşkla bakacak bir gün.

şimdi sen, köhne dünya; ruhu kaybolmuş kukla
madem kuytularında gezdiğimiz duvarsın
gel de yarattığımız intiharı tutukla
imzamızın üstünde isim yazmasın varsın,
bil ki sen, bizim seni gördüğümüz kadarsın.

kısım dört 

- ellerimi semaya açıp haykırdım ya rab
ya bir deniz emreyle ya akacak göl göster.
gölgemin takibinden kaçıp haykırdım ya rab
ya girecek bir kapı ya çıkacak yol göster.
parmaklarım titriyor bu ne heyecan ya rab
gözlerimin içinde cam kırığı umutlar.
ellerimin tetiğe dokunması an ya rab
avuçlarımda aşkın hıçkırığı umutlar…

parmaklarım titriyor bu nasıl isyan ya rab
ellerimin tetiğe dokunması an ya rab! - 

ıv. ) uzak…

az öncesidir tarih sonrası hüzün biraz
kime gönlümü açsam kapısı kırık sanır.
az ötesidir umut fazlası yüzün biraz
kime anlatsam seni efkârımdan usanır.

yorulur yorulmanın anlamını bilmeden
duyduğu her cümleyi doğru sanan yüreğim.
yorulur onurundan bir dirhem eksilmeden
bedeni terk eyleyip aşkla yanan yüreğim.

kırılır ortasından sabır denilen cevher
hükmünü yitirirken dolunayın kudreti.
bir ziyanın zulmüne teslim edilir her yer
geceyi terk ederken yıldızların sureti.

sonra elleri üşür öksüz karanfillerin
yelkovanın bahtına takvimler düşer yine.
ruhunu pay ederler köksüz karanfillerin
tomurcuğuna yorgun iklimler düşer yine.

ah karanlığın şavkı ah emredilmiş hicret
sûkut-u zebunumun hüznü ömürden kara.
ah güneşi yağmurla iğdiş edilmiş hicret
kırılmış umudumun ahı kömürden kara.

ah benim kırgınlığım ah benim tek sitemim
ismini harcayarak doyuyor çocukluğum.
ah benim yorgunluğum ah bitmeyen matemim
hâlâ günü siyaha boyuyor çocukluğum.

sorma hangi el açtı gözlerimin rengini
levh-i mahfuz’u gördüm sırrı büyük aynada.
sorma kim uygun gördü yüreğimin dengini
adım ya mecnun oldu ya kimsesiz bir ada.

sorma sakın kim bilir yanışını şafağın
sustuğum her kelâma bin âyet okunurken.
sorma sakın semayı anışını şafağın
aldığım her nefeste cinayet okunurken.

çünkü ben ne anlatsam kırgınlığımdan yana
ıslak kirpiklerime yağmurlar dokunacak.
çünkü ben çekip gitsem günü terk edip ana
ardımdan ne beddua ne dua okunacak.

bu yüzden ellerimi açıp haykırdım ya rab
sığındım gökyüzünün nurlu avuçlarına.
bu yüzden günahımdan kaçıp haykırdım ya rab
geceyi ortak edip gönlümün suçlarına…

yavuz doğan 

nisan – ağustos 2010 

istanbul

Yavuz Doğan | 28/01/2020

3 Yorum | 169 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Yasemin Demir 31/03/2020 23:34

Bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına yaraşır şekilde bizlere göz kırpacak KUTLUYORUZ  

 

Yasemin Demir 02/02/2020 20:34

Güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyuncada  makamını onurlandıracak haftanın seçkisi olarak . Şiir zamanı yönetimi adına içtenlikle kutlarız şairimizi ..Nice güzel paylaşımlara

Fatma Gümüş 30/01/2020 00:17

Gün seçkimizin kıymetli şairini ŞİİR ZAMANI AİLESİ adına gönülden kutluyorum. 

Nicelerine,  selâmla...

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Yasemin Demir
"AYNAYA BAKTIM..."
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Uyuduk, uyandık, anladık!
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
ŞÜKÜR BAYRAMI
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Çeşm-i Siyahım
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
İNSANLIĞA AĞIT!
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Begonvil
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Bakarız Demiştin Ya
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
DEDİRTME RABBİM
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Melek Dönmez
Bir Bilen Var Mı
Teşekkür ederim....
(Melek Dönmez tarafından)
Devamı
Melek Dönmez
Bir Bilen Var Mı
Teşekkür ederim. ev hapsinde gibiyiz hocam ....
(Melek Dönmez tarafından)
Devamı
Fatma Gümüş
DÜŞLERİME DÜŞMEDİN!
Gün seçkimizin kıymetli şairini Şiir zamanı ...
(Fatma Gümüş tarafından)
Devamı
Fatma Gümüş
Piyango
Gün seçkimizin kıymetli şairini Şiir zamanı ...
(Fatma Gümüş tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
TV ve Ben
çok teşekkür ederim, sevgili topoğlu... yaz...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
vahdet çil
Bu Günlerde Tuhafım
Yorumunuza çok teşekkür eder sağlıklı günle...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
vahdet çil
Çaresiz Kaldı Gönül
Güzel yorumlarınıza çok teşekkür ederim rama...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
İNSANLIĞA AĞIT!
Şiir zamanı ailesine ve şahsınıza saygı ve s...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
İNSANLIĞA AĞIT!
Teşekkür ederim,sağolun. saygı ve selamlar....
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
_GEL GELECEKSEN_
A.selam. teşekkür ederim. ...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Sinek Avlayan Dükkan Sahiplerini Hayvanseverler Protesto Etmesin Sakın
teşekkür ederim... ...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Korana Sonrası Yapacaklarımız
İ İnşallah teşekkür ederim... ...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı

Linkler