Geçirdiği ameliyat nedeniyle Yasemin Demir Hanımefendiye geçmiş olsun ve kalıcı tez şifa dileklerimizi iletiyoruz. (19/02/2021 21:58) | Şiir Zamanı sağlıklı günlerde hep edebî mutluluklar diler. (24/01/2021 08:04)


Duyuru

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Avrupa'nın En İyi Şiiri :Deniz İnan [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER : MİCHAEL JACKSON [Devamı]

DOĞAN CÜCELOĞLU'NUN ARDINDAN  [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    "Moraliniz bozuk olduğunda "neden?" diyen değil, "Neredesin!" diyecek insanlar olmalı yanınızda."
    - Gore Vidal

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 33 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Gerçek bir asker anısı

     GERÇEK BİR ASKER ANISI/Vedat DÜNDAR.

.

Ilık Bir kış günüydü Gemiler Foça’da bir tatbikatın
yorgunluğundan dönerken Bu ağır metallerin sularda çıkardığı hışırtı, sessizliği de görkemli bir şekilde,alıp götürüyordu…

Amiral gemisi en öndeydi.Bunu gönderine çektiği kırmızı,siyah flama ile alenen belli ediyordu…Diğer gemilerin dizilişi de komutanlarının rütbe kıdemine göre sıralanmıştı…Her biri sanki tarihinden aldığı kostak bir edanın,sinsice, damarlarına enjekte ettiği, bülendi gururların da süzülüyor gibiydiler…Limanda komutanlık makamında otururken bilmem kaçıncı defa, bu vuslatı seyretmenin hazzını,eskimeyen bir büyü ile yaşamaktaydım…Her bir gemide ki hatıralarım,gemilerin görkemine karışarak büyük bir çıplaklıkla ve dün gibi taze, Olarak gözlerimde demleniyordu...

Oda kapımın tıklatılması ile hayallerimi silkeledim..Recep onbaşı gel çağrımı beklemeden bembeyaz bir suratla dalıverdi odama,sadece “Komutanım” dediğini hatırlıyorum..Bir de işaret parmağı vardı,kaldırdığı kolunun ucunda
Koridorun sonuna doğru kıvrılarak işaret eden. Galiba ağlıyordu bunu yıllar sonra düşünsem de bir daha alenen gözlerimin önünde canlandıramadım…
O zaman ,zaman yoktu..Zaman önce Recep onbaşım da durmuştu,sonra bende hepten yok olup bitmişti.Koridora doğru o parmağın işareti yönünde koştuğumu hatırlıyorum..Birileri daha koşuyordu ama hiçbirini görmedim bile
Aslında tam nereye koştuğumun farkında da değildim..”erat tuvaleti” demişti galiba böyle söylemişti onbaşım. bir de çığlık gibi bir sesle Mustafa diye Bağırmış, ben mi öyle algılamıştım,nasıl olmuştu..Bugün hala acımsı ve
Buruk bir kütle gibi boğazımın orta yerinde taşır dururum …..Tuvaletin kapısındaki feryatlı kalabalığı yıkarak açtığımda Mustafa oradaydı….
O benim Mustafa’m bu kez bana her baktığında olduğu gibi, gene gülümserdi, Gene o saygısını gamzesinin kıvrımına sıkıştırmışçasına güzeldi…Ah ! Ne kadar
Güzeldi anlatamam…Ama o ip de neyin nesiydi,neden boğazında kravat gibi sıkılı duruyordu..Hem neden o küçücük, bekli de anacığının kıyamadığı, öpmelere kıyamadığı o minicik ayakları havada tutunamadan salınıyordu ki ?...
Bunları anlayabilmeme imkan yoktu…O zaman ilk önce o ayakları bende öpmek istedim,birden onları koklamak o çıplak parmakları okşamak istedim...
Bunlar ilk düşündüklerim oldu ama yapamadım..Doğruca Mustafa’mın gözlerine bakıyordum..Bu kez o gözlerde ki eksiklik, Ferin donukluğuyla adeta hale gibi kuşaklanmıştı….Boynu, gövdesinin bitiminde,demlik gibi
Bir kayıklıkla ama kayıtsızlıkla sızmıştı…Oysa benim Mustafa’m hiç böyle durmazdı…Benim tanıdığım Mustafa,Bacaklarını tokat gibi kalçalarına vurarak koşardı Gel Dediğimde yatyından fırlayan bir ok misaliydi...
Ama biliyorum şimdi bağırsamda artık gelmeyecekti..Biliyorum bu kez beni dinlemeyecekti…Beni bir daha hiç dinlemeyecekti…Mustafa’m...
Bu satırları yazarken ağlıyorum. Bu o zamanın derinliğinde sıkışan,gözyaşlarımdı ve nasıl şimdi bir pınarın havzasında böyle sicimleşebiliyordu ki...
Hani”Beklenen şarkı”misali, beklenen gözyaşlarımdır bunlar, yıllar içinde…
Bir sevda masalıydı..Verilmeyeceğine inanılan bir kızın ahına resmedilen "Bir tatlı tebessümdü" bu onun ki ..Öldüğünde o tebessüm gamzesinin kıvrımında sevdiceğini kucaklayarak saklamıştı…Belki de bunu sadece ben biliyordum...
Biliyordum da ne yapmıştım koca bir yalandan başka...
.
.

Yıllar sonra Karadeniz Ereğli’de yavru ağzı badanalı makam odamın penceresinden gene limana giren gemileri seyrederken komutanım odama girdi…
Vedat dedi..Vedat…Ben gidiyorum..Amirale karşı beni idare et ,ararsa bir şeyler uydur…Belki bütün gün olmayabilirim dedi..Öğrendim ki çok sevdiği bir askeri sırf alevi olduğu için evlenmek istediği kızın ailesi tarafından reddedilmekteymiş..
.
Komutanım ,Tesadüf eseri ,Ereğli’ye yakın köydeki bu aileyi bizzat ziyaret ederek İkna etme hevesinde ve heyecanında, çocuk gibi ,yerinde duramıyordu…
Beyaz uzun kollu resmi elbisesi,Beyaz üniformalarıyla, silah teçhizatlı iki asker ve bir şoför topluca Askeri Jeep'e doluştular….Arkalarından el sallarken,sanki
Cepheye ulaşmak isteyen bir onuru da beraberlerinde sürüklüyor gibiydiler...
Sonra gitmişler öğrendim …Dört kahramandı onlar…Sevdanın sunnisini,alevisini tanımayan dört kahraman, cenke doğru, illegal bir yolculuğa çıkmışlardı sanki...
Köyde başbakan gibi karşılanmışlar….Beyaz ordu ,beyaz gül gibi,köyün Meydanınına girdiğinde tüm köy halkı gibi.kahveci çırağı bile elinde servise unuttuğu çayla, halkın arasında koşuşturmuş , ağzı yarım açık olarak...
O ahır kokulu, damı saçaklı evde üç saat oturmuşlar Silahlarını kucaklarına,koymuşlar, Sözlerini dudaklarına….Gözlerini yüreklerine koymuşlar
Yüreklerini Arzularına…Koparıvermişler Necmettin’in bahtını,Söküp almışlar..
Aile gık bile diyememiş..Kendilerininde bir alevi olmadığı kalmış….Bütün köyün Tümünün alevi olmadığı kaldığı gibi...
.

Şimdi bu satırları tek parmak bilgisayarın klavyesine yazarken..AĞLIYORUM…
Çünkü o komutan, bendim !..Kendi odama girerek sesli,sesli kendimle konuşup ,kendimi alıp,Ünüformasını giydiren,köye giderek silahla adeta basan, dört kişilik bir orduydum ,ben !Ama koparmıştım koparacağımı...Koparmıştım…
.

Sonra o köyün askeri teskeresini alacağı gün oturup helalleştik..Bu kez o ağladı..Gözyaşları Boynuma sarılan yanaklarından yanaklarıma doğru sıcacık aktı…Şimdi hangimiz daha çok ağlıyorduk belli değildi….Hangimizin gözyaşları daha sıcaktı ve hangimizin yüreği ötekinde atıyordu.bilmiyorduk Bir birimize karışmıştık sanki...
Hangimiz komutandık ya da hangimiz askerdik…Neydik , Bilmiyorduk…
.

Odamdan çıkarken,gözüm,ayaklarına takıldı…İri ayakları, kırk dört numaraya sığmazcasına, heybetliydi….Mustafa’mın öpülesi ayaklarından ne kadarda farklıydı…Bugün belki onuda yaşatıyor olabilirdim…
Mustafa imkansız sevdasını bana anlattığında, hani üniformamı giyip neden,neden,neden,neden binlerce neden….Neden bir otobüse atlayıp memleketine uçmadım hiç bilmiyorum…Neden sadece dinlemede kalarak bu cinayete ortak oldum bilemiyorum…
.

Ayrılırken Necmettin’e bir vaad ezberlettim…nedenini söylemedim..o da sormadı….
Yaşamı boyunca, ricam üstüne….Hiç kravat takmayacaktı…
.

Vedat DÜNDAR.

vedat dündar | 26/05/2020

4 Yorum | 344 okunma | 1 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Ramazan Topoğlu 02/02/2021 23:22

Subay şair, şair subay olunca bütün harfler, kelimeler asker olur böyle.
Savaş yerine insanlık bilen.

Yasemin Demir 01/02/2021 21:55

Bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına yaraşır şekilde bizlere göz kırpacak KUTLUYORUZ  

 

vedat dündar 28/05/2020 15:55

Ramazan topoğlu'nun bütün yazılı esrlerinde yarattığı fark onun emosyanilzmi çok iyi kullanan hünerinde ki duygusal bağının yazıtının her cümlesine adeta akıtarak konuşlandırmasıdır...Yani imgesiz bir tasavvuru böylesine merhametli ve sevecen bir duygunun inkişafında yeni baştan yaratmanın kabiliyeti sadece ona münhasır bir beceridir...Ben onu hep böyle öğrendim ben hep onu böyle anladım...Fazlaca olan tarafına baktığımda her zaman faydalandığım bir dümen olmuştur o benim için...Bir çalımlık yakaladığım, bir mayalık bulduğum istisnai maharetin temcilcisidir o....O bir şeyi beğeniyorsa ,o muhakkak güzel olan mecburiyete muhasırdır...

Ramazan Topoğlu 28/05/2020 15:40

Öncelikle orduda böyle subayların olabilmesinden çok sevindim. Giyinip, etnik nedenle verilmeyen kızımızı istemeye gidiyorlar. Bir ihtişamlı küçük törenle. Şöyle anlatıyor Vedat Dündar.;
“Silahlarını kucaklarına,koymuşlar, Sözlerini dudaklarına….Gözlerini yüreklerine koymuşlar

Yüreklerini Arzularına…Koparıvermişler Necmettin’in bahtını,Söküp almışlar..

Aile gık bile diyememiş..Kendilerininde bir alevi olmadığı kalmış….Bütün köyün Tümünün alevi olmadığı kaldığı gibi...”
Askerlikte hata bile sayılmayan nedenlerde bol bol ana avrat küfreden komutanlar gördük hep.

Bırakın kız istemeye gitmeyi, karacılarda ,köydeki yavuklusuna hatırlayıp dalıp giden askerin yüzünde şaklayan tokatlar gördük biz. Bu selam olmadı deyip öfkesini erleri döverek deşarj olanlar. Neyse bu uzun öykü, içinden çıkılmaz.

Biz örnek denizci subayların insanlığını konuşalım.
Girişte söylediklerim örnek subaylar. Askeri için verilmeyen, verilmeyecek kızı isteyerek askerini nasıl da mutlu ediyorlar.
Bu gerçek hikayenin başında ise sevdiği verilmeyince kendini asan asker.

Vedat Dündar’ın hayatı boyuncu unutamadığı. Şair anlatımının öyküsel anısal tadı bir başka. Bunu öncelikle söyleyelin.
“Gene o saygısını gamzesinin kıvrımına sıkıştırmışçasına güzeldi…Ah ! Ne kadar
“Ama o ip de neyin nesiydi,neden boğazında kravat gibi sıkılı duruyordu..Hem neden o küçücük, bekli de anacığının kıyamadığı, öpmelere kıyamadığı o minicik ayakları havada tutunamadan salınıyordu ki ?...”
“Benim tanıdığım Mustafa,Bacaklarını tokat gibi kalçalarına vurarak koşardı Gel Dediğimde yatyından fırlayan bir ok misaliydi...”
“Öldüğünde o tebessüm gamzesinin kıvrımında sevdiceğini kucaklayarak saklamıştı…Belki de bunu sadece ben biliyordum...
Biliyordum da ne yapmıştım koca bir yalandan başka... “
Bence Vedat Dündar’ın yazacağı öykü romanlar da okunur. O ince radar üstü duyarlığı ve bakış açısı harika.

Böyle güzel gönüllü bütün askerlere bir çiçek sunalım.
Başta Vedat Dündar'a.
Ve eşine:

Nergis HD Duvar kağıdı | Arka plan | 2500x1643 | ID:335358 ...

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ramazan  Boran
MAHİDEVRAN!
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
KONUŞMAZ ARTIK
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
İSTEDİM Kİ ŞEHRİM OL!....ZBU
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Yasemin DEMİR'e Geçmiş Olsun
hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum,çok d...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Aşk Okulu
Böyle bir okulda okumak istemez misiniz?...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Tahir GÖRENLİ
SARIKÖYLÜ YUNUS
  yanıtla yıldırım doğmuş ...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Tahir GÖRENLİ
SARIKÖYLÜ YUNUS
  yanıtla ramazan boran  b...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Tahir GÖRENLİ
SARIKÖYLÜ YUNUS
...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Tahir GÖRENLİ
SARIKÖYLÜ YUNUS
  yanıtla orhan tiryakioğlu &n...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Ardında
Teşekkür ederim sevim hanım.. selam ve sevgi...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
vahdet çil
Baharda Oyun Oynayın
Şiir zamanı ailesine günün seçkisi için çok...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Balkabağı Aşk
Aşk balkabağı değil baldır değerini bilene ...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Aşkınızı yemeyin
Aşkınızı yemeyin  sevginizi tüketmeyin ...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Baharda Oyun Oynayın
          ders alınması...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ahmet  Çiftci
NECATİ
Çok teşekkürler hocam, saygı ve hürmetle...
(Ahmet Çiftci tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Dalgalara mı sorsam..
Yürek modu, duygu seli pastoralda. selamlar ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
SONRADAN SONRA
Ozan kükredi söz ile,  teller titredi saz i...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
NECATİ
Yorumsuz. (no comment) ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
SUÇ SENİN DEĞİL....S.S
Daha özgün tasvirlerle bezeli bir şiir. yalın ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
//*SÖYLENMEMİŞTİ Kİ…
Hedeflerin şaştığı, umutların renk değişti...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı

Linkler