Doktor, hemşire ve tüm sağlık görevlilerimize minnet duygularıyla teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sağlık, zindelik, tehlikelerden korunmaları için iyilik dualarımızı yolluyoruz. (21/09/2020 19:56)


Duyuru

KÜÇÜREK (Minimal/Minnacık) Öykü Türü [Devamı]

Ethen Warwick, Villiam Godwvard ve Cortazar [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Koronavirüs Sözcükleri [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: YELİZ  [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Bilirken susmak, bilmezken söylemek kadar çirkindir.
    Eflatun

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 4 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Kara Sevdanın Dilsizliği Dün gibi


Kara Sevdanın Dilsizliği Dün gibi 

80 li  yıllardı her anımızı, acımızı mutluluğumuzu birlikte  paylaşırdık 
komşuluklarımız bir aileyi aratmayacak güzellikteydi
Aklınızın almayacağı kadar büyük bir aile  idik 
Şöyle gözünüzün önüne getirin onlarca evin ortasında   bir avludasınız  farklı illerden gelip komşu olmuşsunuz  ve siz onlarla kan bağı değil can bağı kurmuşsunuz  tarihin taşlarına kazınmış dostluk kardeşlik komşuluk günleriniz 
Çeşmeden su yok tulumbadan  çekiyorsunuz  
Evde elektirik  yok gaz lambasında hayatınız aydınlanıyor
O kadar insan tek  bir banyo ve tuvaleti ortak kullanıyor 
O dev gibi marketler yok bunun yanında kredi kartı  borcuda yok mahalenin bakkal amcası  olurdu tereddüt etmeden istediğiniz  kadar alış verişimizi yapardık borç defterine yazarken sürat asmazdı  bakal amcamız  sevgi samimiyet güven vardı 
Ciddi bir hastalık olmayınca doktor nedir  bilmezdik 
Bildiğim tek ilaç aspirindi oda bakkal amcada olurdu 
Doktordan bahsetmisken o dönemde  bugün ki gibi ağır eğitim yoktu İlk okul orta okul ve liseden sonra devlet memuru olabiliyordunuz 
Kimse üzerinizde eski kıyafete bakmaz yamaları gönülleri  ile dikerlerdi 
Kışın giyilen lastik ayakkabı utandırmaz  tek çanta ile  mezun bile olunurdu 
Lüks yaşamak ilkelik bir hastalık gibiydi bizler için 
Benim vazgecilmezim  en büyük keyfim  dinlemekten zevk aldığım mavi bir radyomuz vardı
hafta içi her gün 10.00-11.00 saatleri arasında “Arkası Yarın” sürekli radyo piyesleri yayınlanırdı
Bizim çocukluğumuzda televizyon çok yaygın değildi. sadece Tv'ler siyah beyaz olur tek kanal TRT izlenirdi
Lükse  kaçtığı icin ancak bir kaç ailede bulunurdu 
Akşam oldu mu annelerimiz gidin bakın  Fatma  teyzeniz müsaitse akşama oturmaya geliyoruz dersiniz 
Bizde heyecanla koşa koşa gider Fatma teyze müsaitseniz size geleceğiz 
Fatma teyzede tabi ki kuzum buyrun derdi
Akşam yemeği yendikten sonra komşularla Fatma teyzelerde toplanırdık 
Fatma teyze biz gitmeden çayı ocağa koyar bayat ekmeklerden yaptığı kömbelerin  mis gibi kokusu misafirlerini beklerdi
Büyüklerimiz bir yadan sohbet eder örgüsünü dantellerini örer bir yandan da tv izler çaylarını içerlerdi
Biz çocuklarda  arada bir birimize bilmece sorar çekirdeğimizi çitler ta ki İstiklal Marşı okunup Bayrağımız göndere çekilene kadar
Dostluğu kardeşliği yardımlaşmayı paylaşmayı o yıllarda öğrendik 
Fatma teyzenin küçük oğlu Zafer ile aynı okulda okuyorduk  en iyi arkadaşımdı Zafer 
Ben çok fakir bir ailenin en küçük   kızıydım  spor yapacak bir ne ayakkabım  nede eşofmanım vardı kitaplarım eksikti aynı avluda oturduğumuz  Fatma teyzenin oğlu canım arkadaşım  Zafer'in kilerini ortaklaşa   kullanırdık  
 Zaferin ablası Fadime abla benden  büyük olmasına  rağmen  onunlada çok  iyi anlaşırdık  Zafer  ile ben bir elmanın  yarısı  gibiydik 
Gecemiz gündüzümüz  birlikte gecerdi Akdenizin mis  kokan denizi toprak avlunun kokusu bir kaç kilometre uzağımızdaki zeytinli bahçedeki zeytin ağaçları ve portakal ağaçlarının kokusu   bir başka güzeldi 
Gecenin sefası ağaçlarda kuşların cıvıltısı yaprakların dansıyla havluya serilen döşeklerin üzerinde ninni gibi gelirdi komşularımız ile huzur içinde güven ile yatardık
Korku yoktu o zamanlar kapılarımız sonuna kadar açık kalırdı namus telaşı olmazdı bir aile  gibiydik  
O yılların özgür çocuklarıydık sokaklarda toz toprak içerisinde kanter içinde kalanadek gülüp oynardık
Şimdiki nesil ile kıyaslamaya kalkarsak en garibi sokak ortasında sahibinin elinde tep ile “ayı oynatmak”tı. kimimizin elinde pamuklu şeker kimimizin elinde Horoz şekeri hayretler içinde izlerdik
Üstü başı tuhaf bir çingene beline sardığı zincirin ucunu, Ayının burnuna geçirilen halkaya takmış elindeki sopayla ayıyı dürtmesi ile uygun hareketlerle zıplaması, sopaya tutunarak iki ayağının üzerinde dikilmesi Hadi “Kocaoğlan, hamamda karılar nasıl bayılır?” komutuyla Kocaoğlanın yere yatarak bayılma numarası yapması çocukluğumuzun inanılmaz gösterilerinden biriydi
Etrafında toplanan kalabalıktan elindeki kasketin içine atılan bozuk paralar da Kocaoğlanın alın teriydi
Bizim için her sokak ayrı mahalle her mahalle ayrı bir dost sayılırdı 
Taki akşam ezanıyla annelerimiz çağırana kadar 
Üstümüz başımız kir pas içinde dönerdik  nasıl olsa kimse kızmıyordu 
Oynamak koşmak gülmek eylenmek bizimde hakkımızdı 
Boşa mı sokaklar avlular boş arsalar bizimdi yarın bir gün büyüdük mü  etrafımız betonlar binalar kaplayacaktı komşuluklar dostluklar anılarımız ölecekti 
Geleceği gören ailemiz özgür bırakmışlardı bizleri düşe kalka güle oynaya dizlerimiz kanasa da özgür bırakmışlardı 

Nasıl olsa her Ramazan Bayramında odun hızarı olan Mahmut amca Zeki amca bedavaya odun talaş kırıntı dağıtırdı ihtiyacı  olanlara
Sadece bayramda değil  ne zaman isterlerse gidip alabilirdi 
Annem avlunun bir kenarına komşularında kulana bileceği tuğla ile örülmüş kırmızı çamur ile sıvanmış tandırımız-da ateş yakar tenekede su ısıtılır ortak kullandığımız banyoda sıra ile banyomuzu yapardık 
Kirli çamaşırlarımız deterjan yada sabun tozu ile elle yıkanırdı
Beyazlar tenekede kaynatılır suyun içine atılan çamaşır sodası ile beyazlar pırıl pırıl olurdu
Suda bekletilen bir miktar kül bulandırılmadan üzerinden suyu alıp çamaşırlarımız durularken yumuşatıcı görevini yapardı
Tandırımız çok amaçlı kullanırdık üzerinde çamaşır banyo yufka ekmek yemek için ideal bir ocaktı 
Benim  en büyük keyif  aldığım yaşlı dut ağacımıza çıkıp  dut yemekti
Öylesine inanmıştım ki dut ağaçlarımız olduğu gibi kalacak diye
canımız ne zaman dut çekse kolumuza taktığımız çingil ile ağaçlara tırmanır bir yandan dallarını silkeler bir yandan da çingilimizi doldururduk 
Aşağıda bekleyen büyüklerimiz ellerindeki dut örtüsünü gererken bizlerde dallarını silkeler ağacın tepesinde olmanın keyfini çıkarırdık
Komşular   annem aman dikkatli olun düşersiniz yavrum dikkat edin derlerdi
Onlar dökülen dutları toplar birlikte yenirdi 
Evlere şenlik komşularımız unutulmaz anılarımız daha dün gibi akĺımda 

Çocukluğumun   unutulmaz   güzelliği  
At arabasının üstüne dev gibi Yeşil cam artistlerin afişleri olur sokak aralarında gezdiğinde tamam derdik bu gün sinema günümüz 
Mahalleli hemen haberleşir o akşam cümbür cemaat sinemaya gidilirdi
Türk sinemasının kaçınılmazı . “Hababam Sınıfı”, “Tosun Paşa”, “Süt Kardeşler”, “Kibar Feyzo”, “Gülen Gözler” "Deli Yusuf "gibi beyaz perdeye aktırılan filmleri üstü açık sinemalarda  komşularla toplanarak ellerimizde çekirdekle Ankara gozununun yudumlar kahkahayla izlerdik

Kara sevdanın ne olduğunu çocuk yaşta öğrenmiştim
Ziya ile bir birimizden hiç ayrılmazdık birlikte yer içer oynardık 
Ziya'nın  ablası Fadime abla güzel  hanım bir kızdı dayısının oğluna istemişlerdi o da ben akrabayla evlenmem diyordu 
Fadime abla bizim bitişiğimizde oturan Sedat  abiye aşık olmuştu 
Sedat abide Fadime ablaya ikisi bir araya geldiler mi sohbet eder bir birlerine iltifat ederlerdi 
Bu sohbetleri gün geçtikçe derin bir tutkuya tutkuda aşka dönüşüyordu
Bu arada şehir dışından Fadime ablanın akrabaları gelmiş onu istiyorlardı Fadime abla ben isteme diyordu 
Fadime ablanın annesi Fatma teyze kızına baskı yapıyor kesinlikle dayının oğluyla evleneceksin diyordu
Fadime ablanın gözü Sedat abiden başkasını görmüyordu 
Fatma teyze kızı Fadime'nin Sedat'a aşık olduğunu duyunca ölürüm de kızımı sana yar etmem diyordu 
Sedat abinin mesrebi onlara zıt düşüyordu
Fadime abla annesi işe gittiğinde gizli gizli Sedat abiyle konuşur 
kefen giyerim senden başkası için asla gelinlik giymem diyordu
O gün Fatma teyze işinden erken dönmüş ikisini  konuşurken yakalamıştı 
Hemen akrabalarına gelin Fadime ye söz kesin diye haber yollamıştı
Akrabaları köyden gelmiş Fadime ablaya söz kesip geri dönmüşlerdi
Bunu duyan Sedat abi kahrından ölüyordu 
Sesi çok güzel olan Sedat abi sazının bağrına vurdukça İbrahim Tatlısesin şarkısını söylerdi
Fadile le fadile 
Fadile kız fadile 
Derdiyden düştüm dile 
Eşkiydan çektim çile le fado
Fadime Sedat abinin sesini duyar iki gözü iki çeşme ağlamaktan kendini alamazdı
Fatma teyze Sedat abi bu şarkıyı söylediği zaman çıldırırdı 
Hatta bir gün Sedat abi şarkıyı söylerken hepimizin içinde tekme tokat girişmişti kızımı unutacaksın yoksa seni ellerimle öldürürüm diye tehtit etmişti 
Fadime abla annesine yalvarıyordu beni öldür ama Sedat'ıma kıyma vurma diyordu
Fatma teyze kara kefen giydiririm seni buna yar etmem Fadime diye bağırıyordu 
Komşular güç bela Fatma teyzeyi oradan götürmüşlerdi 
Fatma teyze hemen Fadime ablanın sözlüsüne haber salar gel bir an önce düğünün yap kızı götür
Fadime abla Sedat  abinin aşkından  günden güne eriyordu 
Sözlüsü kısa bir süre içinde gelmiş akrabalar arasında avlumuzda düğünleri yapılmıştı 
Ne düğün ne dernek birinin elinde darbuka birinin elinde zilli tep teyip çaların içine konmuş kasetlerin çıkardığı müzik ile yas evinde gelin gidiyordu Fadime abla 
O beyaz gelinlik kefeni olmuştu yüzünde solan mimikleri kaderine lanet ediyordu 
Fadime ablanın düğünü olmuş doğuda bir şehre gelin gitmişti 
Sedat abi derdinden bir deri bir kemik kalmıştı uzun bir süre gurbete çıkmıştı 
Fadime ablanın evliliğinin üzerinden bir kaç yıl geçmişti 
O güzelim hayat dolu kız kara sevdaya tutulmuş her gün kan kustuğunu öğrenmiştik 
Eşiyle bir gün bile mutlu olmayan Fadime abla sonunda eşi tarafından  baba evine bırakılır
Fadime abla istemediği  bu evlilikten  bir oğlu  olur  baba evinde başına  geleceklerden  habersiz kara sevdasına  kavuşma  umuduyla hayata tutunur  
Taş kalpli anneye hayat celmesi  fena takar 
Fadime ablanın  yaşadıklarının  acısının  azda olsa intikamını  alır  
Fatma teyze ve kocasına kader öyle bir darbe vurur ki uyuşturucu madde satmaktan uzun  süre ceza alırlar 
 Fadime ablada ise onlara kuryelik yapmaktan tutuklanıp ceza evine düşer  
Fatma teyze ve kocası ağır ceza alırken Fadime abla bir kaç yıl ile kurtulur 
Ve ben bir daha  Fadime abladan haber alamadım 
En son  Sedat abiyle karşılaştığım bir düğünde gözlerimin içine bakarak bu şarkı Fadimeme gelsin sözleri  dün gibi hatırlıyorum  
Nikahına beni çağır sevgilim istersen şahidim olurum senin diyordu
Ardından da içine saplanan o kara sevdanın  şarkısı Fadileyi söyledi 
İkisinin hikayesini bilmeyenler sadece şarkıyı severek okuduğunu sanarlar  oysa onlar kara sevdaydı 
Düğün bitti annem ile beni kaldığı Mustafa abisinin evine davet etti Sedat abi
Mustafa abide Sedat  abi gibi çok iyi birisiydi Eşi ile bizi yıllar gördüğünde  çok duygulanmıştı  ellerinde büyümüştüm  Mustafa abi beni görünce boynuma sarıldı canım bacım yıllar sonra karşılaşmak vardı kollarını boynuma doladı 
Fadime'nin ölümünden sonra bir daha hiç kimseyi sevmemiş yalnız yaşamayı seçmişti Sedat abi
Annem Mustafa abi karısı balkonda kahvelerini ile birlikte sigaralarını içerken bizde salonda sohbet ediyorduk Sedat abiyle
Çay kahve derken hayırlı olsun nişanlanmışsın diyordu Sedat abi 
Teşekkür ederim abi
Nişanlın kim tanıyor muyum 
Bizim arka sokakta oturan Haktan 
Gözlerimin  içine  bakarak  çok mutlusun nişanlından bahsederken gözlerinin içi gülüyor 
Çok seviyorum  
.Biliyormusun 
Neyi Sedat abi
Hayatıma Fadime girmeseydi sende  bekar olsaydın bu aşkı seninle yaşamayı çok isterdim 
Utanıp yüzümü yere indirmiştim 
Kaldır başını gözlerimin içine bak diyordu 
Utana sıkıla gözlerinin içine bakmıştım birlikte kardeş gibi büyümüştük bunları duymak nede olsa şaşırtmıştı 
Elini omzuma atıp  seni seven erkeğin kalbi asla yere eğilmez  senin o temiz yüreğini seviyorum
Hep mutlu ol 
Bizim yaşayamadığımız mutluluğu yaşıyorsun ya bu bana yeter güzel kız diyordu
O yıl anlamıştım Sedat abi için siyahın  üstünde beyaz bir ölüm gibiydi zaman 
Seďat abiyle Fadime'nin kara sevdasını da görüp geçirmişti 
Yıllar  sonra bir sohpet arasında ablamlarla konuşurken  Fadime ablanın doksan dokuz  depreminde  göçük altında hayatını kaydettiğini  duyduğumda çok üzülmüştüm 
35 yıl sonra Sedat abi ablama komşu olur Fadime abladan sonra yıllarca bekar kaldıktan sonra  evlenir 5 evladı olur bu yıl ablamın telefonundaki bir yabancı ses kim olduğunu tahmin etmemi istiyordu
Özür dileyerek tanıyamadım demistim o da gülerek  şimdi beni tanıyacaksın sesimi dinle 
Şaşkın ve gözlerim dolarak telefonda  Fadile türküsünü Sedat abiden bir kez daha dinledim eskilere sürükledim Sedat abi birde albüm çıkardığını duyunca daha çok duygulandım 
Küçük yüreğimizin kahramanıydı yaşlı dut ağacımız
Artık eli ayağı tutmuyor gövdesinde dev gibi bir oyuk günden güne kurtlar içini kemiriyordu
Fadimenin gözyaşları köküne dökülmüştü bir kere 
Bizleri dallarında büyüten ninniler söyleyen yaprakları bir bir dökülüyordu
O şen şakrak yaşadığımız avlumuza ölümün ayak sesleri yavaş yavaş çanlarını da çalıyordu 
Babamı kardeşimi son yolculuğuna uğurlarken gölgesinde ağırlıyordu 
Koluna kanadını kurulan beşiklerde salıncaklarda büyümüştük 
Mutluluğuma şahit olan o koca yaşlı dut ağacımızı yıllar sonra ziyaret ettiğim de yerinde beton binalar sefasını sürüyordu
Dut ağacıyla birlikte çocukluğumu yaşadığım anılarımında üzerine beton binalar kurmuşlardı
O mavi umutlarımız yeşermeden küf tutmaya bırakılmıştı 

Remziye Çelik 

Remziye ÇELİK | 10/08/2020

2 Yorum | 284 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Yasemin Demir 23/08/2020 21:36

Güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta boyuncada  makamını onurlandıracak haftanın seçkisi olarak . Şiir zamanı yönetimi adına içtenlikle kutlarız şairimizi ..Nice güzel paylaşımlara

Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) 12/08/2020 11:03

Günün seçkisine ve değerli kaleme 
ŞİİR ZAMANI ailesi olarak ;

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Erhan  Tığlı
Hoş Geldin Gönül evime
Hoş geldin gönül evime dedim ama kimse gelmemi...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
Hüzn-ü Âzam
Yüreğinize ve kaleminize sağlık ramazan bey g...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
SEVDİGİM dursun durukan şiiri
Yüreğinize ve kaleminize sağlık güzeldi şiir...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
Kül, ateş ve şiir
Yüreğinize ve kaleminize sağlık güzeldi şiir...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
Bir şey Kaldı İçimde
Yüreğinize ve kaleminize sağlık güzeldi şiir...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
*** GEL DE BANA SOR ***
Yüreğinize ve kaleminize sağlık güzeldi şiir...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
DOSTLUK
Yüreğinize ve kaleminize sağlık güzeldi şiir...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
BÜLBÜLÜN FERYADI GÜLE
Teşekkür ederim ramazan bey. saygı ve hürmetle...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
BÜLBÜLÜN FERYADI GÜLE
Teşekkür ederim ramazan hocam. saygı ve hürmet...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
BÜLBÜLÜN FERYADI GÜLE
Teşekkür ederim ramazan hocam. saygı ve hürmet...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
vahdet çil
Süren Eylül Sonuna Kadar
değerli yorumlarınıza çok teşekkür ederim...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
vahdet çil
Gözlerindi Sanki Zulmeden
Şiirimi haftanın seçkisine alan Şİİr zama...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
vahdet çil
Süren Eylül Sonuna Kadar
Çok teşekkür ederim ramazan bey. güzel yorumla...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Nesrin Önem
SEN BENİ HİÇ SEVMEDİN Kİ SEVDAM
Çok teşekkür ediyorum değerli hocam her daim s...
(Nesrin Önem tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Hüzn-ü Âzam
bir dosttan,bir abiden hepsinden ötesiniz ramaza...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
YAZARIM
Ne demiş atalarımız; al aline kalemi, yaz baş...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Hayır Diyelim Sigaraya
İlginize teşekkür ederim. dumansız günler dil...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Hayır Diyelim Sigaraya
Senin gibi vefalı bir dosta nasıl fırça atarı...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Yemekli Taşlama
Haramzedeler. zıkkımın kökünü yesinler. ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Hasbihâl...............
Şiirin önderi Önder... saygı sevgimizle takdir...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı

Linkler