Yedinci Kuruluş Yılında ŞİİR ZAMANI; virüssüz, afetsiz huzur dolu, sağlıklı mutlu günler diler. (06/11/2020 01:18)


Duyuru

KÜÇÜREK (Minimal/Minnacık) Öykü Türü [Devamı]

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Nazım Hikmet: Davet [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Avrupa'nın En İyi Şiiri :Deniz İnan [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER : ESİN ENGİN [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.
    Balzac

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 31 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

ŞU FACEBOOK DEDİKLERİ

ŞU FACEBOOK DEDİKLERİ

 
   Bizimki de kırkından sonrayı bırakın, altmışından sonra saz çalmak gibi. Zaten televizyon, uçak, bilgisayar gibi buluşlara oldum olası hiç aklım ermemiştir benim. "Koskoca uçak havada nasıl durur? Dünyanın her yerindeki olayları, kanapemize yan yatmış halimizle nasıl seyrederiz bu televizyon denen ekrandan? Ne sorsan cevap veren, hele de facebook yoluyla yıllardır görüşemediklerimizle iletişimimizi sağlayan bu bilgisayar da nasıl bir mucizedir?" Böyle derken bilime olan hayranlığımı anlatmak istiyorum. İnsanlık, bu buluşları yapanlara çok şeyler borçludur.
   Üç yıl önce otuz altı yıllık öğretmenliğe noktayı koyup "Şimdi ne yapmalıyım?" sorusuna yanıt ararken, çocuklar: "Baba, gel sana bilgisayar alalım, yazılarını da orada yazarsın, hem senin için de keyifli bir uğraş olur." dediklerinde ben klavyenin tuşlarına basmayı bile bilmiyordum. Kafasını gözünü yararak da olsa bu zamane mucizesini açıp kapatmayı, blog oluşturup ( çocukların yardımıyla) yazılarımı yazmayı öğrendim. Bir gün kızım bana:
    - Baba, facebook denen bir paylaşım sitesi var, seni üye yapayım.
    - Ne işe yarıyor bu facebook?
    - Üye olduktan sonra senin adını görenler arkadaşlık istiyor veya sen gördüklerinden arkadaşlık istiyorsun.
    - Ben bu yaşta kiminle arkadaş olacağım, orası gençlerin sitesi olmalı.
    Böyle karşı çıktıysam da yine de üye olduk, daha doğrusu üye yapıldık. Önce facebook hesabı olan birkaç yakınımla arkadaş olduktan sonra beni mutlu eden mesajlarla birlikte eski öğrencilerimden istekler gelmeye başladı. 1973'ten 1995'e kadar çalıştığım Mucur'dan, özellikle 1973-1992 arası Mucur Ortaokulu'ndaki öğrencilerimden gelen istek ve onurlandırıcı mesajlar, benim gibi emekli bir öğretmeni elbette  sevindirdi. "Mucur Ortaokulu Yılları" adıyla siyah beyaz fotoğraflardan oluşan albümü facebookta oluşturunca istekler çoğaldı. Ben istek yapmıyordum. Bu benim ne gururumdan ne de "benim yaşım büyük" anlayışımdandır. Sadece şunu düşündüm: Büyük çoğunluğu vefa gösterip sevgi ve saygılarını iletse de az sayıda da olsa birtakım ön yargılarla iletişim kurmak istemeyenler de olabilir. Onları güç durumda bırakmamak gerekir. Bu düşüncemde haklı olduğumu da zaman çok iyi gösterdi.
    Düşünebiliyor musunuz, bir öğrencinizi on bir- on dört yaş aralığında okutuyorsunuz, ondan sonra otuz- otuz beş yıl onu hiç görmüyorsunuz. Bir gün karşınıza elli yaşına yaklaşmış olarak çıkıyor. Eğer bulunduğunuz kentteyse onunla buluşup konuşuyorsunuz. Bu mutluluklar bir yana şimdi yetmiş yaşına gelen kendi öğretmenlerinizden biri de bir tesadüf sonucu facebook arkadaşınız oluyor ve onun şiirleri seslendirdiği videoları dinliyorsunuz.
    Yukarıda belirttiğim albümdeki siyah beyaz fotoğrafların çoğu 1973-1980 arasında çekilmiş. İlçenin tek fotoğrafçısı, belirli günlerde çekmiş bu fotoğrafları. Birkaç tane de tab edip okula getirmiş. O zamanın öğrencilerinde bu fotoğrafı alacak para nerede? Öğretmen olarak bizler almışız o fotoğrafları. Şimdi kırklı, ellili yaşlara gelen eski öğrencilerimizin, o fotoğraflarda ortaokuldaki hallerini gördüklerinde nasıl duygulara kapıldıklarını siz düşünün.
   Facebooka üye olduğumuz ilk aylardaki gülünç bir olayı da anlatmadan geçemeyeceğim:
    Bir gün facebooka girdim, "Bilgiler" kısmında oku gezdirirken "flört" yazan sözcüğün üzerinde de durmuşum herhalde. Oraya tıklamadığımı biliyorum. Kapattım ve dışarı çıktım. Üç saat sonra eve geldiğimde çocuklar da bize gelmişler. Yeni heves ya! Yine açtım, bakıyoruz, kızım da bazı yerlerini öğretiyor bana. Birden kızımın çığlığı:
   - Aman baba, bu ne?
   - Ne var kızım, ne oldu?
   - Bak şurada ne yazıyor?
   Dikkatle baktım, "Anasayfa" denen yerde aynen şu cümle var: "Numan yeni flört arıyor."
    - Allah Allah! Kızım bu neyin nesi? Çabuk sil şunu! Umarım bu kısa zaman içinde okuyanlar olmamıştır.
    - Baba, sen bu "flört" yazan yere bastın mı?
    - Bilmiyorum kızım, birkaç saat önce girdim, çeşitli yerleri dolaştım; ama böyle bir yere basmamışımdır herhalde.
    Bu arada tepemizde dikilip bakan damat da durumu anlayınca bastı kahkahayı. "Ben seni anneme demem mi?" diyerek salon kapısına doğru koştu. "Elli kağıt temizler bu işi." demeyi de unutmadı. Ben de teslim olmadım her zamanki gibi. "Geç onları, tınmam öyle şeylerden." diyerek umutlarını(!) boşa çıkardım.
      ..............
     Bir başka olay da gülünç olmasa bile epeyce ilginçti. Ben "Edebiyat Defteri" adlı bir edebiyat sitesine yazılarımı gönderiyorum. Yazılarıma "Bedri Tokul" adında bir arkadaş yorumlar yapıyor, övgülerini dile getiriyor. "Tokul" soyadı az bulunan bir soyadı olduğu için ilgimi çekiyor. Bir akşam Bedri Bey'in, o gün gönderdiğim yazımın altına yazdığı yorumunu okuduktan sonra ona, mesaj yoluyla şu soruyu soruyorum: "Bedri Bey, soyadınız ilgimi çekti. Benim Batıkent Mobil Lisesi'nde Seval Tokul adında bir öğrencim vardı. Yakınlığınız var mı?" Bedri Bey'den yanıt çok gecikmiyor. "Vay sevgili hocam! Demek sen benim biricik kızımın öğretmenisin ha!" Bedri Bey, işten çok yorgun geldiğini bildiği halde gecenin on birinde Seval'i arıyor, haber veriyor. Şimdi hem Bedri Tokul'la hem de Seval'le facebook arkadaşıyız. Emekli astsubay olan Bedri Bey'in o siteye yazdıklarını okumak da bana ayrı keyif veriyor.
   .............
  Yukarıdakilere benzer, mutluluk verici "facebook yaşanmışlıkları"nı daha da çoğaltabilirim. Bu paylaşım sitesi olumlu kullanıldığında gerçekten eşsiz bir buluş. İnsan oraya elbette sevdiği bir müzik parçasının videosunu da koyabilir; ama her önüne gelen videoyu da oraya aktarmamalı diye düşünüyorum. Bir de orda hesabı olanlar en az ilköğretim okulu mezunu. Kullanılan Türkçe ise içler acısı. Büyük harf, küçük harf; nokta, virgül...hak getire. Milletini seven insanlar, o milletin en güçlü bağı olan dilini de doğru kullanmalılar. Şimdi bu cümleleri okuyanlar "Hocam, sen de kendini hâlâ okulda sanıyorsun." diye bıyık altından gülebilirler. Olsun, dilini güzel konuşup yazmak her ulusseverin görevidir bence.
    Çok sık gelen "oyun istekleri" de bıktırıyor insanı. Güzel olan bir gönderiyi beğendiğimizi belirtmemiz gayet doğaldır; ama onu gönderen bizim arkadaşımız, yakınımız diye de her şeyi "beğen"mek zorunda değiliz. Keşke başkalarının ürettikleri yanında kendi ürettiklerimizi de paylaşabilseydik bu paylaşım sitesinde. Bu paylaşım sitesinde yedi yaşındaki de yetmiş yaşındaki de var. Cahit Sıtkı'nın bir şiirinde dediği gibi "İnsanoğlu çeşit çeşit/ Beşi parmağın beşi bir mi" Bu olumsuzluklara da katlanmak zorundayız.
   .............
  Çocuktuk
  Daha kasabayı bile görmemiş
  Bir köy çocuğu
  Derlerdi ki büyüklerimiz
  "Zaman gelecek, bu radyoların içinde
  Adamlar da görünecekmiş"
  Aklımız almazdı bir türlü
  Nasıl sığardı kocaman kocaman
  Adamlar
  Bu ufacık kutulara
  Sığdılar
  Televizyon oldu o
  Biz televizyonu da bilgisayarı da
  Gördük
  Kim bilir neler neler görecek
  Torunlar
  ..................................................................................
 
  Numan Kurt

Numan Kurt | 16/07/2014

4 Yorum | 1717 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Yıldırım Doğmuş 23/11/2015 00:18

Numan Hocam,bütün yazılarını okumaya çalışıyorum.Bu yorumu bütün yazıların için kabul et,yüreğine kalemine sağlık...

Gizem Gökşen Topoğlu 16/07/2014 21:54

Numan Hocamız, okudum... Ne çok hoş anlatmışınız. Ayrıca bilgisayar kullanma ve onun tekniklerinin getirdiği kolaylıktan yararlanma başarınızdan dolayı sizi kutlarız. Bir de evlatlarınız ne güzel... Ne güzel ilgilenmişler babalarıyla.... Duygulandım.... Sağolun öğretmenimiz.

Numan Kurt 16/07/2014 21:13

Teşekkür ederim Ramazan Bey. Facebook bana sizin gibi yüz yüze değil; ama gönül gönüle yazı dostları da kazandırdı. Düşünen, gücü yettiğince yazan insanlar gerçekten gönül dostudur. Size ve diğer yorumu yapan Yasemin Hanım'a saygılarımla.

Yasemin Demir 16/07/2014 20:11

Sosyal medyanın gücü doğru şekilde kullanılırsa insan mutlu ve güzel paylaşımlar ile dostlarını ailesini göremediklerini avuçlarında tutabiliyor ama amaç saptırılırsa bir silaha bile dönüşebiliyor kutladım efendim güzel bir konu saygımla

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Tayyibe Atay
Cila Devri
Teşekkür ederim sevim hanım....selam ve sevgile...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Zekai Budak
GEL ARTIKK
günün seçkisini ve şairesini Şİİr zamani ...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
KÖR KUYULARA GÖMDÜM
günün seçkisini ve şairesini Şİİr zamani ...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
// BEN BÜYÜDÜM ANNE// M.Y
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
Her Şey Senin Elinde
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
CAN ÖZÜM... B. B
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
vahdet çil
Dinle De Çekip Gitme
Şiirimi günün seçkisine alan sitemizin yön...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Ali  ALTINLI
GÖRDÜNÜZ MÜ HİÇ
Şİİr zamani aİlesİne bakİ selamlar......
(Ali ALTINLI tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Adı Olmayan Sevdalara
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Dinle De Çekip Gitme
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
CORONA GÜNCESİ
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
GÖRDÜNÜZ MÜ HİÇ
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Makber-
Değerli ve eleştirel bir gözle sayfamızı anla...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
#ÖYLE DİYORLAR........
Ne derlerse desinler, siz sevin, sevmeye devam edi...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Kızım seni kime Vereyim?
Kızımı kime vereceğimi merak eden var mı baka...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Sokrat'ın Verdiği Ders
Bu ders verici yazımı okuyup yorumlayan çıkmam...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
yönetim yardım editörü
Gidiyorum artık, elimde değil.
...
(yönetim yardım editörü tarafından)
Devamı
yönetim yardım editörü
Kasımpatı Düşesi
...
(yönetim yardım editörü tarafından)
Devamı
yönetim yardım editörü
Sonrası Var Mı Sonun
...
(yönetim yardım editörü tarafından)
Devamı
vahdet çil
Boğalı Yaylasına Kıymayın
Şiirimi günün şiirine alan Şİİr zamani y...
(vahdet çil tarafından)
Devamı

Linkler