Yedinci Kuruluş Yılında ŞİİR ZAMANI; virüssüz, afetsiz huzur dolu, sağlıklı mutlu günler diler. (06/11/2020 01:18)


Duyuru

KÜÇÜREK (Minimal/Minnacık) Öykü Türü [Devamı]

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Nazım Hikmet: Davet [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Avrupa'nın En İyi Şiiri :Deniz İnan [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER : ESİN ENGİN [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Bilginin efendisi olmak için çalışmanın uşağı olmak şarttır.
    Balzac

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 29 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

DİLİMİZ GÜZEL DE, YA YAZIMI!...

DİLİMİZ GÜZEL DE, YA YAZIMI!..

 

   Siz yirmi altı yıl devletin ortaokulu ve liselerinde, on yıl da dershanelerde Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yaparsanız sizde bir "yazım ve noktalama takıntısı" oluşmaz mı? Bende oluştu, hem de kronikleşti iyice. Neredeyse konuşurken bile "nokta, virgül, parantez aç, tırnak aç..."gibi sözleri söyleyesim geliyor.
   Bu konuda bir yerde yanlışlık yapıldı mı, hemen burnumu sokuyorum. Yarım saat kadar önce milliyetblog'dan rastgele bir blog açtım. Yazan arkadaş benim de okuyup öğretmen olduğum eski eğitim enstitülerinin birinde Türkçe bölümü mezunlarından. Hangi eğitim enstitüsü, yazanın adı ne, bunlar önemli değil, gereği de yok. Böyle bir kişinin yazım yanlışı yapmaması gerekir değil mi? Oysa yanlışları saymaya kalksam sayısını yazmaya ben utanırım. O zaman yıllarca bu güzel dilin neyini öğrettin kardeşim?
   Bu bilgisayar çıktığından beri dilimizin yazım, noktalama yönünden anasını ağlatıyorlar. Bırakın tırnakmış, konuşma çizgisiymiş, şunu bunu; nokta. virgül; büyük harf, paragraf hak getire. Yanlışlar konusunda uyarı ya da eleştiri yaptığınızda "Ben Türkçe öğretmeni miyim kardeşim?" azarıyla karşılaşırsınız. Bırakın Türkçe öğretmeni olmayı, ilköğretim okulunu bitiren herkes dilinin yazım kurallarını bilmeli, uygulamalıdır.
   Konuşma, bir yetenek işidir. Güzel konuşmayı çalışarak, uğraşarak biraz öğrenebilirsiniz; ama konuşma yeteneğiniz sınırlıysa bu belli bir noktaya kadardır. Oysa konuştuğun dilin doğru yazımını öğrenmek öyle zor bir uğraş da gerektirmez.
   Bilgisayarla yazmaya başladıktan sonra gönderilen mesajlara, karşılıklı yazışmalardaki cümlelere bakıyorum da bu güzelim Türkçeye , özellikle gençler tarafından, ne kötülükler yapıldığını görüyorum. Cümlelerin sonundaki "kib,slm" gibi garipliklerin "kendine iyi bak, selam" anlamlarına geldiğini neden sonra öğrendim.
   .........
   Benim öğretmenlik yaptığım yıllarda ortaokul diye anılan, sonra ilköğretim okulu denilen okullarda öğrenciyi doğru yazım konusunda yetiştirmek için şöyle bir uygulama yapardım: Ortaokul birinci sınıfa gelen öğrenciye kompozisyon konularının yazımı için yirmi-otuz sayfalık çizgisiz, büyük boy defter aldırırdım. Alışsınlar diye de sayfa altına çizgili kağıt koymalarını önerirdim. Türkçe okuma parçalarına uygun kompozisyonları bu deftere yazarlardı öğrenciler. Her yazıyı tek tek inceler, yazım ve noktalama yanlışlarını kırmızı kalemle işaretler, düzeltirdim. Öğrenci bu defteri üç yıl kullanırdı. Daha sonra bir derste, yaptığımız yanlışları bulur, nasıl düzeltmemiz gerektiğini tartışırdık. En çok yanlış da "de, da" ların yazımında yapılırdı. Öğrenci okulu bitirirken defterin ilk sayfaları ile son sayfaları arasındaki fark apaçık ortada olurdu.
   Bunları anlatırken belki kırk yıl önce okuduğum bir kitaptan aklımda kalanı kısaca anlatmak isterim:
   Ömrünün önemli kısmı düşünce suçundan dolayı hapishanelerde geçmiş ünlü şair Nazım Hikmet'in "1938 Harp Okulu Olayı" ile ilgili yargılandığı mahkemede geçer olay. Yakup adlı işçi de sanıklardan biridir. Yakup sanık sandalyesinde, jandarmalar iki yanında, mahkeme açılır.Yargıçlar girince herkes ayağa kalkar. O zamanın deyimiyle mahkeme reisi, diğer yargıçlar oturur. Mahkeme reisinin ilk sözü "Satırbaşı!" olur. Bu sözü duyan Yakup, olduğu yere küt diye devrilir. Yakup, zabıt katibine satırbaşından başlaması için komut veren yargıcın bu sözünü, kendisine idam cezası verildiği,başının satırla kesileceği şeklinde anlamıştır. Yakup, okuma yazması bile olmayan biridir, satırbaşından ne anlasın? Gelin ne olur biz anlayalım.
   .......
   1972 yılında öğretmen olarak torbadan Muş-Bulanık-Karaağıl'ı çektim. Büyükçe bir köy, yani eski nahiye Karaağıl. Orasıyla ilgili anılarımı daha sonra yazacağım; ama yukarıdaki konuyla ilgili olduğu için birini anlatmalıyım burada: Yirmişer kişiden oluşan iki sınıf. Öğrencilerin çoğu o zaman tek caddesi olan ilçeleri Bulanık'ı bile görmemişler. Öğretmene susamış, öyle saf ve temizler ki...Oraya bir ortaokulun açılması büyük nimet onlar için. Türkçe dersinde bazı dilbilgisi konularını defterlerine de yazıyorlar. Ben, konuyu örneklerle anlatıyorum, sonra da defterlerine yazdırıyorum. Bir süre sonra defterlere baktım. Pek çoğu konunun altına "örnek" yazacakları yerde "ördek" yazmışlar. Benim söylediklerimi anlamasalar diğer sözcükleri de yanlış yazarlar. Anladım ki bu öğrencilerin çoğu bu sözcüğü o zamana dek duymamışlar."Ördek"ler "örnek" oldu; ama biz de epey yorulduk.
Şimdi bu yazımı okuyanlar şöyle düşünebilirler:"Aman canım, hoca da takmış kafaya. Anlaşıldıktan sonra öyle yazsan ne olur, böyle yazsan ne olur?" Ben de derim ki onlara: "Takıntı haline geldiğini belirttim ben; ama yine de haklı değilsiniz. Bir yazımda anlatmıştım. Çorba, tası tepenize dikseniz de, efendice kaşıkla içseniz de mideye gider. Gelin, biz kaşıkla içelim."
Yazarken güzel dilimize saygı göstermeniz dileğiyle...
    ..................................................


   Numan Kurt

Numan Kurt | 25/07/2014

2 Yorum | 1557 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Numan Kurt 26/07/2014 18:11

Ramazan Topoğlu ve Zekai Budak kardeşlerime teşekkür ederim. Dil, bir ulusun en önemli birleştirici unsurudur. Elbette herkes her şeyi bilmek zorunda değil. Bana göre en azından ilköğretimi bitiren bir kişi dilinin yazım kurallarını, noktalamasını bilmelidir. İnsan yazarken farkında olmadan yanlışlar da yapabilir; ama eğitimli kişilerin bile bir şiirinde, yazısında onlarca yazım ve noktalama yanlışı görmek de bu işi az çok bilenleri üzüyor.

Zekai Budak 26/07/2014 13:55

Yazınız herşeyi anlatmış. Bunun yanında ahkam kesecek değilim ama, ayni şeylerden muzdaribiz. Karşılaştığımız hataları dile getirince de ukala nitelemesiyle yüzyüze kalıyoruz. Belki işin bu yanı daha da acı. Bilenlerin bildiğinden istifade etmek yerine onları tenkid etmeye kalkmak aslında utanılacak bir durum. Ben okuduğum yazı ve şiirlerde, daha başlangıçta veya herhangi bir yerinde yazım hatası gördüğümde inanın hevesim kaçıyor ve okumaktan vazgeçiyorum. Muhtevası ne kadar kıymetli ve takdire şayan olsa da o yazı ya da şiir bir balon gibi puf diye sönüyor nazarımda. Yunus, hizmetinde bulunduğu dergaha kırk yıl boyunca odunun bile eğrisini sokmamışken, dilimize yanlış deyim ve yazım biçimlerini sırf özensiz ve bilgisiz davranışlarla sokanlar aslında bilerek ya da bilmeyerek güzel dilimize ihanet ediyorlar. Yanlışlar çok sık ve geniş kitlelerce tekrarlandıkça arkadan yetişen nesillere de kötü örnek teşkil ediyor. Doğrusu budur zannediyorlar. Kişi bazında yapılan hataların ötesinde, yazılı ve görsel basında da öyle dil yanlışlıkları yapılıyor ki, inanın doğrusunu bilenler kahroluyor. Ben de bunlardan biriyim. Bir kelimenin yazılışının doğru veya yanlış olup olmadığını bilebilmek için, o kelimenin türetildiği kökü ve anlamını çok iyi bilmek lazım. Mesela şehadet ile şahadetin farkını ve kullanma yerini belirleyebilmek için birincisinin "şehit" kelimesinden, ikincisinin ise "şahit" kelimesinden türemiş olduğunu bilmek gibi. Keza, depremzede ile haramzade kelimelerinin sonunda yer alan "-zede" ve "-zade" eklerinin anlamını iyi bilmek, yani ilkinin " ...'den zarar görmüş", diğerinin ise "oğlu" anlamında olduğunu bilmek gerekir. Örnekler elbette çoğaltılabilir. Amaç yanlışların çetelesini tutmak değil yanlış yapıldığına dikkat çekmek ve bu yanlışlardan arınmak gerektiğini vurgulamak. Bunun yolu da doğru yazılmış yazıları çokça okumak ve okuduğunu dil bilgisi kurallarıyla, imla kurallarıyla irdelemek, yani dilimizi doğru öğrenmekten geçer. Yoksa yazıda işaret edildiği üzere hasbelkader Türkçe öğretmenliği titrini elde etmiş ama yıllarca öğrencilerine yanlışları doğru diye öğretmiş öğretmenlerimiz, dilimize iyilik yerine kötülük etmiş olurlar. Onların elinde yetişen nesiller de ne yazık ki heba olur gider. Haddimi aşmak istemem ama, Numan KURT hocamızı değindiği bu çok kıymetli konu ve değerli yazısı için yürekten kutluyorum.

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Tayyibe Atay
Cila Devri
Teşekkür ederim sevim hanım....selam ve sevgile...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Zekai Budak
GEL ARTIKK
günün seçkisini ve şairesini Şİİr zamani ...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
KÖR KUYULARA GÖMDÜM
günün seçkisini ve şairesini Şİİr zamani ...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
// BEN BÜYÜDÜM ANNE// M.Y
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
Her Şey Senin Elinde
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
CAN ÖZÜM... B. B
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
vahdet çil
Dinle De Çekip Gitme
Şiirimi günün seçkisine alan sitemizin yön...
(vahdet çil tarafından)
Devamı
Ali  ALTINLI
GÖRDÜNÜZ MÜ HİÇ
Şİİr zamani aİlesİne bakİ selamlar......
(Ali ALTINLI tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Adı Olmayan Sevdalara
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Dinle De Çekip Gitme
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
CORONA GÜNCESİ
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
GÖRDÜNÜZ MÜ HİÇ
Şİİr zamani ailesi olarak günün seçkisine ...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Makber-
Değerli ve eleştirel bir gözle sayfamızı anla...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
#ÖYLE DİYORLAR........
Ne derlerse desinler, siz sevin, sevmeye devam edi...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Kızım seni kime Vereyim?
Kızımı kime vereceğimi merak eden var mı baka...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Sokrat'ın Verdiği Ders
Bu ders verici yazımı okuyup yorumlayan çıkmam...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
yönetim yardım editörü
Gidiyorum artık, elimde değil.
...
(yönetim yardım editörü tarafından)
Devamı
yönetim yardım editörü
Kasımpatı Düşesi
...
(yönetim yardım editörü tarafından)
Devamı
yönetim yardım editörü
Sonrası Var Mı Sonun
...
(yönetim yardım editörü tarafından)
Devamı
vahdet çil
Boğalı Yaylasına Kıymayın
Şiirimi günün şiirine alan Şİİr zamani y...
(vahdet çil tarafından)
Devamı

Linkler