Geciken ve yeni başlayan yaz akşamlarından şiir dolu sağlıklı , mutlu EVDE KAL günleri dileriz. (28/06/2020 06:01)


Duyuru

Tülin Şen Altınlı güzel yürekli meleğimiz unutmadık unutturmayacağız  [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Editörlük felsefesi [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER:AJDA PEKKAN [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Öyle bi çık ki karşıma ‘Her baktığımda ilk defa görüyormuşum gibi, az kalsın ölüyormuşum gibi’ hissedeyim seni.
    Edip Cansever

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 5 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bir Sandık Anı

                                               

Akşam süpürmek üzereydi gündüzü ufkun keskin tarafına. Ve bir kadın yaşlı kayınvalidesinin anılarını süpürmüştü kapı önüne, doldurup ceviz sandığına. Yaşlı kadın bulutları bağlamıştı göz kapaklarına, süzülüyordu tuzlu damlalar. Ne dili dönüyordu ağzının içinde “Dur, yapma!” demeye, ne gücü yetiyordu alıp geri getirmeye. Çok yaşlıydı, defalarca geçirdiği felçten yürüyemiyordu artık. Sürünerek gitmek istediği yere gidebiliyordu. Gelininin sürüyerek götürdüğü sandığın peşinden süründü o da, kapının eşiğinden geçerken zorlansa da başarmıştı işte.

 

Buruş buruş elleri titriyordu, bir süre okşadı sandığını. Varsın dili olmasın gönül diliyle söylüyordu diyeceklerini. “Açıl susam” dese açılır mıydı acaba, açılmayacağının farkındaydı, yine çaba sarf etmesi gerekiyordu. Kapağının kilitli olmadığını umuyordu, derin derin nefes alarak uzattı ellerini sandığa doğru. Zor da olsa açılmıştı sandık. Kırk yama dedikleri bohçalar gözüne görünmüştü, üstünde kırk anı taşıyordu her bir parça.

 

Mavi üstünde beyaz çiçekleri olan krep parça dikkatini çekmişti önce. Bu bohçanın çoğunluğunu maviler oluşturuyordu zaten. Mavinin her tonu vardı sanki. Ege’nin, Akdeniz’in, Karadeniz’in ve Marmara’nın mavisi vardı. Yağmurlu havaların, güneşli zamanların gökyüzü mavisi vardı. Bursa’daki çinili türbenin, İzmir’deki papağanların, dolaştığı kırlardaki mine çiçeklerinin mavisiydi. Umutlarının rengiydi, belki de en çok ondan kullanmıştı mavileri.

 

Babası üst düzey bir devlet memuruydu, annesi bir paşanın kızıydı, saray terbiyesiyle büyütmüştü çocuklarını. Ama o Cumhuriyet kızıydı. Onun için kırmızı ve beyazın da rengi değerliydi ve diğer bohçalarında da ağırlıklı olarak kullanmıştı. Menekşelerin moru, ormanların yeşili o kadar uyumlu birleştirilmişti ki parça parça, görenler mest oluyordu. Neler yoktu ki içinde ilk doldurduğu zamanlar, şimdi bir şey kalmasa da. Talan edilmişti yıllar önce. Emekleri, umutları, hayalleri ekmek parası için satılmıştı kocası tarafından.

 

Gönüldü işte, laf anlatamazdı ki, bir çift yeşil göze kaptırmıştı kendisini, akıp gitmişti yüreği şelaleden akan su gibi. Şalvar ve yelekten başka bir şey giymeyen kadınların yaşadığı köye beyaz gelinliğiyle, ipek duvağıyla gelin gitmişti, anne ve babasının bütün itirazlarına, küskünlüklerine rağmen. Çeşit çeşit topuklu ayakkabılarla köyün çamurlu yollarında yürüyemiyordu, küçük narin ayakları kara lastikle tanışmıştı. Dalga dalga rüzgârda uçuşan saçları bir yazmanın altında toplanmıştı. Rengârenk ipek tuvaletleri köydeki kızlara gelinlik olmuştu, makyaj malzemeleri bir teneke sobada kömür. Sap yığdı, saman savurdu, yığın yaptı, döven sürdü becerebildiğince. Cilalı temiz tırnakları tezekle tanıştı, parfüm kokan bedeni ahır gibi koktu. Pişmanlık duymuş muydu, kendisi de karar veremiyordu buna. Geri dönemeyeceğini, katlanması gerektiğini biliyordu sadece.

 

Bursa’da Necati Bey Kız Enstitüsünü bitirmişti, becerikliydi, bildiklerini öğretti köy kadınlarına, okuma yazmayı, dikiş dikmeyi, kızlara nakış yapmasını. Köy ilerledikçe kendisi geride kalıyordu artık. Efsunlanmış sitemleri sakladı bir defterin arasında dize dize. Şimdi sandığında onlar vardı, ailesinden gelen kırgın mektuplar ve yamalı diye kimsenin beğenmediği boş bohçalar.

 

Atılmamalıydı, en azından kendisi görmemeliydi atıldığını. Kalbinde kıyamet vakti başlamıştı bu akşam. Anıların süngüsü saplanmıştı göğsüne.

”Neler gördüm, neler yaşadım, ne oldum” dedi sessizce sandığın başında. Soluk mavi bakışları buğulandı biraz daha.

 

Yaşanmışlıklara, yaşananlara şahitlik eden cansız da olsa her şeye saygı gösterilmeliydi oysa. Anılar ve manevi değerler alınmazdı birkaç kuruşa. Hâlbuki gelini atmıştı işte kapı önüne, satmaya bile gerek duymadan. Fazlalıktı evde, döklümdü ona göre, aynen yaşlı kadın gibi.

 

Başı sandığın kenarında yaslanmış kadına seslendi torunları, “Babaanne gel artık hava karardı, babam seni orada görmesin”. Duymadı yaşlı kadın, duyamazdı da.

 

 Afet Kırat

afet kırat | 27/10/2013

5 Yorum | 1523 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Nesrin Önem 27/12/2017 18:38

Etkili öyküyü bizlerle paylaştığın için teşekkür ediyorum hocam yüreğine sağlık her daim sevgilerimle

Ramazan Boran 27/10/2013 22:57

Afet hanım hoş geldiniz, güç kattınız Şiirzamanı ailesine.Özellikle hece tarzı şiirlerinizle aşina olduğumuz kaleminizden İnci dolu ''Bir Sandık Anı'' ile sizi aramızda görmekten onur duyduk.Çok teşekkür ederiz...Nice güzel paylaşımlara...Tebriklerimi ve saygılarımı gönderiyorum.

afet kırat 27/10/2013 21:03

Teşekkür ederim Yasemin hanım, sevgilerimi ve başarı dileklerimi gönderiyorum.

Yasemin Demir 27/10/2013 19:53

Afet hanım hoş geldiniz değer kattınız Şiir zamanına usta kaleminiz ve kocaman yüreğinizden süzülenler her dem okunmaya alkışlanmaya değerdir saygılarımla

afet kırat 27/10/2013 18:53

Belki şiiri sevdiğim içindir belki düz yazıyı çok sevmediğim içindir nesri de şiirsel ifadeler kullanarak yazmayı seviyorum, edebi değeri olur mu bilmem, deneme diyelim. Ancak sizin değerlendirmeniz beni mutlu etse de bu konuda objektif olmanız ilerlemem için daha iyi olacaktır. Yazdıklarınızda samimi olduğunuzu düşünüyor ve teşekkür ediyorum. Siteniz tekrar hayırlı olsun.

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Fatma Çiçek
KUŞLAR ( 1)
...
(Fatma Çiçek tarafından)
Devamı
Fatma Çiçek
KUŞLAR ( 1)
...
(Fatma Çiçek tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Ben Gülüyor muyum
teşekkür ederim... ...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Ali  ALTINLI
VEFANIN HANCISI
Şİİr zamani aİlesİne baŞari ve mutluluklar.....
(Ali ALTINLI tarafından)
Devamı
Nesrin Önem
BU GÜN VAR YARIN YOKUZ
Çok çok teşekkür ediyorum değerli hocam onur ...
(Nesrin Önem tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
GARİBİM...
güne düşen yapıtınızı, yürek sesinizi kut...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
BU GÜN VAR YARIN YOKUZ
güne düşen yapıtınızı, yürek sesinizi kut...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
SAYENDE….
güne düşen yapıtınızı, yürek sesinizi kut...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Kırılgan bir gülüşte binlerce acı
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Çıra Kokusu
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
KINALI HASAN DESTANI
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Hatem-i Pınar
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
SAATÇİ
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Benim Babam
bu güzel çalışma bir ay boyunca makamına ya...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
DUMLUPINAR VE KOCATEPE
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
KAYBOLMA İHTİMALİ
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
VEFANIN HANCISI
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Tunç Levha
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
//* Y A N K I…. N.A
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Ahmet  Çiftci
KAYBOLMA İHTİMALİ
Eyvallah hocam, en derin saygı ve muhabbetlerimle...
(Ahmet Çiftci tarafından)
Devamı

Linkler