Başöğretmen Atatürk'ün manevi gözetiminde öğretmenlerimizi her gün, her saniye kutlar, sevgi ve saygılarımızı sunarız. (24/11/2021 08:01) | Şiir Zamanı sağlıklı mutlu günler diler. (14/11/2021 10:00)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Son Fasıl Abdurrahim KAHRAMAN'ı Özlem ve Hüzünle Anıyoruz. [Devamı]

Kafka  üzerine notlar-6 [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Nazım Hikmet her zaman zirvede [Devamı]

  Fakir Baykurt Öykü Yarışması    Başvuruları Başladı [Devamı]

 76.Yunus Nadi Ödülleri Sahiplerini Buldu [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: ŞÜKRAN AY [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Bıraktığın yerde olabilirim. Ama bıraktığın gibi değilim !
    ( W. Golding )

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 17 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

İSA'NIN ÖLÜMÜ

 



 



isa


Bağ bozumu zamanıydı ama toplanmadı üzümler
O gece tahtadan haçı şekilsizce diktiler toprağa
Sabaha kadar uğraştılar ama haç tutmuyordu
Altını daha çok oydular,oydular
Sanki haç değil nefretlerini dikiyorlardı
Nihayet toprağa kaynadı nefretleri
Artık onu bu nefretle çakacaklardı çırılçıplak
Sabah olsun diye beklediler,
O gece ölü doğan kuzuyu kesip yediler.......

İsa ölmeden birgün önce,
Harmandan arta kalan toprağa uzanıp göğe baktı
Gürültülü yağmurda,iç çamaşırına kadar ıslandı
Yakında bir kadın,adet bezini kundak yaptı,çoçuğuna..
Sonra birdenbire dindi yağmur
Sönük yıldızlar badana olmuş gibi parladı
Acaba bağışlanacak kadar yıkanmışmıydı bu yağmurda,
Nerede hata yaptığını düşündü........

Her geçen an dinsizlerin nefreti büyüyordu
Bu karşı konulmaz bir sapkınlıktı
Bu öfkenin,ödenecek bir vergisiydi sanki.....

Sonra dağın tepesine doğru,kavuştu bulutlar
Akşamdan kalma bir yıldız duruyordu ayın çeperinde
Bağların çok olduğu yerde bir kulübesi vardı
İsa bu mehtapta oraya gitmak istedi
Ama yerinden kalkamadı;
Bekleyişi zahmetli bir endişeye dönüştü
Yorgun bir arayışla sustu gözleri,
Karanlığın köşesinden döküntü bir ışık buldu
Parlıyan küçük gölü farketti
Göle doğru yürürken,kıvamla tutuştu gene yağmur
Kırık bir taş attı suya,
Parmaklarıyla dokundu,
Oysa gölde aksi yoktu
Zoraki bir yel yaladı alnını
Issızlık heryere sinmişti
Özensizce yoğunlaştı sis karanlığın ardında.......

Onlar tam şafakla birlikte geldiler
Ellerinde hala yanan meşaleleri vardı
Geri kalanlar azgınca şevişmişlerdi gün boyu
Uykusuzdular ama çıldırasıya bağırıyorlardı
Salyaları çenelerinde kurumuştu!
Şarap düşkünü fahişeler önden koşuyordu.........

İsa yüzüne sürülen ışıkla uyandı
Bu daha şafağın ilk dakikalarıydı
Bacaklarına asılmış yorgunlukla kalktı
Şimdi yağmur sadece kımıldıyordu.
Badem bıyıkları,sakalıyla birlikte ıslanmıştı
Sanki heyecanları bayatlamış gibi mahzundu
Bedenini kabaca iterek döndü,
Önce sadece duydu,göremedi,sonra gördü
Sesler rüzgara sürünerek,gürültüyle geliyordu
Anlaşılmaz bağrışla ama anlaşılır niyetle koşuyorlardı
Sanki sayısızdılar lakin tek vucuttular
Fahişelerin tiz çığlıkları erkekleri bastırıyordu.......

İsa'yı kollarından tutarak sürüklediler
Sonra yaban kısrağını kamçılıyarak,peşisıra bağladılar
İliksiz sandaletleri ayaklarından fırladı
Kısrağı kovalarcasına koşturdular.
İsa'nın ayakları,taşlarla kesiliyordu
Şimdi kandan bir iz kalıyordu ardında
Kalabalıkta sanki bu kan izini takip eder gibiydi.......

Haçın yanındaki iskeleye çıkardılar onu
Vücudunu dengesizce yapıştırdılar haça
Önce ayakta kalması için avuçlarını çakacaklardı
Sivri uçlu demir yivler,birgün öncesinden hazırlanmıştı
Herbirinin üzerinde intikamdan kurumuş köpüklü
Tükürükleri vardı
Birinci yiv, sol avucunun ortasına girerken,Düşündü İsa
Tanrının oğlu bir mehdiye,bu mümkünmüydü ?
Acı duyabilecek olması,mümkünmüydü ?
Uzaklara,sere serpe başak tutmuş ekinlere baktı
Bu zulmette tebessümle Meryem anasını düşündü
Bir an nekadar üşüyüp,titrediğini farketti
İlk yiv girerken önce acıyı hissetmedi
Kendini hazırlamıştı,o Tanrı'nın oğluydu
Ama birden delirmiş bir alev gibi yandı eli
Sanki bir insanın hissedebileceği acıdanda fazlasıydı bu
Kanı kollarından böğrüne doğru,sıcacık aktı
Sağ eli çakılırken artık bayılma raddesine gelmişti
Şimdi kendi kanında yüzüyor gibiydi
Parmak kemiklerinin,etlerinden ayrıldığını gördü
Elleri tahta haça adeta yapışmışçasına gerilmişti........

Ayakları çakılırken,artık büsbütün ırzına geçiliyormuş gibi
hissetti
Hazırlıksız yakalanmış acısı,hayretinden çok daha büyüktü
Adeta bir şekilden,başka bir şekile dönüşüyor gibiydi
Baskın bir korku duydu gözlerinde,
Uzakta gördüğü başak tutmuş ekinler,
alevlerle tutuşmuşçasına,kızıllaşmıştı
Artık bağıran çağıran o kalabalığı görmüyordu
Yeşile çalan bir maske gibiydi suratı
Şimdi bir anda yeniden yaratılmayı bekledi ama,
Ne uzakta,ne yakında, Tanrı'nın eli yoktu
Gerçekler öylesi bir pusu kurmuştu ona
Son tükürüğünü yutacak mecali dahi kalmamıştı..........

Birdenbire yağmaladı kendini,buzlaştı
Delice ağlayışını kimseler görmedi
Bir mehdiye bunlar olamaz diye düşünürken,
ÇÖLDE KALMIŞ,ŞAŞKIN BİR BEDEVİ GİBİ,ÖLÜME TUTUNUP,
GİTTİ !...


Vedat derki:Taassürler,herzaman,gerçeklerden daha büyüktür
Çünkü onların sınırları yoktur. 

Vedat Dündar 

vedat dündar | 09/12/2013

10 Yorum | 1825 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

vedat dündar 14/12/2013 19:56

Değerli Çelikli....Arka sayfalara düşmüş ,eh birazda kullanma tarihini yitirmiş şiirimi, tekrardan bularak, kıymetlendirmeniz,sizin gözlemci ve araştırıcı özelliğinizi ortaya koyan bir hassasiyettir...Demek siteye girince sadece ana sayfaya takılıp kalmıyorsunuz...Bu sayfaları yeniden açarak özel teveccüh sunan zerafetiniz beni duygulandırdı...Teşekkür ederim

vedat dündar 14/12/2013 19:50

değeli üstad Topoğlu.....Biliyorumki yazdıklarıma en azından bir menfi kritiğiniz olsa,bunu üstü kapalı yazmanın haricinde bir de telefonla arayarak bildirmeyi en asli görevin arasına sokacak kadar yakınsın bana...Şimdi yukarıdaki yorumuna bakınca başım adeta göğe değiyor...şiiri tahlil değil, adeta otopsi yapan derin analiziniz ve tespitleriniz , takdirleriniz ile mütehassis oldum...Teşekkür ederim

İbrahim Çelikli 14/12/2013 13:14

ağır, dramatik öyküler etkiler beni.. siz de öylesine resmetmişsiniz ki allak bullak oldum, devam edemedim gerçek elbette daha acıdır anlayamam oksijen üreten manzara olan bir yaprağı nasıl koparır insan anlayamam pırıl pırıl bakarken bir ceylan nasıl bir lokma uğruna kurban ya insan insana nasıl kıyar insan nasıl bir cehalettir nasıl bir hırs nasıl bir gözüdönmüşlük nasıl bir resim.. tebrikler Sn Hocam

vedat dündar 10/12/2013 10:59

Değerli Duran....Bir kere gazete örneğinizde olduğu gibi okumaya sondan başlayarak başının ne olacağını ,okumadan tasavvura düşürmek ise, sanırım bir tarzdan ziyade beyin cimnastiği olsa gerek....Bir işin son aşamasını düşünme alışkanlığı da sizin tedbirli ve sağlam duruşunuzun bir göstergesidir...Şiirimi önce ölümünden okuyarak başlayan sıranız, bu minval üzerinde , ilginç ve haklı bir tasarruf...Tasvirlere olan sıcaklığınız da bize sempati olarak yansıyor...Teşekkür ederim bu nezih yorumunuza....saygımlasın her daim

vedat dündar 10/12/2013 10:48

Sevgili Orhan...seninde belirttiğin gibi,bu hususta adeta kavram karmaşası da yaşanmaktadır...Barnaba da bunlardan bir tanesidir...Kaldıki şiire mevzu olarak İsa'nın ölüm tarihi üzerinde dahi Net bir tarih bulunmamaktadır...Hayal ettik,ve belkide gerçeği hayalle doldurduk....Zaten şiir de bir hayal değilmidir,esin dedikleri bir hayal...Uğradığın için teşekkür ederim...saygımla

Orhan Tiryakioğlu 09/12/2013 21:32

Neyse ki, kitaplar doğrultusunda değil, düşgücünün yollarında yazılmış bir mitolojiymiş bu destansı yapıtınız. Aslında oradakiler, 'Hz. İsa' olarak gösterilmiş birini çarmıh konumuna düşürmüşler; İsa ölmüş olsa, çıkarılır mıydı ki öylesi hâlden? Kendisi ise göğe yükseltilmiş; gelmesi ve ölümü tatması ancadır. Sanırım, Barnaba; bu noktada felsefe olarak farklı seçenekleri de sergileyebilir. Çok çok derin düşüncelerle, tefekkür gibi düzeylerle yazılabilecek bir çalışmadan söz ediyor olmalıyız aslında. Vedat Abi farkı burada işte.. Nicelerine, selamla.

vedat dündar 09/12/2013 21:22

Değerli Ulusoy...Duygularınızın hassasiyetinden onurlandım desem az gelecek...Çünkü sizinkisi artık bir şair sevdalısına verilecek en kıymetli anlardan biridir...Ne demek ellerim titriyor ve ne demek ağladım...İnanın mahcubum teveccühünüzden...Saygılarımla

vedat dündar 09/12/2013 21:17

Değerli Admin...İsa hakkında ne kitap okudum ve de ne herhangi bir film seyrettim,onun sadece binlerce kez çarmıha gerilmiş olarak tasvirini gördüm...Çarmıhın altına ne yazabilirim diye düşününce bu şiir vasıl oldu...Hayal etmenin kolaylığından yararlandım......Fakat sizin bahsettiğiniz o kitabı bulursam okuyacağım...Saygımla her daim

Nur Ulusoy 09/12/2013 20:56

Peygamberler Tarihi okumayı en çok sevdiğim kitap türü... Okurken düşünmüştüm, keşke yazabilsem diye... Vedat Bey öyle güzel yazmışsınız ki, okurken içim titredi, zaman dilimim değişti ve ağladım...Hâlâ ellerim titriyor.... Saygılarımla

Yasemin Demir 09/12/2013 20:42

Nikos kazancakis'in İsa'nın İsalaşma sürecini anlatan bir kitabı vardır çarmıh onu okuduğum'dada aynı duygularla şiirleştirmek gelmişti içimden ama sanırım bu kadar güzel ifade edemezdim ben Yasemin derki ''Vedat beyin taassürleri iyi ki, gerçeklerden daha büyük'' saygımla efendim

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ahmet  Zeytinci
Prof. Dr. Boji
hayvan var, hayvan var, hayvandan hayvana da far...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
GONCADIR ÖĞRETMEN
O dörtlüklerin dördüncüleri öğretmenler gü...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Temas
Herkesle dost, kardeş olabilirim de, iki kişi il...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Temas
He valla!..sonuçta çocuğuz biz:)) başka tü...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Kimya
Bozdular ama!.:))...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Seyfettin KARAMIZRAK
EKER ÖĞRETMEN
Günün şiirine layık gören seçki kuruluna yü...
(Seyfettin KARAMIZRAK tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
EKER ÖĞRETMEN
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
DEDİM ANLAT HELE HALİN NİCEDİR (Dedim-Dedi)
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can pazarı
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can Işığımız Gözdür
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
SENİ UNUTMANIN İMKANI VAR MI?
aşka verilen değerin farkı ortada. doğallık...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can Işığımız Gözdür
"göz, sözün ulaşamayacağı her yere ulaşı...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Can Işığımız Gözdür
gözler kalbin aynasıdır diye boşuna dememiş...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Mahir Başpınar
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
Teşekkür ederim ahmet bey...
(Mahir Başpınar tarafından)
Devamı
Mahir Başpınar
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
Teşekkür ederim ramazan hocam. saygılar...
(Mahir Başpınar tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Can Işığımız Gözdür
Göz; birinci paragraftaki gibi anlatılırdı anc...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Can Işığımız Gözdür
Can ışığımızı iyi koruyalım...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Seyfettin KARAMIZRAK
İLK GÖREV GÜNÜM
Değerli ramazan beyefendi, değerli yazınıza ik...
(Seyfettin KARAMIZRAK tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
onlar öğretmenlerimiz yüreğimizin baş köş...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
A.Kadir Yaldızkaya
AĞLAMAK
Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim selaml...
(A.Kadir Yaldızkaya tarafından)
Devamı

Linkler