Başöğretmen Atatürk'ün manevi gözetiminde öğretmenlerimizi her gün, her saniye kutlar, sevgi ve saygılarımızı sunarız. (24/11/2021 08:01) | Şiir Zamanı sağlıklı mutlu günler diler. (14/11/2021 10:00)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Son Fasıl Abdurrahim KAHRAMAN'ı Özlem ve Hüzünle Anıyoruz. [Devamı]

Kafka  üzerine notlar-6 [Devamı]

ATATÜRK’ÜN EDEBİYATLA İLGİLİ GÖRÜŞLERİ [Devamı]

Nazım Hikmet her zaman zirvede [Devamı]

  Fakir Baykurt Öykü Yarışması    Başvuruları Başladı [Devamı]

 76.Yunus Nadi Ödülleri Sahiplerini Buldu [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: ŞÜKRAN AY [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Bıraktığın yerde olabilirim. Ama bıraktığın gibi değilim !
    ( W. Golding )

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 18 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

V/ah Nalan V/ah

 

V/ah Nalan V/ah

 

Meltem yolun yarısını çoktan devirmiş, uzun boylu, alımlı, masum bakışlı, dalgalı saçlarında ağır  Fransız parfümü kokan, hafif meşrepliği kabul etse de etmese de, artık bu yolun yolcusu olan,  bir hayat kadınıydı. Hele o uzun tırnaklarıyla saçını arkaya atıp savurmaları,… Ah o yok muydu,  kendisiyle özdeşleşen? Ya üzüm gözleri, uzun kirpiklerinin ardı sıra masumane çağrılarda bulunan… Gözlerinin masumiyetiydi belki de erkeklerin dikkatini pür dikkatle çeken.

Fettan bir kadının, masum bakışlarla ne işi olabilirdi ki? Davetkar bakışlarla, loş davetlere davet çıkarmak varken!

Gerçekten fettan mıydı? “Kör bir karanlığın yırtılan ar damarı bu olsa gerek” dedi iç çekerek.  Kimin suçuydu çatlayan ar damarı kavramı? Babasının arkadaşı olan şarapçı amcanın mı? Yoksa isterik iç dürtüsüyle gelen merakının mı? Beyni arsızca  nasıl da zonkluyordu fire vermeden.

Her şey bir kız arkadaşıyla sahil kasabasının lokantasında,  hayata dair sitemli konuşmalarla başlamıştı.

“Ah Nalan ah” diye başlamıştı sözlerine Betül denilen arkadaşı.  “Ne işimiz var buralarda bilmem,  şimdi büyük bir şehirde kazan kepçe misali olmalıydık diye gülüşerek.

Betül  ^”liseyi zor bitirdim ama hangi bankaya müracaat etsem, kadrosunda ya çaycıları eksik ya da temizlik elemanları” deyip hayıflandı.   “Bıktım bizimkilerin iş bul çalış demelerinden, e anlat ya sen”  dedi Betül.

Nalan dudak bükerek, “of ya bildiğin aynı terane işte, babamın arkadaşı var ya hani şu manifaturacı, konfeksiyoncu, kasketli Hulusi amca. Kızın gelip çalışsın iyi bir iş bulana kadar demiş, sanırım oraya kapağı atacağım.”

Lüks restorantta envai çesit yemekler tatlılar, ha birde papyonlu kibar etrafta fır dönün garsonlar…  “Kırmızı, bilmem kaç kadeh şarap ne hoş olurdu değil mi” demişti Betül arkadaşına. Tıraşsız garsonun;  “ Abla başka arzunuz?” diye sormasıyla  ikisinin de kıkırdayışıyla son bulmasıydı kıyı lokanta macerası.

İki kız birbirlerini öperek lokantadan ayrı ayrı çıkarak, biri evine diğeri ise iş konuşmasına manifaturacıya gitmişlerdi.

Akşam üzeri Betül beni istemeye gelecekler dediğinde;  Nalan, hayırlısı olsun canım ama hislerinde ne kadar eminsin, görücü usulü de olsa konuşmakta fayda var,  Ankara’ya tayini çıkacak diye de karambole getirmesinler seni deyip telefonu kapatmıştı, hem sevinmiş hem de arkadaşsız yalnız kalacağından dolayı üzülmüştü.

Betül’ün   kısmetinin çıkmasıyla, yerinin de variyetli olması, çalışmasının bir öneminin olmadığını gösterince, böylece evlenmeğe karar vermiş. Eşinin görevi gereği ise Ankara’ya tayini de çıkınca, Betül’ün  ve Nalan’ın yolları tamamen ayrılmıştı.

Hulusi amcanın dükkanları arasında mekik dokumak, Nalan için bir vazife olmuştu.  Ama  babası yaşında ki adamla ilişki de canını sıkmıyor değildi. Durum ayyuka çıktığında ise, Nalan kasabadan tek başına sırra kadem basmış, ailesinin ve sülalesinin yüzkarası ilan edilmişti.

Tası tarağı toplayıp İstanbul’a  adım atmıştı atmasına ama! Büyük şehrin çarkları Nalan’ı çarçabuk mimleyip Meltem yapmıştı bile.

Nasıl giyinmeliydi, aynanın karşınında kendini seyretti uzunca bir zaman. Ne güzel bir ten ama kıymeti bilinmeyen hem de tarafımdan dedi usulca sırrında ki SEDEF KAKMALI aynaya.

İstanbul’a gelişinin on beşinci senesiydi, her gelişi devriyesinde, çalışmadığı ve kendisini hayat muhasebesinde sınadığı tek gündü. Betül ile konuşmalarıysa adeta dün gibi aklındaydı, şu an nasıl mutlu muydu acaba, kaç çocukları olmuştu? Eşi tarafından seviliyor muydu? İnşallah  dedi sessizce.

Komşuları ona iyi gözle bakmıyorlardı elbe,  hep bir dışlanma söz konusuydu. Komşu erkeklerinin gözleri ise albenisi bol olan Malan üzerindeydi, ama yaptığım onca hatadan sonra, olmaz diyordu, içinde ki Nalan, bari çevrenden uzak dur.

Ev içerisi de oldukça pespayeydi giyimi, ama dışarı da bir afeti devran ki hak getire, edası, işvesi, cilvesi, zarif dönüşleri, ayak bileğinde yürüdükçe adeta dans ettirip iç gıcıklattırdığı altın kalpli halhalı.

İstediğim gibi bir birliktelik diye hayıflandı, bu artık benim için bir lüks dedi iç çekerek.  O kan kırmızısı rujuyla, şuh maskesini takın malıydı, makyajını ağır yapan Meltem, gündüzleri tam tersiydi.

Rahatsız mıyım nedir? Yıllardır bu düşünce yiyip bitiriyor beni, demek içimde  bir nebze ar damarım duruyormuş!

Peh deyip alaycı bir gülümsemeyle aynada ki yüzüne göz gezdirdi, şahadet parmağıyla yüzüne dudaklarına dokunarak.

İşte gör halini gecesi hoş ve yitik kadın, bu ıslak ve aralık dudaklar senin mi?

Dudakların yangın olsa ne ki,  böyle aynalarla sevişirsin ancak, şarap rengi ruju, dudak çevresinden taşıracak kadar bol sürmüştü.

Şehevi bir ses tonu ile, yapmacıksız ama canımın çektiğince sevişmek istiyorum. Dudak izini aynaya çıkarmıştı öperek; İşte dedi, sen busun, adın, sanın, çağrılış şeklin sen bir fahişesin!

Tekrar dudak boyasıyla aynada bir kadın silüeti çizerek, uzun tırnaklı parmaklarıyla  iyice aynayı buladı,  kendini ifade edip bulamayan kadın. Keşkelerini yaratan aza kanaat etmeyen, ah Nalan ah..

Göğüs kafesi daralmış, hop oturup hop kalkıyordu.  Binlerce erkeğin tezgahından geçen Hulusi amcasının saldırısıyla, aldığı sayısız hediyelerle bu yolu merakından seçen hoş ama boş kadın! Rol kesmekten gına geldi, eğer bu işin raconu bu ise, beni kimse hak etmiyor, ben bana yeterim, demişti demesine lakin, kendini öz benliğinde bulamamanın çılgın telaşı vardı ruhunun albenisinde.

Yaşantısının yırtık eteklerinde, v/ahı çok olandı ah Nalan! Kötü bir esinti seçmişti kendince, ama takma adı Meltem olmalıydı kulağa hoş gelen yeli, karşı cinse sürdüğü ağır parfümleri, kulağa fısıldanan müstehcenlik, bam telinden çalmalıydı. Kalın tabanlı poliüretan siyah ayakkabıları, sütun bacakların kırmızı dar eteği, ipek siyah iç gösteren gösterişli bluzu ve askısız dantelli yarım beyaz sütyeni. Olmadı diye mırıldanıp dudağını büzerek, evet değiştirmeliyim ya sütyeni veya bluzu.

Sonrasında vazgeçmişti, amaç dikkat çekmek değil miydi, nereden bilinecekti ki hafif meşrepliği? Neon renkli boyun fularıyla aksesuarı tamamlamalıydı.

Parsayı toplasam ya üç veya bilemedim beş yıl, namus dedi, iç seli hıh dedi alaycı.. Namuslu amcaların yaptığı namussuzluğun; benim namusum yanında yok olduğudur bildiğim ama, bende sürüklendim be iç sesim dedi ağlayıp inleyerek..

Yaş geçti, ne çoluk çocuk dedi, ne de çömlek, izbe bir yerde ölümü beklemek! Nice taze piliç arkamda bir dolu bu meşrepliğe salt rahat yaşam uğruna geçmek isteyenler varken!

İçinden, ne kadınmışım be diye geçirdi. Sabah yatak, öğlen yatak, akşam yataktı, içine yandığımın kıytırık, dağınık hayatı.

Şarabını fon dip yapıp şişenin dibini bulmuştu. Zamanın kendisini ladeslediğinin farkına bile varmadan. Geçmişin kirli ayak izlerinde sayısı belirsiz erkekleri gibi. Evet dedi bu hisleniş bu serzeniş boşa değil ama kendim yaptım işte. Bir merakın anatomisi, mühründen kazılsa da çıkmayan. İşte dedi işte böyle şap gibi yanarsın!

Kendini bilmez Meltem ya da ah Nalan ah, sitemlerinin birini alıp bir diğerini koysa da, bu çarkın acımasız dişlerinden öğütülse de.

Yaşam denilen mefhum kimilerine böyle oyun oynuyordu, nice Nalanlar, Meltemler gibi!

Gülsen TUNÇKAL

 

Gülsen Tunçkal | 15/12/2013

5 Yorum | 2152 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Gülsen Tunçkal 17/12/2013 20:10

EVET CANIM OLDUKÇA GERÇEĞE YAKINDI. BUNDAN 23 YIL ÖNCE YARI YARIYA YAŞANILMIŞ, BİR KÖY KIZININ ÖYKÜSÜYDÜ. YAZARKEN ZORLANDIĞIM, ÖYLE Kİ AYNI KADINI 15 YIL ÖNCE YİNE İZİN ZAMANINDA BAŞKA BİR KÖYDE DÜĞÜNE GELMİŞ VS VS..BABASI ARKASINDA YAŞLI BAŞLI ELDEN AYAKTAN DÜŞMÜŞ, VE YALVARAN BAKIŞLARLA KIZINA KIZMAKTAYDI.DURUP BİR İYİCE TAHLİL ETTİM, HATTA YANIMDA BULUNAN YAKINLAR; NEDEN BU KADAR DİKKATLE SÜZÜYORSUN DEDİKLERİNDE !! Anlatsam da anlayacağınızı sanmam demiştim, çünkü onlar o kadını kötü kadın, yüz karası fahişe etmişlerdi A dan Z ye !! Ne kadar zor bir durum Allah'ım başlara verme diye kendi kendime mırıldadığımı biliyordum Yasemincim.. Erkekler kadar kadınlarımızda suçlu, bu da bir başka bakış açısı elbet.. Ve uzar da uzar mevzu.. Sende haklısın, ne de olsa ucuz kadın, her önüne gelenle çıkar gibi, sonuç sayısı belirsiz erkek bolluğu, bu da bir kul hakkı zannımca.. Allah cc bu durumda olanları kurtarsın, kurtulsalar da iç huzursuzlukları onların cehennemi olacağına kesin gözle bakıyor ve üzülüyorum.. Tez elden ölüm gelse bile iş ahirete kalıyor ki, en beteri de bu zaten, pis kokulu günah çukurunda boğulup boğulup dirilmek olacak. yaklaşımları bu yönde olanların, ha kadın ha erkek iki cins içinde bu böyle Canım beğenin ve motivasyonun için teşekkür ederim, her zaman sevgimdesin, selamlar gurbet ellerinden Yasemincim..

Gülsen Tunçkal 17/12/2013 19:27

Hoş bulduk sevgili Murat, çok teşekkür ederim beğeninizden dolayı, selamlar saygılar..

Yasemin Demir 16/12/2013 11:21

Gülsen ablam hayatın içine mim koyan kadınların adının olmadığı şu dünyada olanlara ışık tutan bir deneme ile gelmişsin bu sefer kutladım gün seçkilerimiz arasında yer bulan bu güzel çalışmanı saygımla emeğin yüreğin dert görmesin

Gülsen Tunçkal 15/12/2013 22:55

Nasıl takıldım yazdıklarınıza, çok duygulandım inanın hocam, evet isim sadece bir nazar boncuğu. Allah cc böyle bir hayata örümcek ağlarıyla tutunanların yardımcısı olsun efendim, saygımla iyi geceler hocam..

vedat dündar 15/12/2013 15:59

NALAN,ya da, NECLA (Ne farkeder ki) Bir alaca karanlık vakti Necla'nın gözlerinde namus karası Münasebetsiz hayaller içinde İstanbul'a çıktı... Sütyeninde göğüsleri titrek Dudaklarında göz yaşlarının tuzu caddeler kundak gibi sarılmış yağmura Kızıllık yanaklarını okşarken, mahzun Necla derin bir heyecanla Korkularını yüreğine kümeleyip Kırmızı pabuçlarını çamura batırarak İstanbul'a çıktı... Çoçuklarını komşusuna bırakarak Kocasını Allah'a havale edip Babasının töresinden kaçarak... Bir alaca karanlık vakti Etrafta gebeleşmiş kadınlar Çöpler kontenyerden taşmış Çamuruna bulaşmış asfaltlar Ve nice rezil vakalar... Necla tam bugün buradan Kimsesiz gözyaşıyla Beyoğlu'ndan ara sokaktan Parlak neon ışıklarının altından Kaderine kuşanarak Minicik eteğini beline sarıp Rujunu dişine taşırarak... Bir alaca karanlık vakti Necla'nın gözlerinde namus karası Münasebetsiz hayaller içinde Çoçuklarını komşusuna bırakıp, Size oyuncak getireceğim vaadiyle İstanbul'a çıktı !... Vedat DÜNDAR Bu yazınız bir tiyatro oyununun üç perdelisinin tamamını kaplayabilir...Bu yazınız bir romanın elim hayatlara yataklığını da yapabilir...Oysa sadece bir hikaye olarak bile,özete ne kadar çok hayat sığışmış....Kutluyorum...

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ahmet  Zeytinci
Prof. Dr. Boji
hayvan var, hayvan var, hayvandan hayvana da far...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
GONCADIR ÖĞRETMEN
O dörtlüklerin dördüncüleri öğretmenler gü...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Temas
Herkesle dost, kardeş olabilirim de, iki kişi il...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Temas
He valla!..sonuçta çocuğuz biz:)) başka tü...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Kimya
Bozdular ama!.:))...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Seyfettin KARAMIZRAK
EKER ÖĞRETMEN
Günün şiirine layık gören seçki kuruluna yü...
(Seyfettin KARAMIZRAK tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
EKER ÖĞRETMEN
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
DEDİM ANLAT HELE HALİN NİCEDİR (Dedim-Dedi)
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can pazarı
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can Işığımız Gözdür
gün seçkisini gönülden tebrik eder, &nbs...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
SENİ UNUTMANIN İMKANI VAR MI?
aşka verilen değerin farkı ortada. doğallık...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ramazan  Boran
Can Işığımız Gözdür
"göz, sözün ulaşamayacağı her yere ulaşı...
(Ramazan Boran tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Can Işığımız Gözdür
gözler kalbin aynasıdır diye boşuna dememiş...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Mahir Başpınar
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
Teşekkür ederim ahmet bey...
(Mahir Başpınar tarafından)
Devamı
Mahir Başpınar
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
Teşekkür ederim ramazan hocam. saygılar...
(Mahir Başpınar tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Can Işığımız Gözdür
Göz; birinci paragraftaki gibi anlatılırdı anc...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Erhan  Tığlı
Can Işığımız Gözdür
Can ışığımızı iyi koruyalım...
(Erhan Tığlı tarafından)
Devamı
Seyfettin KARAMIZRAK
İLK GÖREV GÜNÜM
Değerli ramazan beyefendi, değerli yazınıza ik...
(Seyfettin KARAMIZRAK tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
BENİM CANIM ÖĞRETMENİM.
onlar öğretmenlerimiz yüreğimizin baş köş...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
A.Kadir Yaldızkaya
AĞLAMAK
Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim selaml...
(A.Kadir Yaldızkaya tarafından)
Devamı

Linkler