Şiir zamanı 6 yaşında ilkelerinden ödün vermeden güçlü kadrosu ve güzel yürekleri ile altı koca yıl el ele gönül gönüle idik nice 6 YILLARA HEP BİRLİKTE .... (10/10/2019 23:10) | Şiir zamanı şiir dolu güzel günler diler ... (06/10/2019 00:46)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Bilgi Yayınevi'nden İlk baskılarına sadık kalınarak hazırlanan Sabahattin Ali kitapları [Devamı]

Nazım Hikmet: Davet [Devamı]

Ethen Warwick, Villiam Godwvard ve Cortazar [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: NİLÜFER  [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi…Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.
    Uğur Mumcu

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 33 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Mevlâna'nın Şiir Dünyası. Feyzi Halıcı yazısı.

 

Mevlâna'yı 740. Vefat Yılında ve her zaman  Rahmetle anıyoruz

 

MEVLÂNA’NIN ŞİİR DÜNYASI

Feyzi HALICI


 

Mesnevî, asırlar boyu çavgın bir su gibi çağlayıp coşan, insanlık âlemini Hakk’ın birliğine ve gerçek aşka “Gel, yine gel, yine gel” çağrısıyla çağıran, duygu ve düşünceleri aydınlatan, insanı ye­nileyen, gerçek insan yapan, insanla sevgiyi maya maya yoğuran bir büyük yakarışın alın-yazısı, gönül-yazısı.

Türk-İslâm düşüncesinin XII. yüzyıldaki şahlanışının en taze, en güçlü, en ılımlı örneği... Dünü ve yarını her an “bugün” yapan, bütün zamanlara “bir an-içre” düğüm vuran, sınırsızlığı, sonrasız­lığı, süresizliği tenden arılaştıran, canda belirli kılan, varlığı yokluk potasında bir ilâhî zaman-içre var-eden, öz-düşünceler yumağı, dokunaklı beyitler dizisi...

 

İmbikten geçirircesine bir seziş, bir duyuş ve değerlendiriş... Gittikçe büyüyen bir coşku. Aklın ötesinde doyumsuz bir aşk; yanış, yakılış... Birice oluş, bir oluş... Alev salkımı notalar, Gök-yüzlerini pergel pergel çevreleyen yusyuvarlar adımlar. Ve yalınca şiirden kurulu bir dünya. Sersebil bir akvaryum... İnancın mutlu sonucu, iyilik adına, güzellik adına, doğruluk adına, anlayış adına, bilgi adına salkım-saçak müjde çiçekleri...

İlk 18 beyiti yazılan ve sonrası, devamlı sona sonsuzluğa-değin, gönül diliyle söylenen bir gü­neş, bir nurdan arzuhal.

Gerçeği bilme-bulma yolu. Din kurallarının yediveren gülü. Sevginin dalbudak sarmaşığı. Kâ­inatın yaratıcısı Allah katında, gönül-erlerinin, ermişlerin duru durağı, Hak-erlerinin büyüyen, şavkı­yan soluğu...

Lokma’dan yudum’a, balıktan ay’a, yokluktan erlik suyuna kadar, can’ı beden, beden’i can kı­lan bir değer ölçüsü, bir oluş yelpazesi ve tekmilce bir yaşama sevinci...

Gönüllere mut, hüznün giderilmesine bir umut olan Mesnevî, Kur’an-ı Kerim’i ayet ayet açıklar; okuyana, dinleyene, Hak dilince özden öze bir yenice duyurur.

Mesnevî, Hz. Mevlâna’nın söylediği gibi; az çoğa, bir yudum su göle, bir avuç tane büyük bir harmana örnek olarak sunulur.

Mesnevî, yalınca bir doğuş, seziş ve içtenlikle dile geliş ve söyleyiş sanatı. Zamana sığmayan, zamanı taşıran bir duyarlılık, bir sanat gücü. Bazen dilin, kelimelerin yetersiz kalışı, enerjinin dönü­şümü; sözün renk oluşu, gözün kulak oluşu, kulağın renkle donanışı... “Harfi, sesi, sözü birbirine vurup parçalamak...” Gerçek, amma gerçek dostla bu üçü de olmaksızın konuşma arzusu, konuşabilme yeteneği. “Harften, sesten, sözden yalnız kalınca Mesnevî’nin derya oluşu...” Ve o zaman sözü söyleyen, sözü dinleyen ve o sözler... Her üçü de sonunda can olurlar.”

Mesnevî’nin erce kılavuzluğu, zamansızlığı şakıyan gerçekçiliği... Giysilerden sıyrılıp tekmilce mânâya yönelişi, mânâ oluşu... İşte Mevlâna’nın söze de bir kişilik vermesi...

Mevlâna’nın İslâmiyet’in geniş hoşgörüsü içinde bütün insanlık âlemine insanca seslenişi, Hak’­ça bütünleşen, birleşen çağrısı:

Yetmiş iki millet sırrını bizden dinler;

Biz nay gibiyiz. İki yüz mezhep ehli ile bir perdede konuşuruz.”

Bir dev mısra daha:

Bir canım amma, yüz bin bedenim var.”

Ve kâinatın Hak katında süresiz bir dönüş-içre oluşunun gönülce, dilce bilinişi: Yedi asır önce madde-mânâ esprisiyle bilime imzasını atan Mevlâna’nın şiirine kulak verelim:

Senin ışığınla, senin yüceliğinle boyum yüceliyor,

aşkınla ‘bir’ken yüz oluyorum.

Sen, sen oldukça çevrende dönüp duruyorum.

Ben sen olduktan sonra da kendi çevremde dönü­yorum artık.”

 

Güzel sanatların üç boyutlu görünümünde Mevlâna niceye bir seziş, duyuş ve var­oluş halini yakalayınca önce, “suretâ derviş olan, olgun erin ışk varlığının zekâtını nasıl tadar. Mesnevî mânâdır, feûlün fâilât değildir” dersonra son ve gerçek görüşünü açıklar:“Şiir ne oluyor ki ben ondan lâf edeyim. Benim bir başka fen ve hünerim vardır ki o, şâirlerin fenlerin­den başkadır.”

İşte gezegenlerin ve dünyanın dönüşünü ve bunun sebebini mısra mısra dile getiren gönül şa­iri Mevlâna:

Önce öz sevgi vardı, sınırsız aşk vardı, dost,

İlâhî bir müjde saklardı dağların ardı, dost.

Aşkın dalgasındandır dönüşü gezegenlerin,

Aşk olmasaydı eğer şu dünya donardı dost.”

Satrancın zekâ parıltıları içinde mısra mısra orijinal bir duyarlılıkla dile getirilişi yedi asır sonra günümüze şiirsel bir ince espri halinde yansıyor. Bu mısralar satranç oyununda Mevlâna’nın usta­lığını, Konya’da bu oyunun bin iki yüz’lü yıllarda revaçta olduğunu dile getirmiyor mu?

Beydak (piyade) seferle satrancın en üst hanesi olan ferz’in (vezir) hanesine gelir vezir olur.”

1984 yılında başlattığımız “Uluslararası Yemek Kongreleri”ni Mevlâna’nın Mesnevî’nin IV. cil­dindeki bir beytinin aşkı ve sınırsız özverisi ile başlattık. Kardeşim Nevin Halıcı’nın 1989 yılında Dorling Kindersley Ltd. tarafından Londra’da ve sonra Almanya’da yayınlanan “Türk mutfağı” adlı ye­mek kitabının başında Mevlâna’nın bu şah beyiti yer almaktadır:

Gökyüzüyle yeryüzü Tanrının kudret ağacında yetişmiş bir elmadır.”

Aynı eserin sonunda kahve bölümünde Konya’da İstan­bul caddesinde içilen bir sade kahve dile getirilmektedir.

Yolunuz İstanbul caddesine

Düşmez mi bir zaman, ne dersiniz,

Pahalılıktan falan konuşur,

Bir acı kahvemizi içersiniz.”

 

Mevlâna Celâleddin-i Rûmî, doğuştan hoşgörü sahibi, bir velidir. Yarım bardak suyu boş değil, dolu görmek daha güzeldir. Bir insanı fethetmek yerine onu varlığınca, keyfince keşfetmek daha önemlidir. Mevlâna’mız, efendimiz bir şah beyitle değerlendirme ölçüsünü vecîz bir şekilde açıklar:

Kusursuz dost arayan, dostsuz kalır.”

Kul günaha meyyâldir, günah işleyebilir. Cenâb-ı Hak tövbe eden kullarına affı müjdelemiştir.

Ansızın girdi kapımdan o güzel

Elde mey, işvesi dünyaya bedel

Okşayıp sevmek için saçlarını

Oldu tekmilce yüzüm göz; gözüm el”

 

Picasso’nun resimde uyguladığı “Bir yeni görüşü” Mevlâna altı yüz yıl önce şiirle bir gerçek bel­ge olarak nasıl da dile getiriyor.

Bu şiirler kendine has güzelliklerdir ki, Mevlâna’yı yirmi birinci yüz yıla taşıyor, insanlık âlemi onun “Gel, ne olursan yine gel” çağrısı için yurdumuza ve Konya’ya koşup geliyorlar.

Bu sebepledir ki, asırlar boyunca yurdumuzun en ünlü şairleri Mevlâna’ya karşı sevgilerini, hay­ranlıklarını dile getiriyorlar. Bunların arasında padişahlar var. Büyük gönül adamları, büyük devlet adamları var, çeşitli anlayış, görüş ve inanç sahibi insanlar var. Ünlü şairimiz Yahya Kemal Mevlâna’yı nice dile getiriyorsa, Mevlâna’ya seven, Mevlevîliğe bağlı, şair yaratılışlı 1910’lu yıllarda Konya valisi olan Mehmet Nazım Paşa’nın torunu Nazım Hikmet de gencecik yaşında dedesinin eğitimin­de Yedinci Kitapdergisinde 1920 yılında Mevlâna’ya hayranlığını belirten şiirini yayınlıyor. Garip’çi şairler Orhan Veli Kanık ve Melih Cevdet Anday da Mevlâna’nın şiir dünyasından nasiplerini miktarınca almışlardır. Yurdumuzun yaşayan en güçlü şairi Fazıl Hüsnü Dağlarca “Mevlâna da Olmak-Gezi” adlı bir şiir kitabı yayınlamıştır.

18-19 yaşında iken Nazım Hikmet’in yazdığı ve son yayınlanan kitabında da yer alan şiirinin ilk dörtlüğü söyle:

Sararken alnımı yokluğun tacı

Gönülden silindi neş’eyle, acı

Kalbe muhabbette buldum ilâcı

Ben de müridinim işte Mevlâna”

 

Mevlânâ Güldestesi, Feyzi Halıcı - Bahar Gökfiliz, trs., s. 3-5

 

Ramazan Topoğlu | 17/12/2013

3 Yorum | 5009 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Nur Ulusoy 17/12/2013 22:53

Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı Hangi hasta gönüllüyü kasd ediyorsun etme Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme   Mevlana Celaleddin Rumi

Yasemin Demir 17/12/2013 22:34

Mevlana'dan... İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye, bu âlem yok değildir. *** İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir. Göz ise ancak gerçek dostu görendir. *** İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır. *** Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır. *** Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. *** Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları, tilkiyle aslanın sesi gibi meydandadır. *** Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın. *** Fikir ona derler ki bir yol açsın, Yol ona derler ki bir gerçeğe ulaşsın. *** Herkes güneşi görebilseydi, güneşin ışıklarına delalet eden yıldızlara ne ihtiyaç vardı? Mevlana oğluna der ki... "Bahaeddin! Eğer daima cennette olmak istersen,herkesle dost ol,hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma. Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma. Merhem ve mum gibi ol.İğne gibi olma. Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen, Fena söyleyici, Fena öğretici, Fena düşünceli olma. Çünkü bir adamı dostlukla anarsan,daima sevinç içinde olursun.İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir. Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan,daima üzüntü içinde olursun.İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir. Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi,çiçeklenir,gül ve fesleğenlerle dolar. Düşmanları andığın vakit,için dikenler ve yılanlarla dolar,canın sıkılır,içine pejmürdelik gelir. Bütün peygamberler ve veliler böyle yaptılar,içlerindeki karakteri dışarı vurdular. Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular." Senin düşmanını sevmeni,düşmanında seni sevmesini iste,kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle,o düşman senin dostun olur.Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi,dilden de gönüle yol vardır.

vedat dündar 17/12/2013 19:55

MEVLANA'DAN ÖZLÜ SÖZLER.............................................................. *Mevlana derki ;Ramazan Topoğlu'nun dileğini kıracağına,Oturda kendi kafanı kır...................................................................................... Bu vesileyle Mevlana'nın özlü sözlerine bir bakarsak............................ Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol Şu toprağa sevgiden başka bir tohum ekmeyiz Şu tertemiz tarlaya başka bir tohum ekmeyiz biz… “Topraktan biten güller solar gider, gönülden biten güller daimidir” - Ayıpsız dost arayan , dostsuz kalır.. ** Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründügün gibi ol. ** Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok. ** Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir. ** Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır. ** Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir, helvadır. ** Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç? ** Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır. ** Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir. ** Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner? ** Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar. ** Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir. ** Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü . ** Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir. ** Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının. ** Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok. ** Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer. ** Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder. ** Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir. ** Oruç tutmak güçtür, çetindir ama Allah`ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir. ** Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp ker*** yapman gerek. ** Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır. ** Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır. ** Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler? ** Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese? ** Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler . ** Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır. ** Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de. ** İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. ** A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme. ** O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme . ** Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra. ** Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin. ** Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Yasemin Demir
yeşil çam sokağındakiler...
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Metin Soydeveli
Eski Akşam
Teşekkürler efendim. o dili kurabilmek öyle zor...
(Metin Soydeveli tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
La minörlü Telaffuz............
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Bana Mı Danıştın
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
TADI BOZULDU
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
SANA SIĞINDIM.....
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Zindan Bahçesi
  güne yakışan bir ç...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Düş Gücü Ülkemde
 güne yakışan bir çalışmayd...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Nilüfer Sarp
AŞKIN BEYAZI
teşekkür ederim zekai budak hocam. sevgi, say...
(Nilüfer Sarp tarafından)
Devamı
Nilüfer Sarp
DÜŞLEDİĞİM HAYALLER
teşekkürler sevgili yasemin ve Şiir zamanı. ...
(Nilüfer Sarp tarafından)
Devamı
Nilüfer Sarp
DÜŞLEDİĞİM HAYALLER
teşekkür ederim zekai budak hocam. sevgi ve ...
(Nilüfer Sarp tarafından)
Devamı
Nilüfer Sarp
DÜŞLEDİĞİM HAYALLER
yorum için teşekkürler. selamlar. ...
(Nilüfer Sarp tarafından)
Devamı
Nilüfer Sarp
DÜŞLEDİĞİM HAYALLER
teşekkür ederim ahmet kardeşım. sevgilerim...
(Nilüfer Sarp tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
Kaç Metre Olmalı Son Siyah İplik Makarası?
Vedat dündar  bey , makara üzerine ilk yaza...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Ümit  Zeki Soyuduru
AHLAR YANAR AHIMA
Şiir zamanı ailesine ve şahsınıza çok teşek...
(Ümit Zeki Soyuduru tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
Eski Akşam
Tasvir, betimleme , kelimelerle resim yapabilme ye...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Bana Mı Danıştın
hiç yormayan bir kafiye düzeni ile gelmiş ahe...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
DİLEK AĞACI......
bazen ötekiyi, cismani var sayar, kendimiz gibi...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
YANDIGIM KADIN
farklı tasvir kullanma cesaretini kutlamak gere...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
İçinde Ayrılık Geçmeyen Şeyler.............
Sevdanın teör (şiddet) kipi gibi, tasvirlerin a...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı

Linkler