Şiir zamanı yaz akşamlarından güzel şiir dolu günler,esenlikler diler... (20/06/2019 17:17)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Küçük İskender'in Büyük İskender'liğe Terfisi [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER:VAYA CON DİOS [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır.
    Mirabeau

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 5 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

İnönü-Mevhibe Hanım Mektupları

Mevhibe  Hanım İle İsmet İnönü Kurtuluş Günlerinden Cumhuriyete hep gönül birliği içinde yaşadılar.

 

Değerli Şiir Zamanı Ailesi,

Aşağıdaki çalışmalar laf ola  torba dola diye değil, İnönü'nün Anıtkabir'de Atatürk ile 44 yıldır sonsuz sükûnetlerinde birlikte o tepede bekleyişlerini anmak için derlenmiştir. 

Kurtuluş savaşının kahramanlarından İnönü'ye değerbilirlik konusunda nankörlük edildiğini düşünüyorum. Yok Atatürk ile  arası bozulmuş, kardeşler arasında bile düşünce ayrılıkları çıkmıyor mu? Yok İkinci Dünya Savaşı'nda ekmeği karneye bağlamış. Ben on tane ekmek stoklayıp, sen ekmeksiz mi kalmalıydın? Yok asker için tarlalardan buğday istenilmiş, hani biz milliyetçiydik, zor günlerde paylaşmasını severdik. Geçelim bu bencil düşünce ilkelliklerini.


Atatürk ile İnönü Kuruluş ve Kurlutuş yıllarının iki devlet adamı. Güçlü kararlı kişilikleri yanı sıra duygulu ve sanat sever şahsiyetlerdi.  Atatürk hayatı boyunca, resmi kayıtlara göre 3 bin 997 kitap okumuş. Ve her ikisinin de kalemi çok güçlüydü. Atatürk ile İnönü'nün kütüphanesinde  üç aşağı beş yukarı beş bin kitap kayıtlı olduğu bilinmektedir. 

İnönü'nün ölüm yıl dönümü dolayısıyla ve her zaman tarihçiler ve tarih siteleri O'nun  tarihi kişiliğini yeterince anlatacaklardır. 

Biz Şiir Zamanı olarak edebi değeri yüksek olan İnönü ile Mevhibe hanımın karşılıklı sevgisini/aşkını anlatan mektuplara yer vermek istiyoruz. Bu yolla da bu İnönü ile Mevhibe hanımı anmayı gerçekleştirmiş olalım.

İnönü mektuplarını genellikle cephelerden, vazifeli gittiği yerlerden yazmıştır. 

 

 

İşte cephelerden gönderilen bir İnönü Mektubu

 

Allah’ın Bana İhsanı Olan Sevgilim, 

Neredesin? İnsaf et, şimdiye kadar postaya benim için bir kelime, bir teselli, bir selam bırakmadın mı? Ben sürekli feryat ediyorum. Hep seni arıyorum. Benim kıymetli, bir tanecik sevgilim… Bir tek kelimeni alsam, “sıhhatteyim, rahattayım” dediğini okusam, en büyük saadetime nail olacağım.

Uzat dudaklarını ruhum…. Yanaklarını uzat…. Benim nurum ve saadetim olan o imsek yuvalarından ruhumun bütün hasretiyle öpeyim. Aklımda, hayallerimde yalnız sen varsın. Bütün varlığımı sen dolduruyorsun, meleğim. Uçsana… Cenabıhak seni daima başımın ucunda bulunasın diye yarattı. Neden uçup başımın üstüne konmuyorsun?"

Evlendiklerinin 21. gününde İsmet İnönü cehheye gitti.

 

Mevhibe Hanımın mektubu:

Bu mektubun yerine ah ne olur, ben gitmiş olsaydım.

Emin ol, gürmüş olsaydınız, katiyyen, zerre kadar kalbime korku, tereddüt gelmiyor. Bilakis koşa koşa uçarak gitmek, size kavuşmak istiyorum. Sizi daima memnun ve mesut görmek istiyorum. Gece gündüz Cenabıhak’tan gözyaşlarımla afiyetini ve muzafferiyetini temenni ediyorum.



İsmet İnönü'nün Mevhibe Hanımı yazdığı bir başka mektup:

 

Ruhum Mevhibeciğim,

 Mektubunu alıyorum. Dünyalar benim oluyor. İçinde bulunduğum müşkül işler senin mektuplarınla kolay oluyor. Rica ederim, benim yazdıklarıma bakmadan sen çok ve pek sık yaz. Sıhhat ve hayatım pekiyidir. Senin kemal-i sıhhat ve inşirahından başka bir şey düşünmüyorum.

 Piyano dersini alaturka ve alafranga diye üzülüp duruyorsun. Nasıl kolayına geliyorsa öyle öğren. Fakat sık sık değiştirme ki vakit beyhude geçmesin. Ben alafranga öğrenesin fikrindeyim. Maahaza nasıl devam ediyorsan öyle kalsın. İnşallah hepsini öğrenirsin.

 Sigara, çikolata, badem şekeri gibi hediyelerini aldım. Fevkalade makbule geçti. Her şeyin yok olduğu bir dağ başında elime geçti. Bilsen sana ne kadar dua ettim.

 Cenabı Hak seni bana, beni sana bağışlasın ruhum iki gözüm. Kalbimin iştiyak tahammülsüzlüğü ile seni bağrıma basar gözlerinden, nur saçan gözlerinden öperim. Benim sebeb-i saadetim Mevhibem." 

 

 

Nebil Özgentürk  “Sanatımızın Hatıra Defteri” isimli belgesell programınına ilişkin Aslı BORA aşağıdaki yazıyı kaleme almıştı. Umarız kendilerini de başka edebi mekanda paylaşılmasından sevinç duyacaklardır:

 

Sanatımızın Hatıra Defteri'nden: İsmet Paşa'nın Çellosu...


“Çello çalmayı en çok arzu ederim.İnsan sesine o kadar yakındır ki!”
                                                                        İsmet İnönü *

Bazı isimler vardır tarih kitaplarında okuduğumuz, kahramanlıklarıyla övündüğümüz, siyah beyaz görüntülerde izlemeye alıştığımız, büyük işler yaptığını bildiğimiz…Böyle güçlü kişiliklerden biridir İsmet İnönü hem Türkiye hem de dünya tarihi için.  Garp Cephesi’ndeki başarılarıyla göğsümüz kabarır; Churchill’i hazır cevaplılığıyla alt etmişliğine kahkahalarla eşlik ederiz…Klasik müzik sevdiğini de duymuşuzdur da tarih geleneğimiz askeri ve siyasi yaşamı anlatmayı uygun bulduğundan bu konuyla pek alakadar olamamışızdır. 
  
Yemen Çölleri’nde Klasik Müzik…


Aslında İsmet Paşa’nın klasik müziğe duyduğu ilgi gençlik yıllarına dayanıyordu. Yemen’de genç bir askerken bir Fransız demiryolu şirketinden kalan taş plaklarda duymuştu Beethoven’ın, Vivaldi’nin, Handel’in çok sesli müziğini. İlk karşılaştığı andan itibaren bağlanmıştı klasiklere genç Osmanlı subayı.

Başta eşi Mevhibe hanım olmak üzere herkesi klasik müziğe karşı heveslendirmeye çalışmıştı.  Hatta Mevhibe hanımı teşvik etmek için ona bir piyano bile hediye etmişti. Önceleri cephelerden desteklediği klasik müzik faaliyetlerini başbakanlığı döneminde bu sefer yurt geneline yaymaya çabaladı.

Artık dış temsilciliklerden köy enstitülerine kadar klasik müzik en önemli uğraş alanlarından birini oluşturuyordu. Zaman geldi Nazi zulmünden kaçan müzik adamlarına da imkan sağladı, zaman geldi mali yetersizlikler nedeniyle eğitim alamayan yetenekli çocukları yurt dışına eğitime gönderen yasanın çıkmasını da olanaklı kıldı. Görevi gereği gittiği yurt dışı seyahatlerinde de opera ve klasik müzik konserlerine mutlaka fırsat yaratıyor ve gözlemlediği yenilikleri Türkiye’deki yetkililere üslubunca aktarıyordu. 

                        

İsmet Paşa’nın koltuğu…


Ankara’da geçirdiği yıllar boyunca zamanı elverdiğince bütün temsillerin baş misafiriydi. Yemen Cephesi’nden işitme duyusunu büyük ölçüde yitirmiş halde dönmesine rağmen klasik müzik tutkusundan kopmamıştı.

Bu nedenle Ankara’daki konser salonunda kendisi için yapılmış, hoparlörlü bir koltuğu bile bulunuyordu. Bu koltuk uzun yıllar Paşa’ya hizmet etti ta ki iktidarıbir başka parti ele geçirene kadar. İktidar değişince koltuğu kaldırdılar..

Hiç şüphesiz bu durum İsmet Paşa’yı oldukça üzecek hadiselerden biriydi. Yoksa bir konser koltuğuyla hükumetin ne alıp veremediği olabilirdi ki! Elbette bu tip girişimler Paşa’yı klasik müzik takibinden alıkoyamamıştı. O kadar ki ölümünden birkaç hafta önce hasta yatağından kalkıp yine bir klasik müzik konserinin yolunu tutmuştu! Böylesi bir tutkuydu işte onunki!


                  

İsmet Paşa’nın Çello’su…

Bir ömür boyu süren siyasi yaşamında sadece 1937 sonbaharından 1938 sonbaharına kadar olan süreyi kapsayan bir dönemde “boş vakti” olabilmişti. Bu da Atatürk’le düştüğü bir anlaşmazlık sonucu başbakanlık görevinden istifa ettiği dönemdi. İşte bu süre zarfında en büyük hayallerinden birinin peşine düştü. Derhal bir çello aldı ve tanıdığı hocalardan dersler almaya başladı. Hatta işitmeyen kulaklarına uygun bir ayar bile yapılmıştı çelloya.  Pembe köşkte İsmet  Paşa’nın ahenkli sesler çıkartmaya çabaladığı çellosu duyuluyordu artık!
                                          
“İsmet Paşa çello çalmayı ne kadar ilerletebildi?” sorusu bir muammadır ama bu konuda gerçekten istekli olduğu açıktır. Sanata karşı olan sevgisini tabana yaymak isteyen ve bu doğrultuda reformlar yapan nadir devlet adamlarımızdandır. Muhtemelen de çello çalmaya niyetlenen tek devlet adamıdır. Bu nedenle de benim gözümde en iyi çellistten daha iyidir!


Nebil Özgentürk’ten Sanatımızın Hatıra Defteri…
Yukarıdaki müthiş hikayeye Nebil Özgentürk’ün hazırlayıp sunduğu “Sanatımızın Hatıra Defteri” isimli belgesel programda rastladım. Nebil Özgentürk, çocukluğumun “Bir Yudum İnsan”ını yapardı tekrarlarını bile keyifle takip ederdim. Şimdi Özgentürk “Sanatımızın Hatıra Defteri” ile izleyicilerini bir kez daha ekrana tabiri caizse “kitliyor”. Programda sanat ve kültür tarihimizin sisler altında kalmış olayları ve kişilikleri yeniden hayat buluyor. Ünlü sanatçıların canlandırmalarıyla da gerçekten farklı bir duygu yaşıyorsunuz. İsmet İnönü’yü canlandıran oyuncu Ayberk Atilla’ya ve programda emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ediyor; gelecek programları da merakla beklediğimi eklemek istiyorum.  

Meraklısına Not: Sanatımızın Hatıra Defteri’ni TV sever sevmez herkese tavsiye etmek boynumun borcudur! Televizyon bazen çok güzel bir alet J

*Sanatımızın Hatıra Defteri isimli programdan alınmıştır ASLI BORA   

 

 İnönülerin Pembe Küşkü Şimdi Bir Sanat Müzesi:

İnönü ailesi 48 yıl Ankara'daki Pembe Köşkte yaşadılar. Bu ev Ulusal Bayramlarda ziyaretçilere açılıyor. Tüm Şiir Zamanı üyelerine duyurulur. 

 


Bir ulusal bayramda kızım Gizem Gökşen ile Pembe Köşk Ziyareti. Resimde görülen İnönü'nün kızı Özden Toker Kızım Gizem Gökşen'in masa başında oturduğu sandalyenin Atatürk'ün Pembe Köşk ziyaretlerinde oturduğu sandalye olduğunu söyledi. Atatürk dışında İsmet İnönü bu sandalyede otururmuş. Masanın üstündeki gelin damat oyuncağı Gizem Gökşen'e ait. Özden Hanım'a "Atatürk ile İnönü'nün oturduğu bu koltuğa ben de oturayım" demiştim. Fakat çektirdiğim o fotoğrafı kaybettim. 

 

 

Pembe Köşke ziyarete gittiğimiz yıl Atatürk'ün manevi kızı ilk bayan pilot Sabiha Gökçen hayatta idi.  Soylu bir kadındı. Çok şıktı. "Kim bilir bu evde hep birlikte ne hatıralarınız vardır" diye sorduğumuzda sadece başını sallayıp "aaaah ah.." demişti. 

 Hayatını dürüstçe, kahramanca bu ülkeye adamış devlet adamlarımızı ve İnönü'yü rahmetle anarız. Ramazan TOPOĞLU/Şiir Zamanı


 

Ramazan Topoğlu | 25/12/2013

3 Yorum | 9732 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Nesrin Erdogmus 26/12/2013 20:21

İnsanın aşk mektubu yazası geliyor. Devlet büyüğümüze, ülkenin ikinci kahramanına edebi tarzla gösteilen vefa için teşekkürler efendim

Yasemin Demir 26/12/2013 15:43

Bazı çalışmalara hangi yorumu yazarsanız yazın yetersiz kalır Yayın yönetmenimizin engin bilgi ve bunu sunuş şekli okadar takdire şayan ki bizler sadece okuyup kalıyoruz teşekkürler emeğe ....çok güzel bir çalışma okudum ben ayrıca face te de paylaştım :)

vedat dündar 26/12/2013 12:25

"Değerli Şiir Zamanı Ailesi, Aşağıdaki çalışmalar torba dolsun diye değil sizler için derlenmiştir.:) " Siz bakmayın cümlenin sonunda ki(:)), gülen yüz şakasına....Bu cümle şaka yapmak için kurulmadı...O gülen yüz de, Şakanın vurgusu olarak konmadı oraya....Burada ki çok ince sitem , (G) harfinin üstünde ki yumuşatmadan başka bir şey değildir....Evet Topoğlu'nun hepimize büyük emeklerle yansıttığı bu tür bilgiler, bize nostaljik köprüler olarak uzanmaktadır...Yani gerçekten"Torba dolsun diye" değil.....Şimdi bu yazıyı okurken Türkiye'nin ikinci adamının sanatsal ve duygusal sofrasına misafir oluyoruz...Bu durum En az bir şiir yazmak ve o şiiri asmak dan çok daha önemli bir sanatsal yapıttır...Çünkü bilinenleri ve az bilinenleri derlemek de sanatsal bir yapıdır....İnönü'nün ve değerli eşinin mektupları duygularımızı körükledi...Bunu bazen bir şiir veremez....Bu tür çalışmalarıyla Topoğlu'na ne kadar teşekkür etsek azdır....Saygılarımla

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Ahmet  Zeytinci
BİLDİĞİN YOLDAN ŞAŞMA
doğru yol her zaman kazandırır kişiye... kut...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
AK GELİN
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Resmini Çizdim
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
//*EKSİK ŞARKI...
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Bir Masal Yazdım Bize
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Bilgisayarın Tuşları
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Ayrı Yazılır Hoşça Kal
ayrı yazılsa da hoşça kal yine de hüz...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Tahir GÖRENLİ
BAYRAM TADINDA
Şiir zamanı ailesine yönetim kuruluna ve ramaza...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Hayat Sahnesinde Rolüm Kalmadı
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
19 Ağustos 1999
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Bir Masal Gecesinde
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
BAYRAM TADINDA
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Hayat Sahnesinde Rolüm Kalmadı
Tüm olumsuzluklara karşın yaşamak güzel şey ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
BAYRAM TADINDA
Bayram tadında bir şiir. sağlıcakla kalın. ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Bir Masal Gecesinde
Tatlı bir yolculuk gönlünüze sağlık afet han...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
19 Ağustos 1999
Ne güzel anlatılmış  bir türkiye gerçe...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
***** GİZLİ ******
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
* Aziz *
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
AKLIMIZIN YÜKÜ
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
// *ÇİLE RESİTALİ...
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı

Linkler