Şiir zamanı yaz akşamlarından güzel şiir dolu günler,esenlikler diler... (20/06/2019 17:17)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Küçük İskender'in Büyük İskender'liğe Terfisi [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER:VAYA CON DİOS [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Adalet topaldır, ağır ağır yürür, fakat gideceği yere er geç varır.
    Mirabeau

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 5 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

YAĞMUR KUMANYASI

Zifiri karanlığı delip geçiyor gölgelerimiz. Ayak seslerimizi kendimiz de duymuyoruz, birbirimizin ensesinde nefeslerimiz. Gözlerimiz bu yabancı yerde sığınacak bir liman arıyor. Korkular ayyuka çıkmış ve şahlanmış açlığımız. Bir kuytuya atıyoruz knendimizi. Ellerimizde az önce fırından çaldığımız taze ekmekler. Kokusu dağlıyor genzimizi. Önce üşüyen ellerimizi ısıtıyoruz ekmeğin sıcaklığında, sonra midemizi. Kelimeler kısıtlı. 'Hadi' diyor Karabasan. 'Acele edin biraz, çabuk yiyin çıkalım buradan biran önce' 

 

Midemizde düğün halayı çekiliyor. Bir sigarayı üçe bölüyoruz. Halay sırası ciğerlerde... Ceketinin kolunu yukarı doğru çekiyor Karabasan, saatine bakıyor. 'Vakit doldu' diyor. 'Vakit doldu'... Yüzümüze bir garip bakıyor. Bu bakışı tanıyor muyum diye sorguluyorum hafızamı. Bu bakışı tanıyorum. Bu bakışı tanıyoruz...! Yan yana sokağın başına doğru ilerliyoruz. Dizlerimin titrediğini hissediyorum. Ellerim uyuşuyor. Ovuşturuyorum. Astarı yırtık paltomun ceplerie sokuyorum ellerimi. Karabasan yüzümüze bakıyor, gözleri bir lavı andırıyor. 'Yamuk yapanı çizerim' diyor. 'Kalkın hadi, keyif sırası bitti... Herkes görevini biliyor değil mi?' diyor bana bakarak. Hafifçe sallıyorum başımı. Baruta dönüyor, o da gözlerini kaçırarak 'evet' diyor... 

 

Uzun duvarlı bir evin önünde duruyoruz. Karabasan etrafa göz gezdiriyor. Soğuktan gırtlağımız bile donuyor. Nefesimiz ellerimizi ısıtmaya yetmiyor. Karabasan yerden kar alıyor. Ellerini iyice ıslatıyor. Ensesine sürüyor ve kalanını ağzına atıyor. 'Başlıyoruz' diyor... 

 

Duvara yaklaşıyoruz, Barut eğiliyor, üzerine basıp duvara çıkıyorum. Karabasan da çıkıyor. Barut'u kollarından çekip alıyoruz yanımıza. Bir kaç dakika bahçeyi izliyoruz. Duvara yüzümüzü dönüp ayaklarımızı aşağı doğru salıyoruz, yavaşça iniyoruz bahçeye. Adımlar sessiz, adımlar ürkek... Barutla göz göze gelmemeye çalışıyoruz. Karabasan önden gidiyor. Elinde ufak bir fener. Giriş kapısına yaklaşıyoruz. Gözlerimiz pencerelerde, gözlerimiz bahçede, gözlerimiz her yerde... Kapı kilitli. Karabasan arkaya dolanacağımızı işaret ediyor. Mutfak penceresi biraz zorlamayla serbeste çıkıyor. Pencereden gıcırtılar yükseliyor. Aralığından dalıyoruz içeri... Mutfaktan oturma odasına ve yatak odasına gideceğimiz planımıza dahil. Herkes fenerini çıkarıyor. Odalara dağılıyoruz. Yatak odasına sessizce süzülüyorum. Kalbim ağzımda atıyor. Ellerimin titrediğini yere tuttuğum fenerden anlıyorum. Işık ürkek... Yatak odasının kapısının önünde kar maskemi kaldırıyorum, nefesimi tazeliyorum ve açıyorum kapıyı usulca. Yaşlı kadın uykusunun en güzel yerinde. Kınalı saçları yastığına dağılmış. Bir ayağı yorganın dışında. Bilekleri tombul. Çok sevimli geliyor gözüme. Anneannemi anımsıyorum gözlerimi demirlediğim ayak bileklerinde... Bir şeyler akıp gidiyor derinlerime... İçeriden gelen tıkırtılarla kendime geliyorum. Feneri mümkün olduğunca yakmadan, aklımda kaldığı kadarıyla çekmecenin yolunu kestirmeye çalışıyorum. Komodinin üzerinde çerçeveli bir kaç resim olduğunu fark ettiğimden, çarpmamak için oradan dikkatli geçiyorum. Yan tarafındaki çekmeceleri eşeliyorum. Bir miktar para ve üç tane bilezik çekmecede duruyor. Bir kaç resimde burada saklı. Resimde sarı t-shirtlü küçük bir kız çocuğu ilişiyor gözüme. Kısa bir duraksamadan sonra, çerçeveli küçük resmi elime alıyorum. Kapının oraya doğru gidip, arkamı yaşlı kadına dönüyorum. Işığı resmin üzerinde gezdiriyorum. Işığın her değdiği yer, göz yaşlarıma gebe. Nefesim hızlanıyor. Göz yaşlarıma hakim olamıyorum. Yaşlı kadına dönüyorum, son kez bakıyorum. Resmi alıyorum sadece yanıma. Çıkıyorum odadan. Hafif bir ses tonuyla sesleniyorum; 'Kadın uyandı'. Herkes elindekileri bırakıyor, panik halinde mutfağa yöneliyoruz. Aralık pencereden bir bir çıkıyoruz, atıyoruz bir solukta kendimizi dışarı. Evden yeterince uzaklaşınca, Karabasan ensemden yakalıyor. 'Ne oldu len?' 'Abi kadın uyandı'. 'Gördümü seni?' 'Yok görmedi yere saklandım, sesi kesilince çıktım odadan'... 'Beyler olmadı, bu hiç olmadı.Biliyorsunuz değil mi?'. Cevap vermiyoruz, ekmekleri yediğimiz yere geliyoruz. Çöküyorum dizlerimin üstüne. Kendimi yıllardır komada yatan ve biranda uyanan bir hasta gibi hissediyorum. Halsiz kalıyorum. Aklım resimde... 'Yarın işe devam, uyuyun şimdi' diyor Karabasan. Barut yanıma doğru sokuluyor. 'Ne oldu sana' Gömleğimin cebinden resmi çıkarıyorum. Uzatıyorum. Barutun gözleri yuvalarından fırlıyor. Karabasan’a dönüyor, onun duyamayacağı şekilde 'pislik herif' diyor. İkimiz de başımızı duvara yaslıyoruz. Gözlerimiz aynı günü hayal ediyor kuşkusuz. Küçük kızı Karabasanın elinden aldığımız anı. Onun cansız minik bedeninde, tüm çiçeklerin solduğunu görüyorum. İçimdeki öfke taşıyor. Neden burada olduğumu soruyorum kendime. Göz yaşlarım üşüyen yanaklarımı ıslatarak süzülüyor. Böyle olmamalıydı diyorum. Böyle olmayacaktı. Öyle demişti...! Babamın tokatlarının bile, o günden sıcak olduğunu anımsıyorum. Küçük kızın cansız bedenin başında, zevkten dört köşe sigara içen Karabasan’ın o anından sıcaktı babamın bütün tokatları. Titriyor bütün bedenim. Sarsılıyorum. Barutla tek kelime etmiyoruz. Öfkem göz yaşlarımda patlıyor... 

 

Şafak sökerken, usulca bir yağmur selamlıyor bizi. Karabasan uyanıyor. Gözlerini ovalarken daha, nasıl bir günah işlesem diye düşünüyor. Ayağa kalkıyorum, Karabasan’ın yanına doğru yaklaşıyorum. 'Bitti' diyorum. 'Benden bu kadar.’ Hemen toparlanıp ayağa kalkıyor. İki eliyle boğazıma yapışıyor. O hepimizden güçlü. Çiviliyor beni duvara adeta. 'Öldürürüm seni' diyor. 'Öldürürüm'... Kurtuluyorum elinden. Barutla birlikte çöküyoruz üzerine doğru. Bıçağını çıkarıyor Barut. Yüzünde gezdiriyor bıçağın ucunu. 'Biz evden kaçarken, yeni bir hayat kurmayı, dayağın olmadığı bir hayat kurmayı planlıyorduk. Sen bizi katil de yaptın, hırsız da. Ama hiçbir şey senin ciğerini sökmek kadar huzur vermeyecek bana. Küçük kız değil sen ölmeliydin... Öleceksin...!' 

 

 

Kaçıyoruz sabahladığımız yerden. Karabasan yanımızda olmadan. Herkes kendine söz veriyor, bundan sonra kumanyamız yağmur da olsa, önce insan olacağız diye. Ve siliniyor emniyetten iki tane kayıp ilanı... 

 

 

burcucelepikibinsekiz

 

Burcu CELEP | 28/12/2013

6 Yorum | 972 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Burcu CELEP 28/12/2013 19:08

Ve bile isteye en sona bıraktığım Yasemin Hanım; sizinde Yağmur' a aşık olduğunuzu düşündüm.. Hemen her yazımda kullandığım bu duru güzellikten asla vazgeçemiyorum.. Hemen bir cümleye iliştiriveriyorum.. Çok teşekkür ederim efendim. Saygılarımla..

Burcu CELEP 28/12/2013 19:04

Ayşe Hanım; güzel yüreğinizin güzel görüşlerine sonsuz teşekkürlerimle. Hoş bulduk efendim..

Burcu CELEP 28/12/2013 19:03

Ramazan Bey; ne diyeceğimi nereden başlayacağımı bilemedim. İnanın.. Bundan beş sene önce henüz 21 yaşındayken yazmış olduğum, beni yazın hayatına atayan ilk öykümdür ve yeri ben de apayrıdır YAĞMUR KUMANYASI' nın. Nasıl duygu seline kapıldım bir çırpıda okudum yazdıklarınızı bilemezsiniz. Ben hala yolun en başında olduğumu ve hala yazdıklarımın 'Burcu'nun acemi işleri' olduğunu belirtmek isterim. Söylediğiniz her cümle kulağıma küpe, başıma taçtır. Çok teşekkür ederim güzel yorumlarınıza. Sevgiyle her dem..

Burcu CELEP 28/12/2013 18:55

İbrahim Bey; 'gardaş' kelimesini çok severim. :) Başta bunu söylemek isterim. Akabinde de hikayeme yorumunuzla renk kattığınızı belirtmek isterim. Teşekkür ederim. Saygılar efendim.

İbrahim Çelikli 28/12/2013 09:39

hayat kendinden emin olanlar için geriden gelen korkular değil tyarınların bilinmezliğinden sevdikleri adına korkular taşır elde değildir telaşlanmamak acabalar içinde uykunun bölünmesi insanız nihayet "asude olam dersen gelme cihane" demişler çok ötelerden.. yazar etraflıca yazarken hedef görmezden gelinerek okuyucuya hissettirmek bulmacayı çözdürmek istemiş tebrikler gardaş

Yasemin Demir 28/12/2013 00:37

Bir yazı yağmur derde Yağmur zamanı orada olmazmı bu kalemi çok seveceğiz belliki ne güzeldi ...

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
AK GELİN
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Resmini Çizdim
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
//*EKSİK ŞARKI...
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Bir Masal Yazdım Bize
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Sevim Yakıcı (Almila Kargülü)
Bilgisayarın Tuşları
 gÜnÜn seÇkİsİne ve deĞerlİ kaleme ...
(Sevim Yakıcı (Almila Kargülü) tarafından)
Devamı
Ahmet  Zeytinci
Ayrı Yazılır Hoşça Kal
ayrı yazılsa da hoşça kal yine de hüz...
(Ahmet Zeytinci tarafından)
Devamı
Tahir GÖRENLİ
BAYRAM TADINDA
Şiir zamanı ailesine yönetim kuruluna ve ramaza...
(Tahir GÖRENLİ tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Hayat Sahnesinde Rolüm Kalmadı
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
19 Ağustos 1999
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Bir Masal Gecesinde
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
BAYRAM TADINDA
...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Hayat Sahnesinde Rolüm Kalmadı
Tüm olumsuzluklara karşın yaşamak güzel şey ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
BAYRAM TADINDA
Bayram tadında bir şiir. sağlıcakla kalın. ...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
Bir Masal Gecesinde
Tatlı bir yolculuk gönlünüze sağlık afet han...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Ramazan Efe
19 Ağustos 1999
Ne güzel anlatılmış  bir türkiye gerçe...
(Ramazan Efe tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
***** GİZLİ ******
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
* Aziz *
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
AKLIMIZIN YÜKÜ
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
// *ÇİLE RESİTALİ...
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Hâl Beyanı
güne yakışan bir çalışmaydı bir hafta bo...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı

Linkler