Yasemin ile Yağmur Zamanı 21.30'da başlıyor. 2020 yaklaşırken yağdı da bir yağmur esintisinde gökkuşağına tırmanarak aydededen tanecikler yağdırıyor. Kapatın şem-si-ye-le-ri-ni-zi ıslanmaya hazır olun¹ (13/12/2019 22:37) | Şiir zamanı 6 yaşında ilkelerinden ödün vermeden güçlü kadrosu ve güzel yürekleri ile altı koca yıl el ele gönül gönüle idik nice 6 YILLARA HEP BİRLİKTE .... (10/10/2019 23:10) | Şiir zamanı şiir dolu güzel günler diler ... (06/10/2019 00:46)


Duyuru

Cahit Sıtkı ile Dante ve Ömrün Yarısı [Devamı]

Bilgi Yayınevi'nden İlk baskılarına sadık kalınarak hazırlanan Sabahattin Ali kitapları [Devamı]

Nazım Hikmet: Davet [Devamı]

Ethen Warwick, Villiam Godwvard ve Cortazar [Devamı]

GEÇMİŞTEN ESİNTİLER: NİLÜFER  [Devamı]

Hoşgeldiniz

Özlü Sözler

    Karanlıktan korkan bir çocuğu kolaylıkla affedebiliriz. Hayattaki gerçek trajedi yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır.
    Eflatun

Çevrimiçi Üyeler

Yakın zamanda sitemizde 154 üye çevrimiçi oldu.
Üyeleri görebilmek için, üye girişi yapmanız gerekmektedir.

YAĞMUR KUMANYASI

Zifiri karanlığı delip geçiyor gölgelerimiz. Ayak seslerimizi kendimiz de duymuyoruz, birbirimizin ensesinde nefeslerimiz. Gözlerimiz bu yabancı yerde sığınacak bir liman arıyor. Korkular ayyuka çıkmış ve şahlanmış açlığımız. Bir kuytuya atıyoruz knendimizi. Ellerimizde az önce fırından çaldığımız taze ekmekler. Kokusu dağlıyor genzimizi. Önce üşüyen ellerimizi ısıtıyoruz ekmeğin sıcaklığında, sonra midemizi. Kelimeler kısıtlı. 'Hadi' diyor Karabasan. 'Acele edin biraz, çabuk yiyin çıkalım buradan biran önce' 

 

Midemizde düğün halayı çekiliyor. Bir sigarayı üçe bölüyoruz. Halay sırası ciğerlerde... Ceketinin kolunu yukarı doğru çekiyor Karabasan, saatine bakıyor. 'Vakit doldu' diyor. 'Vakit doldu'... Yüzümüze bir garip bakıyor. Bu bakışı tanıyor muyum diye sorguluyorum hafızamı. Bu bakışı tanıyorum. Bu bakışı tanıyoruz...! Yan yana sokağın başına doğru ilerliyoruz. Dizlerimin titrediğini hissediyorum. Ellerim uyuşuyor. Ovuşturuyorum. Astarı yırtık paltomun ceplerie sokuyorum ellerimi. Karabasan yüzümüze bakıyor, gözleri bir lavı andırıyor. 'Yamuk yapanı çizerim' diyor. 'Kalkın hadi, keyif sırası bitti... Herkes görevini biliyor değil mi?' diyor bana bakarak. Hafifçe sallıyorum başımı. Baruta dönüyor, o da gözlerini kaçırarak 'evet' diyor... 

 

Uzun duvarlı bir evin önünde duruyoruz. Karabasan etrafa göz gezdiriyor. Soğuktan gırtlağımız bile donuyor. Nefesimiz ellerimizi ısıtmaya yetmiyor. Karabasan yerden kar alıyor. Ellerini iyice ıslatıyor. Ensesine sürüyor ve kalanını ağzına atıyor. 'Başlıyoruz' diyor... 

 

Duvara yaklaşıyoruz, Barut eğiliyor, üzerine basıp duvara çıkıyorum. Karabasan da çıkıyor. Barut'u kollarından çekip alıyoruz yanımıza. Bir kaç dakika bahçeyi izliyoruz. Duvara yüzümüzü dönüp ayaklarımızı aşağı doğru salıyoruz, yavaşça iniyoruz bahçeye. Adımlar sessiz, adımlar ürkek... Barutla göz göze gelmemeye çalışıyoruz. Karabasan önden gidiyor. Elinde ufak bir fener. Giriş kapısına yaklaşıyoruz. Gözlerimiz pencerelerde, gözlerimiz bahçede, gözlerimiz her yerde... Kapı kilitli. Karabasan arkaya dolanacağımızı işaret ediyor. Mutfak penceresi biraz zorlamayla serbeste çıkıyor. Pencereden gıcırtılar yükseliyor. Aralığından dalıyoruz içeri... Mutfaktan oturma odasına ve yatak odasına gideceğimiz planımıza dahil. Herkes fenerini çıkarıyor. Odalara dağılıyoruz. Yatak odasına sessizce süzülüyorum. Kalbim ağzımda atıyor. Ellerimin titrediğini yere tuttuğum fenerden anlıyorum. Işık ürkek... Yatak odasının kapısının önünde kar maskemi kaldırıyorum, nefesimi tazeliyorum ve açıyorum kapıyı usulca. Yaşlı kadın uykusunun en güzel yerinde. Kınalı saçları yastığına dağılmış. Bir ayağı yorganın dışında. Bilekleri tombul. Çok sevimli geliyor gözüme. Anneannemi anımsıyorum gözlerimi demirlediğim ayak bileklerinde... Bir şeyler akıp gidiyor derinlerime... İçeriden gelen tıkırtılarla kendime geliyorum. Feneri mümkün olduğunca yakmadan, aklımda kaldığı kadarıyla çekmecenin yolunu kestirmeye çalışıyorum. Komodinin üzerinde çerçeveli bir kaç resim olduğunu fark ettiğimden, çarpmamak için oradan dikkatli geçiyorum. Yan tarafındaki çekmeceleri eşeliyorum. Bir miktar para ve üç tane bilezik çekmecede duruyor. Bir kaç resimde burada saklı. Resimde sarı t-shirtlü küçük bir kız çocuğu ilişiyor gözüme. Kısa bir duraksamadan sonra, çerçeveli küçük resmi elime alıyorum. Kapının oraya doğru gidip, arkamı yaşlı kadına dönüyorum. Işığı resmin üzerinde gezdiriyorum. Işığın her değdiği yer, göz yaşlarıma gebe. Nefesim hızlanıyor. Göz yaşlarıma hakim olamıyorum. Yaşlı kadına dönüyorum, son kez bakıyorum. Resmi alıyorum sadece yanıma. Çıkıyorum odadan. Hafif bir ses tonuyla sesleniyorum; 'Kadın uyandı'. Herkes elindekileri bırakıyor, panik halinde mutfağa yöneliyoruz. Aralık pencereden bir bir çıkıyoruz, atıyoruz bir solukta kendimizi dışarı. Evden yeterince uzaklaşınca, Karabasan ensemden yakalıyor. 'Ne oldu len?' 'Abi kadın uyandı'. 'Gördümü seni?' 'Yok görmedi yere saklandım, sesi kesilince çıktım odadan'... 'Beyler olmadı, bu hiç olmadı.Biliyorsunuz değil mi?'. Cevap vermiyoruz, ekmekleri yediğimiz yere geliyoruz. Çöküyorum dizlerimin üstüne. Kendimi yıllardır komada yatan ve biranda uyanan bir hasta gibi hissediyorum. Halsiz kalıyorum. Aklım resimde... 'Yarın işe devam, uyuyun şimdi' diyor Karabasan. Barut yanıma doğru sokuluyor. 'Ne oldu sana' Gömleğimin cebinden resmi çıkarıyorum. Uzatıyorum. Barutun gözleri yuvalarından fırlıyor. Karabasan’a dönüyor, onun duyamayacağı şekilde 'pislik herif' diyor. İkimiz de başımızı duvara yaslıyoruz. Gözlerimiz aynı günü hayal ediyor kuşkusuz. Küçük kızı Karabasanın elinden aldığımız anı. Onun cansız minik bedeninde, tüm çiçeklerin solduğunu görüyorum. İçimdeki öfke taşıyor. Neden burada olduğumu soruyorum kendime. Göz yaşlarım üşüyen yanaklarımı ıslatarak süzülüyor. Böyle olmamalıydı diyorum. Böyle olmayacaktı. Öyle demişti...! Babamın tokatlarının bile, o günden sıcak olduğunu anımsıyorum. Küçük kızın cansız bedenin başında, zevkten dört köşe sigara içen Karabasan’ın o anından sıcaktı babamın bütün tokatları. Titriyor bütün bedenim. Sarsılıyorum. Barutla tek kelime etmiyoruz. Öfkem göz yaşlarımda patlıyor... 

 

Şafak sökerken, usulca bir yağmur selamlıyor bizi. Karabasan uyanıyor. Gözlerini ovalarken daha, nasıl bir günah işlesem diye düşünüyor. Ayağa kalkıyorum, Karabasan’ın yanına doğru yaklaşıyorum. 'Bitti' diyorum. 'Benden bu kadar.’ Hemen toparlanıp ayağa kalkıyor. İki eliyle boğazıma yapışıyor. O hepimizden güçlü. Çiviliyor beni duvara adeta. 'Öldürürüm seni' diyor. 'Öldürürüm'... Kurtuluyorum elinden. Barutla birlikte çöküyoruz üzerine doğru. Bıçağını çıkarıyor Barut. Yüzünde gezdiriyor bıçağın ucunu. 'Biz evden kaçarken, yeni bir hayat kurmayı, dayağın olmadığı bir hayat kurmayı planlıyorduk. Sen bizi katil de yaptın, hırsız da. Ama hiçbir şey senin ciğerini sökmek kadar huzur vermeyecek bana. Küçük kız değil sen ölmeliydin... Öleceksin...!' 

 

 

Kaçıyoruz sabahladığımız yerden. Karabasan yanımızda olmadan. Herkes kendine söz veriyor, bundan sonra kumanyamız yağmur da olsa, önce insan olacağız diye. Ve siliniyor emniyetten iki tane kayıp ilanı... 

 

 

burcucelepikibinsekiz

 

Burcu CELEP | 28/12/2013

6 Yorum | 1016 okunma | 0 beğeni

Yorumlar

Yorum Yapabilmek için Üye Girişi Yapmalısınız

Burcu CELEP 28/12/2013 19:08

Ve bile isteye en sona bıraktığım Yasemin Hanım; sizinde Yağmur' a aşık olduğunuzu düşündüm.. Hemen her yazımda kullandığım bu duru güzellikten asla vazgeçemiyorum.. Hemen bir cümleye iliştiriveriyorum.. Çok teşekkür ederim efendim. Saygılarımla..

Burcu CELEP 28/12/2013 19:04

Ayşe Hanım; güzel yüreğinizin güzel görüşlerine sonsuz teşekkürlerimle. Hoş bulduk efendim..

Burcu CELEP 28/12/2013 19:03

Ramazan Bey; ne diyeceğimi nereden başlayacağımı bilemedim. İnanın.. Bundan beş sene önce henüz 21 yaşındayken yazmış olduğum, beni yazın hayatına atayan ilk öykümdür ve yeri ben de apayrıdır YAĞMUR KUMANYASI' nın. Nasıl duygu seline kapıldım bir çırpıda okudum yazdıklarınızı bilemezsiniz. Ben hala yolun en başında olduğumu ve hala yazdıklarımın 'Burcu'nun acemi işleri' olduğunu belirtmek isterim. Söylediğiniz her cümle kulağıma küpe, başıma taçtır. Çok teşekkür ederim güzel yorumlarınıza. Sevgiyle her dem..

Burcu CELEP 28/12/2013 18:55

İbrahim Bey; 'gardaş' kelimesini çok severim. :) Başta bunu söylemek isterim. Akabinde de hikayeme yorumunuzla renk kattığınızı belirtmek isterim. Teşekkür ederim. Saygılar efendim.

İbrahim Çelikli 28/12/2013 09:39

hayat kendinden emin olanlar için geriden gelen korkular değil tyarınların bilinmezliğinden sevdikleri adına korkular taşır elde değildir telaşlanmamak acabalar içinde uykunun bölünmesi insanız nihayet "asude olam dersen gelme cihane" demişler çok ötelerden.. yazar etraflıca yazarken hedef görmezden gelinerek okuyucuya hissettirmek bulmacayı çözdürmek istemiş tebrikler gardaş

Yasemin Demir 28/12/2013 00:37

Bir yazı yağmur derde Yağmur zamanı orada olmazmı bu kalemi çok seveceğiz belliki ne güzeldi ...

Radyo


Siz de Dinleyin:

Son Yorumlar

Orhan Tiryakioğlu
TUTKUNUYUM BU YANGININ
Bir şiir böyle akıtılır bir tuvalde, işte b...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Zail
haşa, hak zail oldu dedirten, haktan sapıp, ba...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Çıkmaz Sokak..........V.K
İyi kötü çatışmasını, ortamın kötüye ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
İnsan Kalabilmek İçin
halk dilini kullanıp, halkın içindeki olaylar...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
BEKLER DURURUM
uzun dizelerin betimleme dozu azalırsa, uyaklar...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Koruk Acılar ............
rahat heceli bir türü kullanmak yoluyla, hece ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
ELLER NE DERSE DESİN
Öbeklerdeki hece, nefesimizi dengeledi. ahenkle...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
//*ÖYKÜ….
yürekteki sevdanın renklerini veren değerli t...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Yakıntı
selin yağmurun duası aklıma geldi '' ay dede ...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Orhan Tiryakioğlu
Bilemediğim yere...
bir ömür boyu ardışık nice tuvali aktarmak ...
(Orhan Tiryakioğlu tarafından)
Devamı
Yasemin Demir
Ölüm o kadar kötü değil
Şiire geç kalmışlığım kendime geç kalmı...
(Yasemin Demir tarafından)
Devamı
Ramazan Topoğlu
Savunma
Üçüncü kişi de gelmişler:) ...
(Ramazan Topoğlu tarafından)
Devamı
Zekai Budak
Gizleneyim
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
HİÇLİK PERDESİ
günün seçkisini ve şairini Şİİr zamani ol...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
Yürek Yarasıyla Kanar Giderim
günün seçkisini ve şairesini Şİİr zamani ...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
Zekai Budak
YALANCI DÜŞLER
günün seçkisini ve şairesini Şİİr zamani ...
(Zekai Budak tarafından)
Devamı
vedat dündar
Yakıntı
Yani son derece riskli bir şiir gibi geldi önce ...
(vedat dündar tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Yakıntı
Iç sızımızı uzaklara anlatma..uzaklarda, çoc...
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Tayyibe Atay
Fırçanda Monalisa’yım
Teşekkür ederim..selam ve saygılarımla......
(Tayyibe Atay tarafından)
Devamı
Hasan  Büyükkara
Yürek Yarasıyla Kanar Giderim
Güzel ve şirin bir dere gibi akıp gitmiş şiir...
(Hasan Büyükkara tarafından)
Devamı

Linkler